Korkuyla Yaşamak

Korkuyla yaşamak hakkında bundan iki yıl önce fikir beyan etmeye çekinirdim. Bilmez, anlamazdım. Şimdi kahrolurken biliyorum artık. Korkuyorum evet!

Çöp koymak için kapımı açarken, evden dışarı çıkarken, dışarıda oğlumla vakit geçirirken, bilmediğim bir numara aradığında, bir posta geldiğinde…

Birkaç gün mola verdikten sonra yazılara geri dönmek niyetindeyken ve bu akşam bambaşka sözcükler sıralama isteğindeyken korkularım ve kaygılarım içimi dökme ihtiyacı doğurdu. Zira yazmak, Can’ımın o masum varlığı dışında beni en çok rahatlatan şey şu aralar.

Oysa öylesine kilitlenmiş durumdayım ki ne yazacağımı bile bilmiyorum. Bildiğim, beni bu korkuyla yaşamaya mahkum eden herkese ve her şeye karşı isyan içinde olduğum. Ne koruma kararı ne yasalar onun için engel değil; çünkü o her zaman haklı olduğundan emin duruşuyla yasaların üzerinde doğru yoldan değilse yan yollardan saldırmaya devam ediyor. Hukuk sistemi de mükemmel değil ki bizi gereğince koruyabilsin!

Dünyadan habersiz bebeğimle birlikte bir meydana çırılçıplak bırakılmış gibiyim. En beklemediğim zamanda en beklemediğim şekilde taciz edilmeye devam ediyorum. Yalnız, kimsesiz…

Ne kadar tehlikeli olduğunu, bize neler yaşattığını, yaşattıklarının etkilerini anlatamıyorum. O sahte sevimliliği, kendini mağdur göstermekteki başarısı, ikna ve manipülasyon yeteneği her zaman olduğu gibi bu süreçte de onu güçlü kılıyor. O pahalı takım elbiselerin arkasındaki para ve statü takıntısını, kendinden emin tereddütsüz duruşunun aslen vicdandan, sevgiden, kaygıdan bihaber oluşundan kaynaklandığını, yaşananlara dair ve hakkımda anlattıklarının neredeyse tamamının yalan olduğunu bir tek ben biliyorum.

Oğluyla görüşmenin aslında umurunda olmadığını, sırf haklı çıkmak, sırf kazanmak, sırf bize işkence etmeye devam etmek için bu davayı sürdürdüğünü gösteremiyorum kimselere.

Hiç bu kadar yalnız, hiç bu kadar savunmasız hissetmemiştim kendimi. Hayatımda hiç “düşman” ne demek bilmemiştim. Öğrenmem sanmıştım. Her saldırısında daha açık görüyorum şimdi “düşmanın” ve “düşman gölgesinde yaşamanın” ne demek olduğunu.

Bu arada Can’ın farkındalığını ve etkilenişini küçümsediğimi anladım. Yavrucak dava süreci gereği babasını gördükten sonra bir hafta kendine gelemedi. Başta bir tür gelişim atağı geçirdiğini sandım; ama birkaç davranışı beni uyandırdı. Babasıyla düzenli görüştüğü dönemde yaşadığımız ve son dönemde ortadan kalkan sıkıntılar birkaç günlüğüne de olsa yeniden kendilerini gösterdiler. Hala uyku sorunları devam ediyor. Gördüm ki kuzum da bir tür travma sonrası stres yaşıyor, onu görünce yeniden depreşiyor korkuları.

Acı çekiyorum…

Onun bu anlamsız savaşın içine doğmasındaki ve bununla büyüyecek olmasındaki sorumluluğum beni mahvediyor. Benim yanlış kişiye güvenmemin cezasını o tertemiz ruhuyla o pırıl pırıl gözleriyle şimdiden bebeğimin çekiyor olmasını kaldıramıyorum. Analı babalı sevgi dolu bir yuvada büyümenin nasıl bir ayrıcalık olduğunu ve benim bir tanecik oğlumun buna hiç sahip olamayacağını bilmek beni paramparça ediyor.

Halbuki şu an tek ebeveynli de olsa istismardan uzak, huzurlu bir yuvası olmasına bile razıyım. Güvende hissedebilmek ne değerliymiş meğer! Üçüncü sayfa haberlerinin senden çok uzaklarda olduğunu düşünmek, yasaların seni koruduğuna inanmak nasıl bir rahatlıkmış! Korku içinde yaşamak ne dayanılmazmış!

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Korkuyla Yaşamak” için 12 yorum

  1. Bilemezdiniz. Bu tür kişiler hakimleri dahi kandırabiliyorlarmış. Ve bire bir şahit oldum. Nacizane tavsiyem içten mücadele edip dıştan ona layık değilmişsiniz gibi davranmak ve kendi içine patlatmasını sağlamak. Böylelikle bir hata mutlaka yapacaktır. Bırakın kendisini sizi anlamamakta ısrar eden çevre-toplum ne derseniz orada patlatsın. Sevgiler, kolaylıklar.

    1. Teşekkür ederim yorumunuz ve öneriniz için.
      Bir başka isyanım zaten bu sistem içinde olan insanlara ve onların eğitimlerine karşı. Bir avukat bir hakim nasıl olur da kişilik bozuklukları konusunda bilgi sahibi olmaz, eğitilmez, kendini geliştirmez, aklım almıyor.
      Ne yazık ki denediğim ama işe yaramayan yöntemlerden biriydi önerdiğiniz. Beni tüketene kuzuyu mahvedene kadar vazgeçmeyecekmiş gibi hissediyorum. Boğuluyorum.

      1. Tahmin etmiştim denediğinizi. Sizde bu ışık olduğu müddetçe bu adam sizden gitmez. Maalesef yeni kurban için üzgünüm, ama bu tür kişiler dünyadalar ise sorunları paylaşmak durumundayız, sıranızı savdığınızı düşünüyorum, ışıklı yeni bir kurbana gitmesini diliyorum. Sonuçta bebeğiniz söz konusu.

        1. O ışığı ben görebilsem sanırım yolumu bulacağım; ama şimdilik çok karanlık. Umarım sıramı savdığım konusunda haklı çıkarsınız. Sevgiler

  2. Narsistik kişilik bozukluğu doğası itibarıyla olumlu/olumsuz tepkiden beslenir. Bu adama “yokmuş” gibi davranın… konuşsun, istediğini söylesin, dikkatinizi başka şeye verip duymayın söylediklerini .. Zaten çok yakında yeni “besin- supply” bulacak ve sizi rahat bırakacaktır .. Bu arada ailenizle beraber yaşama şansınız yok mu?

    1. Çok haklısınız, ancak şu sıralar tacizleri daha çok yürüyen dava üzerinden ağır iftiralar atmak ve uzaklaştırma kararının sınırlarını zorlamak şeklinde. Dolayısıyla dava sürecini etkileyebilecek tüm saldırılarına kağıt üzerinde de olsa yanıt vermek durumundayım. Bu bile onu beslemeye devam ediyor olsa gerek.
      Bu arada, korkarım onun bir sonraki besin olarak kendine seçtiği hedef oğlum. Şu an uzaklaştırma kararı yüzünden benden de ondan da istediği gibi faydalanamadığı için çıldırmış vaziyette ve yoğun saldırı halinde. Can’ın onun besini haline gelmemesini nasıl sağlayacağımı ise hiç bilemiyorum.

      1. Bir de bana yaptıklarında kendimi yönetebilsem de Can’a fiziksel ya da duygusal olarak zarar vermesine tepkisiz kalmam mümkün değil.

      2. Yaptıklarını ispatlama şansınız olmuyor mu? Belki bir ses kaydı? Telefon dökümü? Mesajlar? Eve geldiğinde ses kaydı alma şansınız olur mu? Mahkeme bu tip delilleri kabul ediyor mu bilmiyorum, ama sakın vazgeçmeyin. Er geç açık verecektir. Acaba şiddet mağdurları için kurulan kadınlarımızı koruyan derneklerden fikir alsanız? Oralardaki avukat ve yetkililerle görüşseniz? Bu bir şiddet, duygusal şiddet ve fiziksel şiddete dönüşüme durumu da olabilir (Allah korusun), bu adamda bu potansiyel mevcut.

        1. Ses ve görüntü kayıtları kişinin haberi olmadan alındığında özel hayatın gizliliğine aykırı olduğundan delil olarak kabul edilmiyor. Hatta suç sayılıyor. Yazışmaları kullanıyorum; ancak öyle bir şey ki benim dayanma sınırıma gelmeme sebep olan, yüzüme karşı küfredip yazışırken rica minnet cümleler sarf etmesiydi. Dava için kendine kanıt oluşturmaya çalıştığını anladığım noktada yazışmayı kestim.
          Sözünü ettiğiniz gibi bir derneğe danıştım ve avukatlarından fikir aldım. Ne yazık ki, sistemin olanakları kısıtlı. Başkaldırı (http://www.narsistleyuzlesme.com/gunluk/baskaldiri/) yazısında biraz sistem eleştirisi yapmıştım.
          Kanıtlayabildiğim bir kısım olay ve yazışma var tabi ki; ama en ağır olayları yani dört duvar arasında yaşanan şiddeti, evime gizlice girişini, tehditlerini, özellikle dava için önemli olan Can’a karşı olumsuz davranışlarını ispat edemiyorum.
          Üstelik, şaşırtıcı olmayan bir şekilde dışarıda çocuğunu çok seven ve onu göremediği için perişan olmuş ilgili babayı oynuyor. Hakkındaki uzaklaştırma kararı bir iftira sonucuymuş gibi davranıyor. Hatta davadaki ağır ithamları dolayısıyla kendimi savunmak adına verdiğim ifadeleri hakaret sayıp hakkımda suç duyurusunda bulunmuş! Bazen öyle bunalıyorum ki, blogu ifşa edip mahkeme yetkililerinin okumalarını sağlamak istiyorum; ama dava savunmamı hakaret sayan adam blogu keşfetse kimbilir neler olur!
          Kısacası, durumun vehameti yanında yapabildiklerim çok sınırlı. Önerileriniz için çok teşekkür ederim. Fikirleriniz, elimden geleni yaptığıma dair beni güçlendirdi. Ve tabi ki vazgeçmeyeceğim.

          1. Er geç açık verecek… Bu tip kişiler toplumda “mükemmel insan” ı çok iyi oynarlar. Herşeyleri sahte!!! Karakteri yok, maske ile dolaşıyor. Sizi mutsuz, çaresiz gördükçe bundan besleniyor. İçiniz kan ağlasa da ona karşı güçlü durun. Bu onu sinirlendirecek, kendini kaybedecek ve bir noktada açık verecek !!! Bu insanlar HASTA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir