Bugün 8 Aralık

Bugün 8 Aralık. Günlerdir uykusuzum. İki gece önce yine bir migren atağı geçirdim. Son birkaç yıldır hayatımdan çıkarabildiğim migren on iki günde iki kez kapımı çaldı. Bedenim, içinde bulunduğum stresi ve kaygı durumunu yönetmekle ilgili ipleri elime almakta geç kaldığımı haber veriyor. Farkındayım. Yavaş da olsa gerekenleri yaptıkça kendime geleceğimi biliyorum.

Birkaç gündür bloga yazamıyorum. Boşladığımdan ya da sıkıldığımdan değil, Can’dan arta kalan zamanlarda dava konularıyla uğraştığım için vakit kalmadığından. Halbuki yazmak istediğim tonlarca şey var. 

Ben bir süre şehir dışına çıkmayı düşünüp bu sezonda açık olabilecek ve Can’ı rahat ettirebileceğim bir yer ararken hafta başında narsistin Can’la görüşme saatlerinin düzenlenmesiyle ilgili olarak açtığı davanın tebliğ belgesi geldi. Davayı bekliyordum da, dava dilekçesinde yazılanların bu kadar gerçekdışı olmasını kaldıramadım. Ruh sağlığı yerinde olan insanlar bile boşanırken çekişmeli velayet davalarında saçmasapan bir ruh haline giriyorlar biliyorum. Ortam çirkinleşiyor, birbirlerinin yüzüne bakacak halleri kalmıyor evet. Hal böyleyken onun gibi günlük hayatı yalandan ibaret bir insanın mahkeme söz konusu olduğunda dürüst davranmasını da beklemiyordum tabi ki. O kadar saf değilim. Öte yandan, onun her can acıtıcı hamlesinde olduğu gibi bu kadarını düşünemediğim için sarsıldım. Bilmek ve beklemek başka, bizzat karşı karşıya kalmak bambaşka.

Bir kez daha hatırladım neden başından beri mahkemeye başvurmaktan kaçındığımı. Kendime kızgınlığımın bir düğümü daha çözüldü. Haklı bir düşünce olsun olmasın, dava sürecindeki çirkinlikleri yaşamaktan kaçındım ben bunca süre; olayların daha büyümesinden, üzerimde daha fazla baskı oluşturmasından… Şimdi o kaçınmanın sebepleriyle yüzleşmek kendime kızmamamı sağlıyor. Bununla birlikte, oğlumla güvenliğimizi sağlayabilmek için bunlara katlanarak üstüne gitmem gerektiğini görüyorum. Zor olacak; ama başaçıkabilirim.

Yasal sürecin bana en acımasız gelen kısmı onun psikolojik olarak sorunlu bir kişilik yapısına sahip olduğunu kanıtlasam da Can’ı koruyacak türde bir kararın çıkma olasılığının çok düşük olması. Adım adım gideyim:

Öncelikle onun narsistik kişilik bozukluğu sahibi oluşu sadece benim kanım. Bu konudan bahsettiğimde hukuk insanları da diğer birçok kişi gibi kötü ayrıldığı sevgilisine hakaret etmek için “pis narsist” diyen bir kadın görüyorlar karşılarında. “Geç bunları” diyen bakışları kanıksadım.

Diyelim ısrar ettim, açıkladım, ikna ettim. Önemi yok. Zira hem kendisine bir teşhis konması gerek hem de teşhis konsa da çocuğuyla ilişkisini düzenlerken göz önünde bulundurulacak kadar önemli bir sorun olarak görülmüyor. Yani adam paranoid şizofren olsa neyse; hem teşhisi daha kolay hem de bir “akıl hastalığı” olarak görüldüğü için “tehlikeli”. Oysa bir sosyopat, bir narsist, bir sınır kişilik bozukluğu sahibi kişi, zarar verici davranışlarda bulunduğu kanıtlanmazsa yasal olarak “tehlikeli” sınıfına girmiyor. Bana karşı her iddiası, her ifadesi, her ithamı, bana ve Can’a karşı her davranışı narsizmin tipik bir ürünü olsa da davanın narsizmle bir bağlantısı kalmıyor bu durumda.

Narsizmi bir kenara bırakalım. Adı, sebebi, kalıbı ne olursa olsun bana ve Can’a yaşattıkları için manevi tazminat davası açmadığım takdirde bir yargılama söz konusu olmuyor. Hukuki temelde bir mantığı vardır eminim. Hatta bilen biri varsa anlatsın, sevinirim; çünkü bunu anlamak bana zor geliyor. Hukuk sisteminden çok uzak sayısal kafalı bir insan olarak psikolojik şiddetin bir suç olduğunu ki yasalar da böyle kabul ediyor ve bir kişinin yargılanması için psikolojik şiddete uğrayan kişinin herhangi bir talepte bulunmadan şikayetçi olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şunu demek istiyorum: Hırsızlık, cana kast etme, yaralama gibi suçlarda cezayı mahkeme verirken psikolojik şiddete uğradığınızda yargılanması için bir tazminat talebinde bulunmak bana adil gelmiyor. Hukuk ve adalet kavramlarını tartışmaya girmeyeceğim.

Benim gibi parayla temas etmek istemeyen bir insansanız bu seçenek sunulduğunda durup düşünüyorsunuz. Halihazırda dört duvar arasında yaşananları kanıtlamak gereğinden fazla zorken bir de para isteyen insan konumuna düşmek istemiyorsunuz. Tek istediğimin, onun kendisini seven ve ona karşı savunmasız olan insanlara karşı tehlikeli biri olduğunu ortaya çıkararak kendimi ve oğlumu korumak adına yasalara sığınmak olduğunu anlatmam çok güç. Hukuk benim kafamdaki gibi işlemiyor.

Her neyse, süreç başladı. İlerleyecek. Keşke bu aşamada birileri bana şu yazdıklarımın karamsar olduğunu, yanlış bilgiler içerdiğini, yapılabilecek etkili bir şeyler olduğunu anlatabilse…

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir