Temel Duygusal Gereksinimlerin Karşılanması

Temel duygusal gereksinimlerin karşılanması, psikolojik olarak sağlıklı ve dengeli bir bireyin yetişmesi için öncelikli koşullardandır. Söz konusu ihtiyaçlar konusunda yoksunluk çekmeden büyümüş bir insan, yetişkinlik döneminde de kendini ve çevresiyle ilişkilerini bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde doğal olarak yapılandırma yeteneğine sahiptir. Öte yandan, bu ihtiyaçların özellikle erken çocuklukta çeşitli biçimlerde karşılanmaması halinde ortaya çıkan olumsuz davranış kalıpları kişiliğin bir parçası haline gelebilir. En kötüsü geleceğin narsistleri, sosyopatları… yetişebilir. Narsist bir anneye ya da babaya sahip olan çocuklar, kendini tatmin etmenin her şeyden önemli olduğu bir ebeveynle büyürken bu sebeple daha baştan dengeli bir ruhsal yaşama sahip olamama riski altındadırlar.

Duygusal gereksinimler

Şema Terapi ekolüne göre beş başlıkta toplanan bu ihtiyaçlar kişiye göre çeşitli seviyelerde kendilerini gösterirler. Bu bağlamda çocuğun narsist ebeveyniyle sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmesi adına güçlü bir altyapı kurmanın yolu bu ihtiyaçları iyi ve doğru anlayıp karşılamaktan geçer.

  1. Sevgi ve güven: Çocuk, anne karnında olduğu dönemden itibaren önce annesi, sonra babası, ailenin fertleri ve diğer insanlar tarafından sevildiğini bilmelidir. İlgi ve bakım ihtiyaçlarının karşılanmasının yanısıra özellikle ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurabilmelidir. Söz konusu güvenli bağ, koşulsuz olarak sevildiğini, olduğu gibi kabul edildiğini, ebeveynlerinin yanında güvende olduğunu yüreğinin ve bilincinin derinlerinde hissetmesini sağlar. Yapılan bazı araştırmalarda hayatının ilk birkaç ayında bir ebeveyne bağlanamayan çocukların hayatta kalabilirlerse ileride duygusuz olduklarına dair sonuçlara ulaşılmıştır.
  2. Bağımsızlık ve yeterlilik: Başlı başına bağımsız, yeterli ve kendine has özellikleri olan, ne istediğini ve ne istemediğini bilen bir birey olarak kimliğine saygı duyulduğunu bilmelidir.
  3. Özgürlük ve değerlilik: İsteklerini, ihtiyaçlarını, duygularını ve düşüncelerini ifade etmekte özgür olduğunu, özellikle duygu ve düşüncelerinin değerli olduğunu bilmelidir.
  4. Doğallık ve eğlence: İçinden geldiği gibi davranabileceğini, eğlenmenin ve oyun oynamanın en doğal hakkı olduğunu bilmelidir.
  5. Gerçekçi sınırlar: Tüm bu hak ve özgürlüklerinin başka canlıların hak ve özgürlükleriyle kesiştiği noktalarda belli sınırlar olduğunu, bütünün huzuru ve mutluluğu için bu sınırlara saygı göstermesi gerektiğini bilmelidir.

Kısaca, bu altyapıya sahip olan çocuğun iç sesi şöyle söyler: Seviliyorum, güvendeyim. Kendi başıma yeterli bir bireyim, isteklerime, ihtiyaçlarıma, duygularıma ve düşüncelerime saygı duyuluyor, önemliyim. Belli sınırlar dahilinde, içimden geldiği gibi davranma, eğlenme ve kendimi ifade etme hakkına sahibim.

Gereksinimleri karşılama

Bu anlamda yavrunun duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yapılacaklar bellidir.

O yaşamının en başından beri ihtiyaçlarının farkındadır, ne istediğini bilir ve bu anlamda saygı görmeyi hak eder. Bunu görebilmek için onu gözlemlemek yeterlidir. Bu istek ve ihtiyaçları anlayabilmek ise dört gözle izlemeyi ve can kulağıyla dinlemeyi gerektirir.

Sınırlar, gereklilikleri anlatılarak ve yine onun kendi duyguları ve düşünceleri olan bir birey olduğunun farkında olarak tutarlı bir şekilde çizilmelidir. Kendisinin bir birey olarak varlığının önemi kadar başkalarının da kendilerine has duygu, düşünce ve istekleriyle var olduklarını görebilmelidir. En önemlisi tüm bireylerin bir arada barış içinde yaşayabilmeleri için karşılıklı saygının şart olduğu her fırsatta dile getirilmeli ve benimsetilmelidir.

Bununla birlikte, oyuncu çocuğu etkin kılmak, yaratıcılığını geliştiren etkinliklerde bulunmasını ve sosyalleşmesini sağlamak, en önemlisi birlikte keyifle geçirilen zamanlar üretip onunla birlikte eğlenmek yaşamdan zevk almasına ve doğal olarak güçlenmesine yardımcı olur. Kahkaha atmak gerginliklerin ve kaygıların boşalmasına sebep olur. Öyle ki, daha bebeklik çağında takılıp güldükleri hareketler tekrarlanarak çocuğun kahkaha yoluyla rahatlatılması önerilir.

Bu noktada, toplumun baskıcı tutumu gerçekçi sınırlar dahilinde bir kenara bırakılıp çocuğa kendini gerçekleştirme izni verilmelidir. Bırakalım istediği bitkiye pis olup olmadığını düşünmeden dokunup incelesin, bir karganın peşinden sevinç çığlıkları atarak koşsun, yolda yürürken bağırarak şarkı söylesin, elinde boya kalemleri duvarlardan birine (sınırlardan bahsetmiştim) kendi imzasını atsın. Onun bunları yaparkenki mutluluğu ve coşkusunun besleyiciliği yanında diğer her şey önemsiz kalır.

Öte yandan, kendini gerçekleştirebilmesi için kritik önem taşıyan bir diğer konu çocuğun her haliyle sevip kabullenilmesidir. Olumlu ya da olumsuz tüm duygu ve düşüncelerini ifade etmesi desteklenmelidir. Kızgın, hırçın, öfkeli, kıskanç, asık suratlı halleri de, oyuncu, şen şakrak, sevinç çığlıklarıyla koşturan, coşkulu kahkahalar atabilen halleri kadar doğal ve yaşamaya değerdir. Duygularını ifade ettikçe gerçek ve derin duygulara sahip olur. Bastırıldığında, geçiştirildiğinde, odağı değiştirildiğinde ise o duyguyla nasıl başa çıkacağını öğrenemez ve duyguları yüzeyselleşir.

Olumsuz duygular içindeyken önemli olan sağlıklı bir bakış açısıyla bunları deneyimlemlemektir. Herhangi bir duyguyu ifade ederken örneğin, kızgınken şiddete başvurmak gibi yanlış tutumlara girmesi durumunda ise müdahale ederek doğru ifade etme şekilleri gösterilmelidir. Elbette, söz konusu müdahalede bulunacak ebeveynin önce kendisinin kızgınlığını doğru ifade etmeyi bilmesi gerekir. Anne ya da baba kendisi bu güven ortamını ve duygularını olduğu gibi yaşayamamış yoksun bir kişi ise çocuğa da sağlayamaz. Bu noktada söylenen sözlerin de bir anlamı olmaz; çünkü çocuk sözlerden çok davranışları modeller. Bu yüzden de güçlenme hareketine kendimizden başlamamız, önce kendi kalıplarımızdan kurtulmamız gerekir.

Çocuk kendi yoksunluğu içinde anne ya da babanın yoksunluklarını hissedip bu ihtiyaçları karşılamaya yönelebilir. Bu ihtiyaçları karşıladığı sürece gereksinim duyduğu güven ortamına kavuşacağını bilinçsizce sezer.

Narsist ebeveyni tatmin etmek

Narsist ebeveyni tarafından sevilmek, kabul edilmek ve değer görmek için farkında olmadan onun kara delik gibi karanlık boşluğunu doldurmaya çalışan çocuğun dramını görebiliyor musunuz? Narsist babası kızmasın diye duygularını göstermemeyi, narsist annesi memnun olsun diye ihtiyaçlarını dile getirmemeyi öğrenmiş bir çocuğun nasıl bir yoksunluk çektiğini, nasıl bir baskı altında olduğunu ve bu baskının nerede nasıl patlak vereceğini tahmin edebilir miyiz?

Kesin olarak tahmin edemesek de bunca incelemenin üzerine biraz fikir sahibi olabiliriz. Tam da bu yüzden, çocuğun temel duygusal gereksinimleriyle birlikte kendi sağlıklı tarafımızı ve çocukla olan bağımızı güçlendirerek çocuktaki yoksunluğu ve dolayısıyla kurban olarak sömürülme riskini en aza indirebiliriz.

Sorumluluğumuz

Sağlıklı iki yetişkinin kurdukları bir ailede bile çeşitli zorluklar yaşanırken bir ebeveynin bu değerlere karşı sürekli saldırı halinde olduğunun ve olacağının bilincinde olarak bu iç sese sahip çocuklar yetiştirebilmek hiç kolay değil. Ancak, aynı bilincin bize elimizi taşın altına sokmak konusunda inanılmaz bir motivasyon verdiği de bir gerçek.

👇

İlişkili Yazı: Çocuğu Güçlendirmek

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir