Bugün 3 Aralık

Bugün 3 Aralık. Bir haftadır kafam karmakarışık. Bir önceki günlük yazısının sonunda (Bkz: Bugün) kendime sorduğum sorularla ve yenileriyle boğuşmaya devam ediyorum.

Bu kalıpların hepsi şiddet döngüsü içinde kalan “kurban” kişinin karakterize davranışları arasında sayılabilir. Benim özelimde bu davranışların sadece onunla ilişkimde ortaya çıkıyor olması ki bunun analizi çok uzun sürer, temelde yatan sebepleri bulmamı zorlaştırıyor. Sanırım onun zararlı etkilerinden zihinsel ve duygusal olarak kurtulmamın kilit noktası da burası. Onun saldırılarına benim verdiğim tepkilerin sebeplerini kavrayabildiğimde artık bir “kurban” olmaktan çıkıp sağlıklı yanıtlar verebilir hale geleceğim. Burada kast ettiğim sağlıklı tepki, durumun gerektirdiği eylemleri hemen gerçekleştirmek. Daha fazla tolerans göstermeden, alttan almadan, olayların şiddetini gözardı etmeden ama zayıf davranmayacağım derken abartıya da kaçmadan kendimin ve oğlumun sağlığımız ve güvenliğimiz için elimden geleni yapmak.

Bu anlamda yasal olarak ne yapabileceğimi araştırıyorum ki bu haftanın en önemli olayı bu konuda yaptığım başvuruydu. Tedbir için başvurdum ve üç ay için karar çıktı. İki hafta içinde itiraz hakkı var. (Bahsetmişken kısaca bilgi vereyim; çünkü bu koruma yasasından haberdar değiliz anladığım kadarıyla. 6284 sayılı bir kanun var, aile içi şiddetten korumak için şiddete maruz kaldığını iddia eden kişiye pozitif ayrımcılık uyguladığı, kapsam ve uygulamada eksikler olduğu gerekçesiyle bir kesim tarafından eleştirilen, önleyici amaçla çıkarılmış bir kanun. Buna göre, başvuran kişiyi olası tehditlerden hızlıca korumak amacıyla ispat aranmıyor ve karar kısa sürede veriliyor.)

Onun zihinsel yapısını düşünürsek savaş başlatmış oldum. Karar hakkında bilgi verdiğim yakınlarımın çoğunun ilk tepkisi de “Aman daha çok saldırganlaşmasın!” minvalinde oldu. Ben kendimle neden şimdiye kadar harekete geçmediğime dair çatışırken ve nihayet bir süreliğine de olsa tacizsiz yaşama ve kendimi toplama olanağına kavuşacağıma dair umutlanmışken bu tepkiler şiddeti kabullenmedeki sağlıksızlığımızı, hak aramadaki özrümüzü gösterdi bana bir kez daha. Huzur hakkımı aradığım için, yasal mercilerden yardım istediğim için beni kışkırtıcı olarak görüp bana daha büyük kötülükler yapacağından korkanlara yönettiğim “Peki ne yapayım? Sonsuza kadar bana böyle davranmasına izin mi vereyim?” sorusuna ise sessizlikle yanıt verildi. Onunla yaşadıklarım ile kendimi çözme ve iyileştirme çabalarım yeterince yorucu değilmiş gibi bu gibi olumsuz yorumlar da enerjimi çalıyor. Uzaklaşmak istiyorum bu insanlardan. Sonra bakıyorum zaten üç beş kişi var konuşabildiğim. Keder basıyor.

Son günlerin en yoğun duygusu uzaklaşma ihtiyacıydı yine de. Dayanma sınırımı aştığım noktada oğlumu alıp kafa dinleyebileceğimiz bir yerlere kaçma ve nefes alma… Soru ve sorunlar benimle geldiği sürece ne işe yarar bilmiyorum; ama düşünüyorum.

Bir yandan, yasal sürecin başlaması bende yoğun baskı yaratıyor. Savaşmak istemesem de güvende olduğumuzu bilmeye ihtiyacım var. Bu doğrultuda ne yapmam gerektiğini çözmeye çalışırken zihnimin bir tarafı bana yaşattıklarını nasıl kanıtlayacağımı sorgulayıp durdu bir süre. Hatta bunun için dönüp yazışmalarımızı okudum ve bir kez daha eski günlere döndüm. Aramızda kıyamet koptuktan sonra kendince arayı düzeltme çabasıyla ya da basitçe unuttuğu veya önemsemediği için hiçbir şey olmamış gibi yazdığı mesajlar ilişti gözüme ve benim uzatmamak adına, alttan alıp unutmak adına onun oyununa katılışım… Geçmişe çok dönmeyeyim yine. Yazışmaları okumak ve milyonuncu kez yaşamak, geriye dönmeleri azaltmam gerektiği konusunda beni uyardı ve beynimin bir köşesinde yanıp sönen “Nasıl kanıtlayacağım?” sorusunu susturmamı sağladı.

Evet yasal süreç ilerleyecek; fakat benim derdim başkalarıyla değil. Her şeyden ve herkesten önce kendimle. Önce korunma ve iyileşme.

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir