Duygusal Şiddeti Ayırt Etmek

Duygusal şiddeti ayırt etmek bir çocuk için de bir yetişkin için olduğu gibi doğru farkındalıklar kazanmakla mümkündür. Narsist ebeveynden bağımsız olarak, nasıl daha ince motor becerileri bile tam olarak gelişmemişken bir zarara sebep olmaması için sertçe vurmanın yanlış olduğunu anlatarak fiziksel şiddetin farkına varmasını sağlıyor, anlayabildiği çağa gelir gelmez cinsel istismara karşı özel bölge hakkında bilgi veriyor, kendisine istemediği şekilde dokunulmasına karşı çıkması ve bize söylemesi için eğitiyorsak, duygusal sağlığını koruyabilmesi için de duygusal sömürü hakkında eğitmeyi zorunlu görmemiz lazım. Zira, ebeveyni bir yana hayatın her aşamasında, okulda, işte duygusal sömürüye meyilli insanlarla karşılaşma olasılığı genel toplumsal kanının çok üstünde.

O halde şiddeti önce kendi zihnimizde tanımlamakla başlamalı. Narsistin şiddet eğilimini anlatırken tanımları verdiğim için tekrarlamayacağım. Ancak, “şiddeti farketme” kısmını yeniden vurgulamakta fayda var. Zira, toplumsal olarak günlük yaşantıda şiddet içerikli davranışlar yaşamaya ya da bunlara tanık olmaya olan aşinalığımız, şiddeti bizim gözümüzde normalleştiriyor. Fiziksel olarak bile kan ya da bariz bir yaralanma görmedikçe durumu önemsizleştirme eğilimindeyiz. Kaldı ki, psikolojik istismarın belirtisi olan hasarlar ve hatta psikolojik şiddetin belirtileri olarak bahsettiğim durum ve davranış değişiklikleri, o durumda ya da davranışta bulunan kişinin, burada çocuğun, “sorunlu” olmasına bağlanıyor. Bu bakış açısı da destek vermek şöyle dursun daha olumsuz tepkiler alan çocuğun iyice yalnızlaşmasına ve sorunların büyümesine sebep oluyor. Çocuğun “sorunlu” olduğu da bir bakıma doğrudur; ancak saldırıya uğrayan saf ruhunun kendi başına başa çıkamadığı bu “dış kaynaklı sorunu” çözebilmesi için yardıma ve desteğe ihtiyacı vardır.

Peki nedir bu kadar normal görünen şiddet eylemleri?

Dalga geçme, dışlama, emir verme, isim takma, hor görme, aşağılama, sürekli eleştiri, suçlama, yargılama, sinirlendirmek için özellikle rahatsız olacağı davranışlarda bulunma, eşyalarını elinden alma ilk akla gelen hareketlerdir. Bunun yanında, yapmak istemediği herhangi bir şeyi yapmaya zorlama, kendisinden şüpheye düşmesine sebep olacak sözler söyleme ya da davranışlarda bulunma, özellikle duygularını ifade etmesine engel olacak şekilde bastırma ve engelleme eylemlerinin hepsi psikolojik şiddete birer örnektir.

Bunlara narsistin diğer manipülasyon yöntemlerini de ekleyip bu davranışların sistematik olarak bir çocuğa uygulandığını düşünmek bile iç karartıcı iken çocuğa bu kavramları korkutmadan anlatabilmek hayati önem taşır. Temel amaç tedirgin etmeden zorbaca davranışları ayırmayı ve bunlara karşı nasıl davranması gerektiğini öğretmektir. Bu bilgileri iletme şekli travmatik değil, normalleştirici olmalıdır. Dikkat! Burada “normalleştirilen” şiddetin kendisi olmamalı! Yani, kendisiyle alay edilmesinin değil, günümüz toplumunun insanlarıyla bir arada yaşarken alay edilme gibi olumsuz tutumlarla karşılaşmanın normal olduğu açıklanmalıdır.

Şiddet içeren davranışlarla karşılaşabilme olasılığının az olmadığını, bu tip bir davranışa herkesin maruz kalabileceğini, önemli olanın doğru tepki vermek ya da duruma göre tepki vermemek olduğunu vurgulamaktır aslolan. Bu anlamda, çocuğu karşımıza alıp ciddi bir konuşma ortamı yaratmanın, istenenin aksine tedirgin edici bir etki yaratacağı fikrindeyim. Bunun yerine belki yaşına uygun ufak da olsa zorbalık içeriğine sahip bir film izlemek ya da kitap okumak ve sonrasında oradaki karakterler ve olaylar üzerine konuşarak şiddet içeren tavırları ayırt etmesini sağlamak tercih edilebilir. Böylece şiddeti normalleştirmek yerine ayrıntılarıyla irdeleyip farkındalığını arttırmak sağlanır. Hatta konu gün içinde yaşanan basit olaylar tartışılarak bir süre gündemde tutulursa çocuk tarafından daha iyi benimsenir.

Üçüncü kişilerin deneyimleri üzerinden konuşmak, olayların dışından bakmayı sağladığı için çocuk bireysel çekincelerden bağımsız olarak bu davranışlara karşı doğru tepkileri doğal olarak geliştirir. Sağlıklı ebeveyn yönlendirmesiyle de bu davranışları yapmakta ısrar eden insanlara karşı temkinli olmayı öğrenir. Üçüncü kişiler üzerinden örnekleme yaparak konuya girdikten sonra uygun aşamaya gelindiğinde ise artık kendi başına gelirse nasıl davranacağına dair yönlendirmelere sıra gelir.

Onunla konuşurken

Çocuğa hitaben ve onun yüzlerce sorusu olsa da ilk akla gelecek birkaç soruya yanıt verecek şekilde kendi yaklaşımım şöyle olurdu;

“Kabul edelim, içinde yaşadığımız toplumda bu şekilde davranan insanlar var. Bunlar yaşıtların da olabilir, yetişkinler de. Üstelik, kimisi çok küçük yaşta benzeri yanlış davranışlara maruz kaldıkları için bu şekilde başkalarına zarar verici davranışları benimsemiş bir kişilik oluştururlar. Durum buysa, bu insanlara yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalışmak bir işe yaramaz. Bizim için önemli olan bu kişileri ve onların zarar verici davranışlarını fark etmek ve olası zararlara karşı uyanık olarak, bizi olumsuz etkilemesini engellemektir.

Biri sana bu şekilde davranırsa o davranışının senin kişiliğinden ya da senin yaptığın bir şeyden değil, o kişinin yapısından kaynaklanır, bunu unutma. Bunlara karşı kayıtsız kalma. Durumun farkına var. Ona tepki vermenin onu daha çok kışkırtacağını hatırla ve ortamı terk et.

Şimdi artık bu konu hakkında bilgili olduğun için her ortamda bu tip davranışlara karşı uyanık ya da tetikte olman gerektiğini düşünme. Bu tutumlar zaten senin kişisel sınırlarını zorladıkları için seni rahatsız ederek uyarırlar. İletişim içinde olduğun bir kişinin herhangi bir hareketi seni huzursuz ediyor, kızdırıyor, üzüyor, kendini kötü hissetmene sebep oluyorsa o zaman bu davranışın zorbalık dediğimiz hareketler arasına girip girmediğini düşünebilirsin.

Hepsinin özünde, bir insanla sağlıklı bir iletişimin olup olmadığını anlaman için onunla bulunduğun ortamda iyi hissetmen, senin ihtiyaçlarına, isteklerine ve zevklerine bir birey olarak saygı gösterildiğini görmen yeterlidir. Kimileri sana çok değer veriyormuş gibi konuşsa da sana olan davranışları sözleriyle uyumlu olmayabilir. Bunu ayırt edebilmek için istemediğin bir şeye “Hayır” dediğin zaman aldığın tepkiye dikkat et.

Sen “Hayır” dediğinde karşındaki kişi çeşitli şekillerde o an ya da daha sonra bu sınırı zorluyor ve kendi istediğini yaptırmaya çabalıyorsa üzerinde baskı kurmaya çalışıyor demektir. Sınırlarını açıkça belli et ve baskı sürüyorsa uzaklaş.

Bundan sonra böyle bir durum ya da olayla karşılaştığında ayırt edebilir ve çoğunlukla kendi kendine başa çıkabilirsin. Yine de annen/baban olarak beni bu durum hakkında bilgilendir ki gerek olduğunda sana destek olabileyim.

İhtiyaç duyduğunda benden yardım iste mutlaka. Yardım istemek için başa çıkamayacağın kadar zor bir durum oluşmasını bekleme. Seni kötü hissettiren ya da huzursuz eden herhangi bir durumda yanında olmak isterim. Paylaşmak ya da dertleşmek istersen buradayım. Doğru kişilerle konuşmanın her zaman faydası olur. En kötü ihtimalle bana anlatırken sorunu kendi zihninde tanımlamış olursun. Bir bakmışsın daha konuşurken çözümü bulmuşsun.

Şiddetsizlik ütopyası

Anlatmanın sonu gelmez. Daha doğru ifade etme yolları mutlaka vardır ve bu olsa olsa bir giriştir. Çok erken çağlardan başlayıp yaşına göre dili ayarlayarak ufak ufak girişmek gerekir. Onun soruları zaten konuşmayı yönlendirir. Konu bir kez açıldı mı ara ara yeni örneklerle beslenir. Bu besleme kendisi için olduğu kadar yeni neslin bilinç seviyesini arttırmak için de şarttır.

Her türlü şiddetin farkında olup şiddetsiz iletişim yöntemlerini doğal olarak benimsemiş yeni nesiller hayal ediyorum. Bu da benim ütopyamın bir parçası olsa gerek!

👇

İlişkili Yazı: Çocuğu Güçlendirmek

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Duygusal Şiddeti Ayırt Etmek” için 2 yorum

  1. Masallara, perilere, meleklere inanacak yaşlarda yetişkin bilinci edinmek zorunda kalmaları çok üzücü; ama karşı karşıya oldukları tehlike o kadar gerçek ki masallar içinde bile işleyerek her fırsatta bilinçlenmelerine, donanımlı ve hazırlıklı olmalarına uğraşmalıyız.

    Üçüncü kişiler üzerinden açıklamak en etkili anlatım. Mümkünse küçük yaşta çocukları olan yakınlardan, arkadaşlardan uygulamalı anlatım için yardım alınabilir “belki” (?). Ebeveynin hatalı, çocuğun haklı olduğu anlar konuşmak; hatalı ebeveyni uyarmak veya daha güzeli çocuğunuzun uyarması; en azından böyle anlarda düşüncesini paylaşması, “bence” etkili olabilir.

    Başka bir “çocuğun hakkını ebeveynine karşı” savunurken, benzer şekilde kendi hakkını savunma cesareti kazanabilir. Bunu ben denedim; farkındalık, cesaret ve korunmaya muhtaç birini savunmanın gururunu gördüm. Bunların birleşip özgüvene dönüşmesi ise dileğim, beklentim, çabam…
    Arkadaşınıza, akrabanıza bilgi vererek, böyle anlarda anlayış ve desteğini isteyebilirsiniz.

    1. Uyarılan ebeveynin çocuğu için kafa karıştırıcı ya da üzücü bir durum olmadığı sürece neden olmasın!
      Ben böyle bir duruma şahit olduktan sonra kendi çocuğumla özel olarak konuşmayı tercih ederdim, orada neler olduğunu birlikte tartışabilmek için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir