Duygusal Boşluk

Duygusal boşluk içinde oluşu, narsisti narsist yapan en belirleyici özelliklerinden biridir. Benmerkezciliği çoğunlukla empati yoksunu olmasına bağlanır. Oysa konu sadece başkasıyla empati kuramamak değil, kendi içinde de hissedememektir.

Empati, başkasının yerine kendini koymak olarak ifade edilir. İletişimde olduğu herhangi birinin içinde bulunduğu koşulları ve hislerini düşünmek, anlamaya çalışmaktır. Anlamaktan öteye gidip bu duyguları ya da durumları onunla paylaşmak ve birlikte yaşamak da sempati. Empati bile bize çok uzakken sempatiyi hayaller alemine bırakıp yola devam ediyorum. Narsist tamamen kendine odaklı olduğundan karşısında kendisinden başka bir birey olduğunun farkında değildir. Kendisi dışındaki insanların isteklerini, hayallerini, ihtiyaçlarını kavrayamaz ve zaten umursamaz.

“Ben”‘den ötesi onun için anlaşılmaz olduğundan hislerinizi anlattığınızda tam anlamıyla dinlemez. Olumlu ya da olumsuz hisler fark etmez, kendisinden başka birine odaklanması o kadar olanaksızdır ki, siz onunla iç dünyanızın en özel kısımlarını paylaşmaya çalışırken onun sıkıldığını, mızmızlandığını, başka şeylerle ilgilendiğini, hatta konunun uzamaması için kestirip attığını görürsünüz. Ancak ilerde işine yarayacağını düşündüğü bir içerik varsa kaydetmek üzere kulak kabartabilir. 

Konu bir şekilde onun hatalı olabilmesi olasılığını içeriyorsa vahim durumdasınız demektir; çünkü hazırlıksız yakalanıp konuşmanın başlamasına izin verme gafletine düştüyse eğer, kendinizi ifade etmenize izin vermemek için türlü oyunlara başvurur. Sık sık sözünüzü keser, dikkatinizi dağıtıp konuyu saptırır, toparlamaya çalıştığınızda baskılar: “Konuş hadi konuşsana! Akşama kadar seni mi bekleyeceğim!“… Algılayamadığı olgulara maruz kalmanın verdiği dayanılmaz rahatsızlık yüzünden çoğunlukla diyalog kurmak yerine kaçma yolunu seçer. Israr edip konuşmayı başlatabildiyseniz o bu tip bir zorbalık yaptığında konuşmak isteyen taraf olduğunuz için zorbalığının suçlusu sizsinizdir.

Birlikte bir sosyal etkinliğe katıldığınızda kendinizi çanta gibi hissetme olasılığınız yüksektir. Bir bakmışsınız tamamen yabancı olduğunuz bir ortamda kimseyle tanıştırılmadan yapayalnız bırakılmışsınız. Ortamdaki sohbetin vardığı noktada konu sizin dış görünüşünüz, becerileriniz, kariyeriniz gibi vitrinlik özelliklerinizden birini kullanmaya gelene kadar da yalnız kalabilirsiniz. Nesneleştirmek dedikleri bu olsa gerek!

Narsistin empati kuramamasıyla ilgili verilecek örnek o kadar çok ki bir narsistle ilişki içinde bulunduysanız hemen her tavrında bunu görürsünüz. 30 günlük mutluluk oyununu anlatırken “ne yaparsa yapsın mutluymuş gibi davranma” isteğinden ayrıntılı olarak bahsetmiştim mesela. Bu tip sorunlu tavırlarına ve oyunlarına karşısındaki kişinin nasıl müsade ettiği apayrı bir soru ya, oralara da geleceğiz umarım. 

Örnekleri bir kenara bırakıp duruma bakınca narsistin empati kuramamasında şaşılacak bir şey olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İnsan kendi içinde yaşamadığı dolayısıyla bilmediği bir şeyi bir başkasında nasıl görebilir, nasıl anlayabilir ki!

Peki durumları da bırakıp onun içine bakabilsek ne görürdük? Bence karmakarışık bir beyin ve bomboş bir kalp. Sert olabilir; ama aşağılama amacı taşıyan yargılayıcı bir cümle değil bu. Aksine, uzun süre içeriye ulaşmaya ve sağlam bir bağlantı kurmaya çalışmış bir insanın hayalkırıklığı içinde anlayıp kabul etmek zorunda kaldığı bir gerçek. Yıllarca belli belirsiz hissedip konduramadığı o yankılanma duygusunun açıklığa kavuşması. Yapmacık gelişi anlaşılamayan tüm o “duygusal” tepkilerin yerli yerine oturması.

Tüm o boşluğun içinde yaşamını sürdürürken pişmanlık, suçluluk, üzüntü, sevgi gibi sağlıklı insanlar için olağan duygular onun için sıradışıdır. O, onu bir narsiste çeviren, hissedebilme becerilerinin baskılandığı noktaya kadar “kendince” hisseder tüm o duyguları. Derinlere inemez, yüzeyde kalır.

Beğenilme, takdir edilme, kabullenme gibi ihtiyaçları ve dolayısıyla ortaya çıkan onay arayıcı kişiliğinin etkisiyle çok iyi bir şekilde gözlemler, tepkileri ve sözleri öğrenir ve kullanır. Hemen her konuda karar almadan önce çok sayıda kişiyle konuşur. O anda aklına yatanı, kendini iyi, doğru göstereni yapar. İki gün sonra bir başka karar alırken konuştuğu insanların yönlendirmeleri farklı olduğunda alacağı ikinci karar öncekiyle çelişiyor olabilir. Tutarsızlık onun göbek adıdır; ama tutarsızlığını ancak kendisini yakından izleyenler fark edebilir. 

Verdiği “duygusal” tepkiler de izleyerek öğrendiklerinin başarılı ve gösterişli birer yansımasından ibarettir. Doğru açıdan gözlemlendiğinde, hissettiğini söylediği duyguları gerçekte yaşamadığı davranışlarından anlaşılabilir.

Çok sevdiğini söylediği bir cümlenin arkasından bir hakaret gelebilir. Sevgi sözcüğü olarak rahatsız edici sıfatlar kullanabilir. Sık sık ne kadar duygusal olduğundan ne çok sevdiğinden bahseder, sevgisinin değerinin bilinmediğinden yakınır. Her şeyi olduğu gibi sevmeyi de en iyi o bilir oysa. Bunu göstermek için ikinci sınıf bir romantik komedi filmini izlerken gözleri dolabilir; ama bebeğinin kalp atışlarını ilk duyduğunda buz gibi bir ifadeyle “Abartacak bir şey göremiyorum.” diyebilir.

Bebeği kendi gözetimimdeyken düşüp can havliyle çığlıklar atarak ağladığında teselli etme ihtiyacı bile duymadan tepkisizce “Bir şey olmadı” deyip, başkalarının yanında bebekle birlikte ağlayabilir. (Bkz: Baba Oğul Görüşmeleri) Bir arada çok az vakit geçirdiği ve o sürelerde de telefondan ya da televizyondan başını kaldırıp çocuğuna odaklanamadığı halde sosyal medyada, arkadaş ortamında ne kadar sevdiğini ne kadar özlediğini dilinden düşürmeyebilir.

Yine sosyal medya ortamlarında “sizin için” şiirler yazıp paylaştığı halde sizinle hiç konuşmayabilir. Kısacası, gerçek bir sevgi gösterme becerisi yoktur. Sizin onu neden sevdiğinizi de anlayamaz. Sorar durur, inanmaz sevildiğine, güvenemez.

Öte yandan çok ağır şiddetli bir kavganın ardından siz oturmuş ağlarken sadece birkaç dakika içinde şarkı türkü söyleyerek evde dolaşmaya başladığını görebilirsiniz. Benzeri bir durumda kapıları çarpıp evden hiddetle çıktığında aslında arkadaş buluşmasına gittiğini yine sosyal medyada paylaşılan kahkaha dolu fotoğraflardan öğrenebilirsiniz.

Merhamet edemez. Acıları anlayamaz. Hastalıkta ölümde ortadan kaybolur. Yakın dostu olduğunu söylediği birine kanser teşhisi konduğunda, değil ziyaret etmek bir telefon bile etmeyebilir. Her hafta mutlaka görüştüğü bir arkadaşının babası vefat ettiğinde haftalarca buluşma mekanına gitmeyebilir. Ancak ne kadar sevgi dolu ve merhametli olduğunu her fırsatta vurgular.

Utanç duymaz; çünkü o yaşanan zaten bir başkasının suçudur. Kendisinin içinde olması önemli değildir. Diğerinin haksız ya da yanlış olduğunu kanıtlamak için gerekirse kendisi için utanılacak bir durumu da rahatlıkla ifşa edebilir.

Suçluluk ya da pişmanlık hissetmez. Birini aldatırsa ya da birine karşı yanlış kabul edilen bir şekilde davranırsa o kişinin davranışları buna zemin hazırladığı içindir.

Bayrak sevgisi olmadığını, memleket davalarının ona uzak olduğunu söylerken sosyal medya hesaplarında bayraklı, liderli profil resimleri kullanabilir. İnandığı bir değer yoktur zira. Kendini pazarlama modundayken savunduğu ahlaki değerleri kendi çıkarı aksini gerektirdiğinde düşünmez. Memleket sevgisi gibi dürüstlük, sadakat, adalet ve nicelerinden duruma göre vazgeçilebilir. 

Anlata anlata bitmez bir yandan, bizzat yaşamayan da bu kutup soğuğu boşluğu anlayamaz öte yandan. Bağlantı kurmaya çalışmak boşunadır. Onunlayken, kendi başınıza olduğunuzdan daha yalnız hissedersiniz.

Narsist için de bu durumla başa çıkmak kolay olmasa gerek. Belki başa çıkamadığından türlü kaçış yöntemleri geliştirmiştir. Sessizlikten hiç hoşlanmaz mesela. Uyanır uyanmaz ya telefona tablete sarılır ya radyoyu açar. Evde olduğu bir günse oradan televizyona geçer. Bazen televizyon ve bilgisayar aynı anda eğlencelik bir şeyler çalar. Dışarı çıktıysa arabada mutlaka radyo açıktır. Hiçbir şey yoksa uzun telefon görüşmeleri yapar. Uyandığı andan yatana kadar sese ihtiyacı vardır. Kendisiyle baş başa kalmaktan bu şekilde kaçar.

Kaçar kaçmasına da kara delik misali bu boşluk sadece narsistin kurbanlarını mı yutar?

👇

İlişkili Yazı: Narsisti Tanımak

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir