Ve Dava Bitti

Ve dava bitti… Ya da en azından şimdilik öyle görünüyor. Hukuk sistemine, mahkemelere, insanlara olan inancımı tekrar tekrar sorguladığım süreç ise sonra ermedi. Tabi narsistin sürekli saldırıları da… Çok zamandır bizim durumumuz hakkında yazmamıştım ya, sıkça soranlar oluyor. Hem samimi ilginize yanıt vermiş olayım hem de son deneyimleri paylaşayım istedim.

Hukuki süreçte Can’la görüşme sürelerinin belirlenmesi için süregelen dava tamamlandı geçtiğimiz haftalarda. Dava bitse de, haklılık iddiaları ve mağdur imajını güçlendirmek üzere olan girişimleri hem hukuki hem de sosyal zeminde pek tabi bitmiyor. Davada ise daha önce defalarca yazdığım üzere psikolojik istismarın kanıtlanamıyor olması oğlumun istismarcı babası yüzünden yaşadığı sıkıntıları mahkemenin görmemesine sebep oldu. Öyle ki, ne tanık ifadelerinde ne karar metninde babanın çocuğa uyguladığı şiddeti ifade eden tek bir cümle yok! Duruşmalar öyle baskı altında geçti ki tanıklara babayla çocuk arasındaki ilişkiye ve bu ilişkinin çocuğa olan yansımalarına dair soru sormamıza bile izin verilmedi. Gerekçe, dava konusunun görüşme saatlerinin belirlenmesiyle sınırlı olması idi. Yani, bir velayet davası olsa babanın çocuğa eziyet edişi konuyla ilgili, ancak aynı babanın çocukla ne kadar birlikte zaman geçireceği belirlenirken değil. Öyle mi? Ya da belki hakim hiç inanmadı yazdığımız şiddet beyanlarına? Hangisi daha kötü inanılmamak mı? Yoksa önemsenmemek mi?

Oğlumun her görüşme sonrası ruhu kendisinden koparılmış gibi donuk ve ağlamaklı geri dönüşü, konuşmaya başlaması ve yeniden iletişim kurması için koynumda en az yarım saat sarılarak meme emerek oturması(evet öyle yoğun bir ayrılık kaygısı ki yaşadığı hala meme emiyor oğlum), sonraki gecelerde korkuyla defalarca uykusundan çığlık atarak uyanması, günlerce bana yapışıp dayısı anneannesi gibi en yakınlarına bile gitmemesi, her görüşmeden vücudunda morluklarla gelmesi (-Ne oldu oğlum buraya? – baba ev düştüm, – Baba ne yapıyordu? Baba ya telefonla konuşuyor ya televizyon izliyor ya da bilgisayarda yazıyor…), besin alerjisi olan çocuğa defalarca uyarıldığı halde hassasiyeti olan gıdaları yedirdiği için günlerce bağırsak sıkıntıları yaşaması ve yazamayacağım daha bir sürü istismar çıktısı, kanıtlanamayan dolayısıyla da hukuki süreçte önemi olmayan hadiseler. Oğlumun elimde acı çekmesine ve sağlığının bozulmasına karşı psikolojik, fiziksel, ekonomik ve hukuki her koşulu sonuna kadar zorlasam da “hukuki anlamda” yapabildiğim tam anlamıyla “hiçbir şey”!

Öte yanda, karşı tarafın olabilecek en narsistik manipülatif tavırla yazdığı iftiralar, dosyaya eklediği onlarca “mutluluk” fotoğrafı. Baba oğlu sarılmış, oğlumun yüzü gülüyor. Bu kadarı yeterli babanın oğluna kötü davranamayacağına ve hatta benim şiddete dair beyanlarımın kendisine karşı duyduğum “husumetten” kaynaklandığına inanmaya! O fotoğrafları çekip istediğini aldıktan sonra bir anda çocuğa karşı tavrı değişen, resmen yanındayken çocuğu terk eden bir baba nasıl tahmin edilebilir? Çocuğun o terk edilmelerden sonra kafasının nasıl karıştığı nasıl anlaşılabilir?

Düşünün, uzunca bir süre bebeğe karşı açıkça yaptığı zorbalıkları, bebek anlamaya ve başkalarının yanında babasının kucağına gitmeyi şiddetle reddetmeye başladıktan sonra yüz seksen derece çeviren biri var karşımda! Artık, zamanında bana yaptığı gibi sevgi görüntüsü altında çocuğun baba sevgisine olan ihtiyacını kullanarak manipüle ediyor kuzuyu. Ve ben oğlumun ruh sağlığını düşündüğüm için dolaylı olarak destek veriyorum buna.

Nasıl?  Neden?

Çünkü mahkeme kararı var, babasıyla gitmek zorunda. Çünkü babasının kendisine yaşattığı travmaların devamının geleceğini anlarsa ona gitmeyi şiddetle reddedecek ve sadece görüşme gününün gelmesi bile yavruma yeni travmalar yaşatacak.

Hal böyle olunca, psikolog desteğiyle, uzun süreli telkinlerle, babayla güzel vakit geçireceğine inandırma çabası mecburi oldu. İşe de yaradı. Bu çabalardan sonra gitmeyi reddetmedi artık. Narsist, yukarıda bahsettiğim gibi sevgi bombardımanı maskesini de takınca oğlum babasına karşı sevgi beslemeye çalışır oldu. “Çalışır” diyorum; çünkü hala korkuyor. Sonrasındaki tepkileri kafa karışıklığı ve korkunun eseri belli ki. Hala, görüşmeden önceki bir günde ona görüşme zamanını söylemiyorum; çünkü görüşme sonrasında yaşadığımız korkulu geceleri o zaman da yaşıyoruz.

En son görüşmelerinde, koşarak ve gülerek gitti babasına; dönüşte aynı acıları yaşamış olsak da! Ve o koşarak giderken ona gülüyordum ben. Dönüp bana baktı ve onay istedi resmen. Başımı onay anlamında sallayıp gülümsedim ona. İçimden ne geçiyordu o an? Korkarak gitmesinden, gitmek zorunda olduğunu düşünerek çaresiz hissetmesinden daha iyi olduğunu düşünüyordum bunun. Bir yandan da bu kandırmaca ile büyümek zorunda kalmasındaki payıma lanet ediyor ve onu böyle telkinlerle babasına teslim ettiğim için bana kızacağı günlerin ne zaman geleceğini sorguluyordum.

Çok ince bir buz tabakası üzerinde yürüyor gibi hissediyorum sürekli. Oğlumun bu zehirli insanla kopmaz bir bağı varken ihtiyaç duyduğu güven ortamına sahip olması, o tertemiz dünyasında kendisine verilen zararlardan mümkün olduğunda korunması çok ince çabalara, yoğun emeklere bakıyor. Ben de her adımda buzu çatlatmadan nasıl ilerleyeceğimi görmek zorundayım. Yorucu evet, inkar etmeyeceğim. Oğlum için herhangi birimizin yavrusu için değer.

Bununla birlikte, olması gereken benim bir anne olarak tek başıma her güçlüğün üstesinden gelmek zorunda bırakılmam olmamalı. Aynı şeyi bininci kez yazsam da devlet, hukuk, adalet sistemleri ve tabi insanlar, toplumlar bu işkenceleri görmezden gelmeye bir son vermeli. Kimseyi böyle bir baskı altında yaşamaya mecbur etmemeli!

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Ve Dava Bitti” için 8 yorum

  1. Merhabalar,
    Aynı süreçleri defalarca yaşayan biri olarak sizi öyle iyi anlıyorum ki her defasında geri dönme sebebim oldu çocuklarım. Bu döngüyü yıllarca bozamadım. Ayrılırsam onlara yalnızken yaşatabileceklerini kimse anlamasa da ben bildiğimden defalarca tekrar tekrar sabırla büyümelerini bekledim.

    Biri 8 diğeri 13 yaşında iki çocuk annesi olarak nasıl üstesinden geldiğimi anlayamadan yaşadığım onca yılın ardından şimdi çocuklarımın gözüyle ben bir kahramanım. Çok mutluyum. Çocuklarım her şeyin farkında olarak kendilerini ifade edebilecek kadar büyüdüler. Her zaman yanlarında oldum. Babalarının hastalığını açıkça anlattım. Bir tiyatro sahnesinde onun istediği gibi roller yaşadık yıllarca. Benim sevgim, ilgim ve sabrım yaşadıklarını atlatarak hayata daha emin adımlarla yürümeleri sağladı. Gördükçe gurur duyuyorum hem onlarla hem kendimle. İyileşmeye o kadar hazırmışız ki üç kişilik hayatımız muhteşem, çok eğlenceli. Ekonomik olarak herşeyimi vererek kurtulabildim, kanser oldum, çok zorlu bir geçim mücadelesi veriyorum; ama çoook huzurluyum 😊kurtuldum.

    Tabi bu kurtuluş normal insanların anlayacağı türden bir kurtuluş değil. Hiçbir şey kolay olmadı ve olmayacak. Ara ara tacizler, sinir krizleri, öfke patlamaları devam ediyor. Çocukların kendilerine olan güvenlerini gördükçe çıldırıyor. O kendi malı, eli kolu gibi gördüğü oğlunun güvenlik görevlilerine giderek “beni korumakla görevlisiniz, babamı okula almayın, onunla görüşmek istemiyorum” demesinden sonra daha da zorlaşan olayların ardından şu an bekleme evresindeyiz. Her an tetikteyim ve her zaman olmak zorundayım.

    Kimsenin sizi gerçekten anlayabilmesi mümkün değil, yaşadıklarınızı kanıtlayabilmeniz de mümkün değil. Enerjinizi mahkemelerde harcamamanızı ve kimseye kendinizi inandırmak için çabalamamanızı tavsiye ederim. Bu durumda hukuk sistemimizden destek görmeyi boşuna beklemeyin. Bu çok yıpratıcı ve sinir bozucu bir süreç. Beklenti içine girmek insanın kendisini yıpratmasından başka bir işe yaramıyor. Satranç oynar gibi düşünün bu süreci. Duygularınızı bir süre işin içine katmayın. İnanın her şey çok güzel olacak. Yaşadıklarınızı yazdığınız bu blog oğlunuz için yapabileceğiniz en güzel şey. Oğlunuzun yaşadığı hiçbir şey için kendinizi suçlamayın lütfen. Çocuklar sandığımızdan çok daha güçlüler, emin olun.
    Sevgiler

    1. Nasıl değerli bir paylaşım bu benim için! Böyle örnekler güç veriyor hepimize.
      Her anlamda geçmiş olsun. Çok zorlu yoldan oldukça başarılı bir şekilde çıkmışsınız alnınızın akıyla. Çocuklar bu bilince ulaştıktan sonra tüm saldırılar vız gelir sanırım.
      Güzel çocuklarınızla sağlıklı ve mutlu yarınlar dilerim.
      Sevgiler

  2. Şu an büyük bir sıkıntının içindeyim. 16 yıllık evliliğimde anlamdıramadığım birçok şeyin narsizmden kaynaklandığını düşünmeye başladım. Sözlü tacizler, başkalarıyla flörtleşmeler, hep haklı olmalar ve
    “senin yüzünden”‘ler. İsteği olmayınca çıldıran ve bazen iltifat edip değişen bir tip…
    Ayrılmak istiyor ve ben bu cesareti gösteremiyorum. Ya düzelirse diye mutlu günlere özlemle. Onlar birer oyun muydu? Bir insan 16 yıl oynar mı?

    1. Eşinizin durumu narsizmden kaynaklanıyorsa narsizmi iyice anladıktan sonra düşünüp sorgulayınca eskiden beri narsistik davranışlar içinde olduğunu fark edeceksiniz.
      Çok uzun bir süredir birliktesiniz. Algılarınız ve karar mekanizmanız fazlasıyla karışmış olabilir bu konuda. O “mutlu” günlerin en son ne zaman yaşandığını ne kadar sürdüğünü iyi hatırlamanızı öneririm. Kendisi bir narsist ise ayrılmak istemesinin sizin için şans olduğunu görmeniz bu sorgulamalara bağlı.
      Bu süreçte birebir iletişime ihtiyaç duyarsanız özelden bana yazmaktan çekinmeyin lütfen.

  3. Size şöyle bir söyleyebilirim. Benim annem narsist ve babam kendimi bildim bileli onun kontrolü altında. Annem belki bir erkek narkopat kadar tehlikeli değil; ama tüm küçüklüğüm ve ilk gençliğimi çaldı kontrolü ile, babam ise bu durumun farkında bile değil, anlatıyorum anlamıyor. Dışardaki insanlara, hayata karşı çok savunmasız yetiştim ve bunun etkilerini hala aşabilmiş değilim 26 yaşında. Can’ın en azından harika bir annesi var! Onu anlayan ve bir çocuğun en çok ihtiyacı olan harika bir annesi..

    1. Öncelikle teşekkür ederim değerli yorumunuz için ve geçmiş olmasını dilerim sizin için. Çok genç yaşta farkına varmışsınız. Bu demektir ki kendinizi iyileştirmek ve aydınlık bir gelecek kurmak için fırsatınız var. Bu fırsatı değerlendirin. Hem kendiniz hem de narsizmi tanımayan ya da psikolojik şiddeti ayırt edemeyen yakınlarınız için büyük şans bu. Sevgiler

  4. Hemen hemen aynı süreçleri yaşadım. Oğlum şu an 6 yaşında. Geçtiğimiz yıla kadar baba ile her görüşme sonrası tam bir felaketti. Hem bana acayip bir yapışma hem de benden nefret etme halinde gelip ancak birkaç gün sonrasında normale dönüyordu. Konuşma problemleri yaşadı ve suçlu bendim “Anne olsaydım da çocuğumla adam gibi ilgilenseydim”. Bunlar tabi bana çok güzel şeyler öğretti. Evladımın konuşma probleminin üstesinden geldim. Tebrik mi o da ne? “6 yaşına gelince ben açılır demiştim” şeklinde bir mesaj attı.

    Bu yıl oğluma güzelce, babasını kötülemeden (bu bence çok önemli) eğer babasında sıkılırsa “Anneme gitmek istiyorum” demesini söyledim. Oğlum babanın o görüşme sürecinde süper baba rolü oynaması sebebiyle babayı kaybetmek istemiyor gibiydi ve bunu söylemeyi reddediyordu. Çocuğu alıyor; fakat çocukla daha çok ailesi ilgileniyordu. Ablasının kızı eve getiriliyor ve oğlumla o oyunlar oynuyor, bakımını halası yapıyordu. Orada oyun oynuyor oluşu, biraz daha kalmasını sağlıyordu. Tabi karşı taraf da bunu bana kullanarak “çocuk bende kalmak istiyor” “yarın okul yok bir gece daha kalsın” “sana gelmek istemiyor, çok ağlıyor” şeklinde mesajlar atıyordu. Bu bayram bir ilk yaşandı ve gece 12’de “çocuk seni istiyor, getiriyorum” diyerek aradı.

    Bütün sosyal medya hesaplarımdan engelli, telefon açarsa açmıyor, sadece mesaj yolu ile iletişime giriyorum. Maalesef ve ne yazık ki çocuk olduğu için iletişimi tamamen kesmek mümkün değil. Keşke olsaydı.

    Çocuğumun hiçbir ihtiyacı ile ilgilenmez. Aldığı zaman eğer oğlum çok ağlamışsa bir oyuncak alır. Yemeğe götürür.
    Kreşe yazdırdım. Ücretini onun ödemesini istedim. Çocuğu görüşme günü harici istese ben de vay mı ki hayır desem, anında “bundan sonra taksidi sen ödersin o zaman” şeklinde mesajlar. Anneliğim üzerinden beni vurmalar. “Ben kötüysem sen iyi baba ol o zaman, bak bir sürü eksiği var” diyecek olsam. Anında önüme harcama listesi sunup “benim ayda çocuğuma şu kadar giderim var” diyerek kendisine teşekkürler sunmamı istemeler. Hatta daha ileri gidip “o olmasa ben mahvolurdum, çocuğum ser sefil olurdu” şeklinde manipülasyonlar.

    Güçlenmem, ondan hiçbir şey beklemiyor oluşum, oğlumun bana düşkün olması ise onu çıldırtan en büyük sebepler. Bu nedenle çocuğum ölecek olsa demiyorum kendisine. Çünkü en ufak bir iletişim kapısı açtığımda yapması gerekenle değil, benim yapıp yapmadıklarımla uğraşan bir adam görüyorum. Sonuç, beni alabildiğine çıldırtıp “işte senin yüzünden bir şey yapmıyorum” diyerek kenara çekilmesi. “Zaten yapmıyordun, yapmayacaktın” diyemiyorsunuz tabi.

    Onu artık haftasonları çocuğu götürüp eğlendiren baba yoksunluğu hissetmemesi sağlayan bir varlık olarak görüyorum. “Çocuğu alacağım” dese “tamam” yazmıyorum o derece. O haftasonunun mümkün olabildiğince keyfini çıkarıyorum. Birlikte olsaydık ve çocukla biraz ilgilen de bende şu işimi halledeyim, desem asla yapmazdı. Üstüne bir de beni aşağılayarak “sen nasıl annesin, onu da yapma, uyurken ne yapıyorsun” söylemlerine maruz kalacaktım.

    Rabbim evladıma sağlık, sıhhat versin. Hiç bir alanda onun eline muhtaç etmesin.

    Asla ona bir şey anlatmaya çalışmayın; çünkü anlamayacak. Tartışmaya girmeniz tekrar kurban olmanız demek. Bunu anladığınızda tek parça kalırsınız.

    1. Paylaşımınız için çok teşekkürler. Deneyimler, okuyanlar için çok değerli.
      Sınırlarınızın daha net ve uzak olacağı, eylemlerinin sizi etkilemeyeceği günlere kavuşmanızı dilerim.
      Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir