Süper Baba

Süper baba, iyi baba ya da iyi anne… Kime göre? Neye göre? “İyi” olmanın referans noktası nasıl belirlenir?

Annelik gündemime girdiğinden beri kimsenin bir başkasının ebeveynliğini eleştirme hakkına sahip olmadığını düşünüyorum. Herkes kendi koşullarına göre annelik ya da babalık yapar. Öte yandan, “elinden gelenin en iyisini yapabilmek” için ciddi boyutta çaba gösterenle, kendi haline bırakan da aynı kefeye koyulmamalı.

Peki narsist ya da benzeri kişilik bozukluğu sahibi kişiler bunun neresine düşüyorlar? Bu kişilerin çocuklarına fiziksel ya da ruhsal bir zarar vermeden ebeveynlik yapma olasılıkları var mı? Psikoterapistler, hukukçular ne derler bu konuda?

Zihnimdeki bu ve benzer soruların yanıtlarını araştırmaya devam ediyor olmakla birlikte öncelikle kendi gözlemlerimi ve fikirlerimi ortaya dökmek üzere narsistin kimliği üzerinden yola çıkıyorum. En genel özellikleriyle narsist;

Haliyle oldukça manipülatif, ısrarcı, denetleyici, eleştirel ve tutarsız bir kişiliktir.

Bunlarla bağlantılı olarak, bir çocuğun fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı yetişebilmesi için gerekenleri düşündüğümde aklıma çok sayıda çatışma noktası geliyor:

Benmerkezci, sadece kendini düşünen bir baba çocuğun sağlığını ve güvenliğini sağlayabilir mi? Kendisi üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirken “Bir şey olmaz” diyerek bebeğe sarılıp öpen bir babanın o sarılmaları öpmeleri sevgi ifadesi midir? Ya hem de bebeğin emniyet kemeri bağlı olmadığı halde bebek arabasıyla cadde ortasında araç yolunda yarış yapmak? Uyanık olduğu saatlerde keyfi gerekçelerle ortada olmadığı halde uyku saatinde sözüm ona sevmek için uykusundan etmek?

Empati yoksunu, karşısındakinin ihtiyaçlarını, duygularını anlamayan bir baba çocuğun gereksinimlerini karşılayabilir mi? Çocuk gelişiminde önemli noktalardan biri çocuğun duygularını ifade etmesine izin vermektir. Mutlu ya da neşeli olmak, sevinmek, şaşırmak kadar üzülmek, korkmak, kaygı ya da öfke duymak da sağlıklı bir bireyin hissetmesi gayet doğal olan duygulardır.

Olumlu duyguları olduğu kadar olumsuz duyguları da paylaşabilmek, nedenini anlamaya ve ortadan kaldırmak için gerekenleri yapmaya çalışmak ya da yapabilmesi için ona destek olmak, bazen de sadece onunla olup o hissi yaşamasına izin vermek gerekir. Duyguları bastırmak, yoksaymak ya da geçiştirmek yaşamın her evresinde ama en çok çocuklukta kişiliğe zarar verir.

Söz konusu narsistin yaptığı gibi korkmuş bir çocuğa “Ne var bunda korkacak! Tavuk seni!” diyerek onu küçümsemek, ağlayan çocuk hakkında “Bu durmuyor yine!” diye şikayetlenmek, öfke nöbeti geçiren bir çocuğa sinirlenerek “şımarık” ve benzeri isimler takmak… çocukta olumsuz duygular yaratıp çocuğun o olumsuzlukları yaşamamak için bilincli olarak ya da olmayarak hislerini ifade etmemeyi tercih etmesine sebep olmaz mı?

Sorumluluk kaçkını bir narsist ebeveyn, çocuğun genel bakım, temizlik, sağlıklı beslenme, güvenlik gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayabilir mi? Daha bebeklikte gaz sancısı varken, diş çıkarırken, hasta olduğunda yanında olmayan biri iyi baba mıdır?

Üstünlük gereksinimi içindeki bir baba çocuğunu bu uğurda yüksek beklentilerle boğmaz mı? Yeni doğmuş çocuğa isim vermek söz konusu olduğunda annenin severek sunduğu bir isim önerisine “Bu isimde başarılı kimse yok!” gerekçesini sunabilen bir babanın ilerde çocuktan nasıl bir “başarı” bekleyeceğini tahmin edebilir miyiz?

Çok ileri gitmeye gerek yok. Daha yaşamının ilk yılında sürekli başka çocuklarla kıyaslayan ve bir zorlama halinde olan bir baba düşünüyorum: “Neden bu kadar zayıf bu çocuk?” deyip doktorun sorun görmediği hallerde mama desteğiyle çocuğa kilo aldırmak isteyen, zaman ilerledikçe çocuğun daha hazır olmadığını görmezden gelerek “Neden oturmuyor?“, “Neden emeklemiyor?“, “Neden yürümüyor?“, “Neden konuşmuyor?” benzeri sorgulamalara giren, çocuğu zorla oturtmaya, emekletmeye, yürütmeye çalışan, çocuk zorlanıp inlerken zalim antrenörler gibi tepesinde ısrar eden. O babanın bu çocuğu kendi hırsına kurban etmesinden endişe edilmez mi?

Gösteriş meraklısı narsist, sosyal medyada sıkça örneğini gördüğümüz gibi gösteriş uğruna yaptığı yayınlarda çocuğunun mahremiyetini hiçe saymaz mı? Günümüz tüketim toplumunun yanlışlarını masum kuzuya anlatıp doğrusunu yaşatarak öğretmek varken bir sürü pahalı, ihtiyaç fazlası eşya içinde bırakmaz mı? “Görmemişin oğlu olmuş” misali bir çocuğu olduğunu göstermek için en kalabalık seyir caddelerinde çocuğun rahatsızlığını, yorgunluğunu, açlığını umursamadan dolaşan birinin ebeveynliğini nasıl bulursunuz?

Özgüven düşmanı, sürekli hata bulan, eleştiren bir babanın çocuk üzerinde kuracağı baskıyı, özgüvenine vereceği zararı düşünebiliyor musunuz? Daha çok küçükken tüm heyecanı, merakı ve öğrenme hevesiyle ilgisini çeken her şeye dokunan, onları kurcalayan, açmak, kapatmak, çevirmek, çıkarmak… isteyen bir minik insancığı “Yapamazsın“, “Beceremezsin” diyerek engelleyen birinin yavruya nasıl mesajlar verdiğini anlıyor muyuz? Ya “haydut“, “manyak“, “bok böceği” gibi isimler takmasının neler hissettirdiğini?

Hakimiyet kuran, kendi isteklerinin dışına çıkılmaması için sürekli ısrar ve manipüle eden, sizin fikirlerinizi umursamadan her zaman haklı olduğunu iddia eden bir babanız olmasını ister miydiniz? Anne babanın evlatlarına anne karnında olduğu dönemden itibaren yaşamı boyunca sunmaları gereken en önemli şey onu en doğal haliyle koşulsuz bir şekilde sevmekken, sadece kendi haklılığını önemseyen narsist bir babanın ya da annenin bu koşulsuz sevgiyi sağlayabileceğine inanabilir miyiz?

Sevmeyi bilmeyen birinden söz ediyoruz. Dilinden sevgiyi düşürmezken tavırlarında içten gelen bir sevgiye dair bir gerçeklik görülmeyen bir anenin ya da babanın kendisini aslında sevmediğini hissetmesi bir çocuk için ne kadar zor olabilir? Daha kötüsü, bu tavırların sevgi olduğunu sanarak henüz yaşamının başında yanlış kodlanmasının kendisine ve çevresine getireceği yıkımın sorumluluğunu alabilecek biri var mı?

Sözlerinin davranışlarıyla tutarsızlığından bahsetmişken narsistin çocuğuna nasıl örnek olacağını da düşünelim mi biraz? Çocukların kendilerine söylenenden ziyade yapılanları örnek aldıklarını bilmeyen yoktur herhalde. Peki büyüklere saygılı olmak gerektiğini söylerken kendi annesini sürekli azarlayan, sağlıklı gıdalar yemesi gerektiğini söylerken kendisi kötü beslenen, trafik kurallarına uyulmasının önemini belirttiği halde aşırı hızlı, makas atarak ve küfrederek, bazen alkollü bir şekilde araç kullanan ve çevirmeye yakalanmamak için alternatif yolları araştıran, ayrımcılığa karşı olduğunu söylerken bazı milletler, topluluklar ya da kimlikler hakkında nefret söylemleri içinde olan birinin çocuğu bu çelişkileri kendi yaşamına ve kişiliğine nasıl yerleştirir?

Bu çerçevede kritik bir soru daha geliyor aklıma. Narsistle ilişki içindekiler için belki de en tehlikeli özelliğin kendisini dışarıda olumlu, örnek bir insan olarak tanıtmış ve sevdirmişken iç yüzünün karanlığını sadece kurbanları tarafından görülebilmesi olduğunu düşünerek soruyorum: Narsist annesi ya da babası tarafından psikolojik ve/veya fiziksel şiddete maruz bırakılan bir çocuk, söz konusu istismarın bilincine varabilse bile çevresindekileri inandıramazsa ne olur?

Bir kez daha görüyorum ki fikirlerim beni derin derin, yanıtının olumsuzluğu başından belli sorulara yönlendiriyor. Oğlum için, kendim için olduğumdan çok daha fazla kaygılıyım. Bir çare, bir aydınlanma, bir çıkış yolu arıyorum…

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Süper Baba” için 7 yorum

  1. Merhaba,
    Yazdıklarınızı soluk soluğa okuyorum. Yaşamımı ve gelecek için kaygılarımı kelimelere dökemediğim ne varsa anlatıyorsunuz. Lütfen yardım edin ya da yardım alabileceğim bir yer önerin. Çok çaresizim. İki çocuğum için kendimden daha çok korkuyorum. Dahası bu durumdan kurtulamıyorum. Bırakmıyor. Ben kurtulmak için çırpındıkça çocuklarım daha çok zarar görüyor.

    1. Merhaba,
      Çözüm var mutlaka. Yalnız değilsiniz. İletişim adresimden özelden bana ulaşabilirsiniz. Elden geldiğince destek vermeye çalışırım. Sevgiler

  2. Süper gibi görünen bir baba olabiliyor maalesef.
    Bizdeki daha farklı versiyon, çok ilgili her istediğini hemen yapan, nasıl cevap vereceğini bilemeyip her şeyi bana soran…
    Ancak… İstemediği bir dönemdeyse kessen kılını kıpırdatmayacak kadar sakin kalan. Önüne açıp getirdiğin narı ayıklayamayacak kadar yorgun; ama bir dakika sonra kalkıp kendine yiyecek hazırlayacak kadar enerjik olabiliyor bu dengesizler.

    1. Narsist karakterler bu baba versiyonları arasında gidip gelirler zaman zaman. Görünüş her şeyden önemli olduğu için, çocuk da bir sömürü kaynağı olduğu için ilgili bir baba olarak görünmek en büyük manipülasyonlardan biri oluyor. Çünkü ne yaşadığını tam olarak anlayamayan çocuk da sevildiğini sanarak tuzağa düşüyor, yönetiliyor. Açık sömürüden çok daha tehlikeli çocuk için.
      Yazdıklarınız narsist ebeveynlerin tipik davranış kalıplarına uyuyor. Şu açıdan düşünün:
      1. Her şeyi size sormasının sebebi tüm yükü ve sorumluluğu size atmaktır; çünkü sorumluluk alamaz ve bir sorun olduğunda sizi rahatlıkla suçlayabilir.
      2. Dengesizlik olarak gördüğünüz şey size sunduğu yalan görüntü. Narsistler kendilerine zevk vermediği ya da fayda sağlamadığı sürece herhangi bir şeyle ilgilenmezler. Çocukları dahil. Nar sizin sunduğunuz bir şeyken, diğeri kendi isteği.

  3. Evet çok haklısınız. Ben narı kızım istediği için getirmiştim. İşim vardı o sırada, açıp getirdim, “ayıklar mısın çocuk istedi” dedim. Dediği bahane “ben çok yorgunum, çalışıp geldim. Halim yok”. Hem de “kızım istemiyor ki sen getirdin”, dedikten bir dakika sonra kalkıp mutfakta kendine yiyecek hazırlaması… Normalde olsa derim, her zaman yapan adam. Demek ki gerçekten yorgun…
    Şimdiye kadar hep böyle düşünürdüm yapmak istemediği şeylerde… Durum çok farklıymış. Sitenizin her yerde tanıtılması gerek. Narsizm o kadar kısır anlatılıyor ki… O bilgilerle anlamak imkansız.

  4. Merhaba,
    Şöyle bakınca sanki benim hayatımı anlatmışsınız. Hele o son iki paragraf…
    Gerçekten korkunç, karmaşık, umutsuz, tüketiyor…
    Ama aşacağım; çünkü farkındayım.

    1. Geçmiş olmasını, huzura erişmenizi dilerim.
      Son cümleniz yeter!
      İhtiyaç duyarsanız iletişim adreslerimden bana ulaşabilirsiniz.
      Kolaylıklar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir