Narsistin Gölgesinde

Narsistin gölgesinde büyümenin nasıl bir yaşantı olduğunu anlayabilmek, onunla yıllar geçirmiş biri için bile olası görünmüyor. Bu noktada bana ancak, kimliğini narsisti tanımadan önce oluşturmuş yetişkin bir kurbanın etkilenimlerini alıp bebekliğinden itibaren bu etkilere maruz kalan bir masumun nasıl bir hasara uğrayacağını, ulaştığım diğer narsist ebeveyn deneyimleriyle ve kendi ebeveynlik anlayışımla harmanlayarak incelemek düşüyor. Daha önce narsistin kişilik yapısının belirgin özelliklerini “iyi ebeveynlik” sorgulamam çerçevesinde, değerlendirdiğim için o kısma tekrar girmemeye çalışacağım.

İstismarın dereceleri

Her şeyden önce, istikrarlı biçimde psikolojik şiddete maruz bırakılarak istismar edilmenin, madde bağımlısı, fiziksel ya da cinsel olarak istismar eden bir anne babaya sahip olmaktan daha “hafif” ya da “önemsiz” olmadığını belirtmek gerekiyor. Yetişkin kurbanlar için kullandığım “ruhun sürekli olarak tecavüze uğraması” imgesi burada da fazlasıyla geçerli. Üstelik çok daha korkunç bir şekilde, “doğru” ve “yanlış” tanımlarını öğretmesi gereken insanın bu ayrımı yapamayacak durumda olması bilincini kökten alt üst ettiğinden çocuğun kötüye kullanıldığını anlaması, çevresinde “doğru” uyaranlar yoksa yetişkinlik dönemine kadar pek olası görünmüyor. Kaldı ki, doğru uyaranlar sayesinde yanlış bir tutumla karşı karşıya olduğunu anlasa bile gözle görülebilen bir kanıt olmadığı için çoğu zaman kendine inandıramıyor.

Doğru ve yanlış

Buradaki “doğru” ve “yanlış” ifadelerinden kasıt katı kurallar değil. Herkesin iyiliğine dayalı belli sınırlar dahilinde hemen her konuda milyonlarca “doğru” ve milyonlarca “yanlış” üretilebilir. Örneğin: Bir başka canlıya ister fiziksel, ister duygusal, ister akla gelebilecek herhangi farklı şekilde kasıtlı olarak zarar vermek yanlıştır. Bu değişmez bir sınırdır ve bir çocuğun büyürken ebeveynlerinden alması gereken ilk öğretilerden biridir. Bu gibi temel sınırlar çizildikten sonra geriye kalan “doğru” ve “yanlış”‘ların çocuğa verilmesinde en önemli nokta “tutarlılık”‘tır. Anne ve babanın birbirleriyle tutarlı olmaları da zorunlu değil. Her ebeveyn kendi ifade ve tutumlarında tutarlı olduğu sürece günümüz çocuğu için bu sağlıklı yetişmede bir engel teşkil etmez. Hatta, farklılıkları daha erken deneyimlemiş ve kabullenmiş olur.

Şimdi narsist ebeveyne dönelim; kendi çıkarı ya da zevki söz konusu olduğunda her şeyin mübah olduğuna inanan, durumu ve/veya kişileri kendi kontrolünde tutabilmek için her türlü manipülasyonu kullanan, sözleri ve davranışları arasındaki uçurumla ünlü olan narsiste. Tutarlılık bulabiliyor musunuz?

Yalancı çocuk

Yetişkin kurbanlar bile şiddetin dışında kalan üçüncü kişilere durumu anlatmakta ölesiye zorlanırken ve çoğu zaman başarılı olamayıp yalnız ve desteksiz kalırken, sık sık hayalgüçlerinin genişliğiyle ve uydurma becerileriyle değerlendirilen çocukların yaşadıkları duygusal sömürüyü başkalarına anlaşılabilir şekilde ifade edebilmelerinin ve karşılarındaki kişinin onlara inanmasının nasıl bir mucize olacağını görebiliyor musunuz?

Bu bağlamda narsistin dışarıdaki mükemmel ebeveyn maskesini asla unutmamak ve hatta çocuk hakkında çoktan karalama kampanyasıyla önyargılar oluşturmuş olmasını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Kapana kısılmış, derdini anlatamayan, destek arayan, üstelik üçüncü kişiler tarafından da yalan söylemekle suçlanan yavrunun çaresizliğini düşünebiliyor musunuz?

Buna bir de narsistik sapkının kurbanı konumundaki diğer ebeveyne anlattığı ve ebeveyni tarafından desteklendiği halde, gerek sosyal gerekse yasal çevredeki üçüncü kişilerin kurban ebeveynin yanlı olduğunu düşündükleri için çocuğu narsistten koruyacak bir eyleme girişmemelerini ekleyelim. Çocuğun çevresindeki insanlara ya da devletin organlarına olan güveninin nasıl onulmaz bir yara alacağını hayal edebiliyor musunuz?

Altın çocuk ya da günah keçisi

Narkopatın sömürgen kişilik özelliklerini şöyle bir zihnimizde taradığımızda çocuğuna uygulayacağı psikolojik şiddetin çeşitli uçlar içereceğini görmek zor olmaz. Altın çocuk ya da günah keçisi seçimleri de bu uçların en belirgin uygulamalarıdır. Altın çocuk, mükemmel, zeki, yakışıklı/güzel, yetenekli, başarılı… iken; günah keçisi beceriksiz, başarısız, kötü huylu, yalancı… olur. Narsist birden fazla çocuğa bu etiketleri paylaştırarak ömür boyu kardeşler arasında da çatışma yaratabildiği gibi; bir tek çocuğa kendi moduna göre sevgi bombardımanı uygulayarak altın çocuk, yalnızlaştırma ya da gaslighting gibi yöntemler kullanarak cezalandırıp günah keçisi muamelesi yapabilir.

Altın çocuk yüksek beklentiler altında boğulur ya da bu beklentileri karşılamak için yoğun gayret sarf ederek akademi ve kariyer başarılarını kovalayabilir. Günah keçisi ise daha baştan vazgeçilmiş olmanın ve sürekli aşağılanmanın şiddetli yüküyle büyür. Her ikisi de ebeveynlerinden sevgi ve takdir görebilmek uğruna kendilerini paralarlar. Narsistik sosyopat bir ebeveyne sahip olmanın dayanılmaz psikolojik ağırlığı her ikisinin de omuzlarındadır.

Bu anlamda özellikle günah keçisi olarak çevreye gösterilen “ailenin yüz karası” ya da “sorunlu çocuk” kimliği, halihazırda istismara uğrayan çocuğun sesinin duyulmamasına ve destek bulamaması bir yana bir de üçüncü kişiler tarafından suçlanarak daha çok ezilmesine sebep olur; çünkü diğerleri açıkça narkopatın karalama kampanyasıyla özene bezene yarattığı önyargılara uygun düşünecek ve davranacak şekilde programlanmışlardır.

Sömürülen çocuğun iç sesi

Aslen kendisini koşulsuz sevmekle yükümlü olan narsist ebeveynin ve onun etkisiyle sosyal çevresinin tüm bu genel davranış ve tutumunun çocuğa verdiği mesajlar acı bir şekilde çocuk kendini yapılandırırken bilincinin, bilinçaltının ve dolayısıyla kimliğinin en derinine kazınır.

Kendisiyle ilgili yargılamaları narsist ebeveyninin yansıttığı doğrultudadır:

  1. Değersizim: İsteklerimin, ihtiyaçlarımın, hislerimin önemi yok. Onun yanında taşıdığı bir çanta gibiyim. Görünüşüm nasıl hissettiğimden çok daha önemli. Çok sıkıcıyım, kimse benimle konuşmak istemez…
  2. Suçluyum: Sevilmeyi, iyi ya da güzel olan herhangi bir şeyi hak etmiyorum. Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum, ailemi utandırıyorum. İtiraz etmeden mutlu olmayı öğrenmeliyim…
  3. Yetersizim: Kendi başıma bir şey başaramam, doğru kararlar veremem, sorunlarla başa çıkamam. Yetenek ya da zeka anlamında başkaları kadar iyi değilim…

Bunlar günah keçisinin iç sesleri gibi görünse de egosu fazlaca şişirilmiş olan altın çocuk da temelde kendisiyle ilgili aşağı yukarı benzer inançlara sahiptir.

Hasar

Bu iç seslerin oluşumu sadece duygusal gelişimin sağlanamamasının değil, aynı zamanda daha büyük sorunların habercisi olur çoğunlukla. Narsistik sosyopat bir ebeveynin gölgesinde büyümüş olan çocuklarda şart olmamakla birlikte aşağıdaki sorunlar görülebilmektedir:

  1. Düşük akademik başarı: Başarısızlık korkusunun getirdiği ilgisizlik, yoğun baskı altında olmanın sebep olduğu odaklanamama…
  2. Asosyal davranışlar: Sosyal fobi, kimseye güvenememe, sömürgen kişilerle ilişkiye girme ya da ilişkiye girmekten tamamen kaçınma…
  3. Kaygı sorunları: Anksiyete, panikatak…
  4. Depresyon: Kimi zaman intihar düşüncelerine varacak seviyede
  5. Bağımlılık: Ekonomik ya da duygusal olarak başkalarına bağımlı olmak, madde bağımlılığı gibi başka kaçınma davranışlarına eğilimli olmak
  6. Öfke denetimsizliği: Yönetilemeyen öfke nöbetleri, saldırganlık, başkalarına fiziksel olarak zarar verici hareketlerde bulunmak…
  7. Narsistik eğilimler: Hakim gördüğü kimliği içselleştirmek, duygularının değersizliğini kabullenerek onları işlevsizleştirmek ve yitirmek…

Bir narsistin gölgesinde büyümek

Burada bahsettiklerim kimilerine yetersiz gelecektir ki desteklerim; çünkü bir çocuğun sadece burada belirttiğim kısıtlı işkenceyi deneyimlemesi bile fazlasıyla ağır olduğundan daha ayrıntılı bir çalışmaya girmek istemedim. Sırf burada sorduğum soruları yanıtlayabilmek adına o çocukla empati kurmak, kendimi ya da daha kötüsü can oğlumu, halihazırda geleceğimize dair yoğun kaygılar taşırken, o konumda düşünmek bana yetti. Bu noktada, yaşananların ayrıntılarından çok, verdikleri hasarın büyüklüğunü yansıtmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Hiçbir çocuk bu işkenceleri yaşamayı ve belki ömür boyu sürecek sonuçlarına katlanmak zorunda kalmayı hak etmiyor. 

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Narsistin Gölgesinde” için 4 yorum

  1. En kötü kısmı da sanırım narsist babaların çocuklarının da onlara benzeme ihtimali. Allah korusun yavrunuzu.

  2. Benim erkek arkadaşım da babasından ve annesinden tüm çocukluğu boyunca şiddet görmüş. Şu an babasının ona uyguladıgı manipülasyonu , psikolojik şiddeti bana uyguluyor. Hem narsist hem anksiyetesi var. Ailesinin içinde yaşadığı ezikliği dışarıda güçlü görünerek ego kasarak, karşısındakini ezerek kendini güçlü göstererek telafi etmeye çalışıyor. Sürekli okuduğu bölümle övünür her konuda haklıdır. Bir şey sorarsın “beni mi kısıtlıyorsun sen?” der. Sır kutusu gibidir, duvarları vardır aşılamayan. Ailesinden bile sevgi görmemiş bir adamın dışarıya kendisini kapaması normal tabi. Narsist ama özünde ezik bir insan… Suçlu da ailesi. Yaşadıkları onu bu hale getirmiş. Ona nasıl yaklaşmak gerektiğini artık bilmiyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir