Gaslighting

Gaslighting terimini, Türkçe bir karşılığını bulamadığım ve Türkçe kaynaklarda da kullanıldığını gördüğüm için aynen kullanıyorum. “Gas light”, gaz lambası anlamına geldiğinden fiilleştirilmiş “gaslighting” ifadesini “gaz lambası oyunu oynamak” şeklinde çevirsem pek yanlış olmaz.

İlk kez 1938’de sahnelenmiş bir oyundan alır adını. (Meraklısına: Daha sonra iki kez de sinemalaştırılmış. 1944’teki Amerikan versiyonu sinema meraklılarının tavsiye listelerinde yer alıyor. Ben pek kaldırabileceğimi sanmıyorum. O yüzden izlemeye niyet etmedim.) Erkek karakterin kirli işlerini saklayabilmek uğruna karısının aklından şüpheye düşmesini sağlamak için yaptığı manipülasyonları konu alır.

Bunlardan biri gaz lambasının her gün daha az aydınlatmasıdır. Kadın lambayla kimsenin oynamadığını sanırken açıklayamadığı başka olaylar da eklenince kendi algısından şüphe etmeye başlar.

Gaslighting ismi de buradan girer psikolojik terimler arasına. En özet ifadeyle, gerçekleri saptırarak kurbanının akıl sağlığından, hafızasından, algısından kuşkulanmasını sağlamak için yapılan eylemleri içeren istismar biçimidir. Psikopatlar ve sosyopatlar gibi narsistik sapkınların da uyguladıkları en “akla zarar” yöntemlerden biridir.

Narsist, gaslighting uygulamaya basitçe daha önce söylediği bir şeyi ya da yaşanan bir olayı inkar ederek veya tam tersine gerçekleşmemiş olayları ve söylenmemiş sözleri yaşanmış gibi anlatarak başlar. Anlattıklarının yanlış olduğunu söylediğinizde ise kendinden emin bir tavırla sizi yalanlayarak çeşitli şekillerde şüphe tohumları eken yanıtlar verir:

Öyle bir şey olmadı, yanlış hatırlıyorsun.

Çok hassassın sen. Aşırı tepki veriyorsun.

Bunu bizzat sen söyledin. Hatta ablamların yanında da tekrarladın ve savundun!

Senin yine kafan karışmış anlaşılan. Biraz dinlen, sonra belki hatırlarsın.”

Nasıl inkar edebiliyorsun ki bunu? İyi misin? Bak gerçekten endişelenmeye başladım.

Sen böyle biri değildin ya. Bu kadar mantıksız davranıyor olamazsın. Hep hamilelik hormonları yüzünden sapıttın. Doğumdan sonra normale dönersin inşallah!

Hamilelik hormonları dedik, şimdi de lohusalık hormonları çıktı başımıza. Aklın başına gelene kadar konuşmayacağım seninle. Bu halde iletişim kurmak mümkün değil zaten. Saçmalayıp duruyorsun.

Seni prenses gibi yetiştirmişler, bu basit olayları çok ağır yaşıyorsun o yüzden. Benimki gibi bir evde büyüseydin anlardın sorun nasıl olurmuş.

Dengesiz davranıyorsun iyice. Bir dediğin diğerine uymuyor.

Cümleleri ve türevlerini zaman zaman en zayıf anlarda araya sokuverir. Bir kere içinize kuşkunun yerleşmesini sağlayabilirse gerisi gelecektir zaten.

Eşyaların yerleri değişmeye başlar. Bir şeyi koyduğunuz yerde bulamazsınız. Bir bakmışsınız ilgisiz bir yerden çıkıverir. Bilgisayarınızın şarj kablosu girişinin kırıldığını fark edersiniz; oysa evde ikinizden başka kimse olmadığı halde o hiç görmemiştir: “Bilgisayarı düşürmüş ve düşürdüğünü unutacak kadar kendini kaybetmemişsindir umarım. Bu aralar aklın pek yerinde değil zira.” Örnekler böyle uzar gider.

Bir insanın akıl sağlığından, hafızasından, karar mekanizmasından şüphelenmesini sağlamak nasıl ağır bir psikolojik işkencedir fikriniz var mı?

Kendinizi sorgular durursunuz başta:

Söyledim mi? Söylemedim mi? Hem de ablasını şahit gösteriyor?

Hamilelikte hassaslaştım gerçekten. Belki de haklıdır.

Bir süre kafa dinlesem iyi olacak. Kendime gelirim herhalde.

Benzeri düşünceler bu tip istismarın en hafif etkileridir.

Etki ağırlaştıkça, önce karar almayı ve eyleme geçmeyi ertelemeye başlarsınız. Sonra, karar verebilmek için başkalarından fikir almak zorunda hissedersiniz. Sizi yalnızlaştırmayı başardıysa bu başkası narsistin ta kendisi olacaktır. Bu şekilde yavaş yavaş sizi ele geçirebilir.

Karamsar tabloyu bir kenara bırakırsak, sağlıklı ve güçlü bir ruhsal temeliniz varsa bir noktada şüpheleriniz kendinizden ziyade karşınızdakinin niyetini sorgulamaya yönelir. Aklınızın başında olduğunun bilincinde de olsanız, bu kadar ileri gidebilecek bir zihnin yapabileceklerinin sınırı olmadığına ayılmak korku ve kaygı duymanız için yeterlidir. İşte o noktadan alıp yürümek, hatta koşa koşa orayı terk etmek gerekir.

👇

İlişkili Yazılar

👇

Narsisti Tanımak

Gelişmiş Manipülasyon Yöntemleri

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Gaslighting” için 2 yorum

  1. Sayfanızı inceliyorum, o kadar çok uyuşan nokta var ki… Hafıza sorunu mesela, o kadar yoğunlaştı ki, kendimden şüpheye düşecek kadar. Çok sık uğradığım bankanın yolunu hatırlayamaz seviyeye gelince korktum ve nörolojiye gittim alzheimer şüphesiyle. MR çekildim ve beyin dalgalarına bakıldı. Herşey normal; ama yüksek stres var. Antidepresan yazacaktı istemedim, “rahatlamaya ihtiyacın var” dedi doktor. Hala kabullenmek zor geliyor.
    İnsan beyninde böyle bir hasar oluşturdugunu öğrenince şok oldum gerçekten. Bir de kaygı bozukluğu oluştu bende iki sene önce. Normalde çok rahat bir insandım.
    Ama uymayan yanlar beni düşündürüyor. Mesela sizinki çocuğunuza çok kötü davranmış. Ben düşünüyorum bendeki öyle değildi, sabah erken uyanınca kucağında uyuturdu 2, 3 saat. Ona karşı kibardı; ama ben çocuk psikolojisiyle ilgili çok kitap okuduğum için ona anlatırdım. Bu sefer de herşeyde benim onayımı almak istedi, çocuk meyve suyu istese bile “Vereyim mi”, “Hangi bardakta vereyim?”…
    Dediğiniz ışık mevzusu bizde de vardı, hala daha gece gelir yattığım odanın lambasını kısar, düşürür ışığı ya da mutfakta oturuyorsam gelir mutlaka ışığın birini söndürür; ama normalde saatlerce yanan boş mutfaktaki ışığı umursamaz. Düzen takıntısı yok, sizin hikayenizi okuyunca dehşete düşüyorum çok çektirmiş.
    Ama benzer yönler kafamı karıştırıyor. Kablolarına ve kıyafetlerine çok hassas, kendi şarjını kullandırmaz, yanlışlıkla kıyafeti yere düşse azarlar ya da elimden birşey düşse “niye yere attın” der, en tuhafıma giden şeylerden biri de bu. Diyorum “sen düşürmeyle atmanın farkını bilmiyor musun?”, defalarca anlattım ama yok. Ve ne zaman hırkasını giysem rahatsız olur, normalde sever erkekler böyle şeyleri, ama o her seferinde “senin hırkan yok mu?” der. Yani işte emin olamıyorum, uyan çok kısmı var, çok tuhaflıklar var. Normal seyri de oluyor; ama ara ara çıldırtıyor. Mesafe koyunca ona iyi geliyor ya da gri taş gibi tepkisiz olunca. O zaman da anlıyorum narsistlik özelliği olduğunu.

    1. Kişilik bozuklukları aynı temel yapı üzerinde bir spektrum özelliği gösterirler. Yani temel özellikle aynı olmakla birlikte şiddeti kişiye özel olarak değişir. Benzer şekilde her biri takıntılı bireylerdir ancak takıntıların şekilleri ve seviyeleri değişir. Çocuğuyla ilişkisini anlatirken belirttiğiniz sürekli onay arama konusu da narsizmin bir belirtisidir.
      Bu anlamda zihninizi netleştirmek isterseniz özelden de yazabilirsiniz bana. Durumunuza özel olarak yanıt veririm sorularınıza.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir