Gösteriş Meraklısı

Gösteriş meraklısı hareketleri ve tercihleri zaman zaman estetik takıntısına varan bir hal alır. Altta yatan yine bir türlü tatmin olmayan beğenilme ihtiyacıdır.

Herkesin alamadığı o son moda pahalı oyuncağı arkadaşlarına gösteren bir çocuk edasıyla gösterir evini, arabasını, eşyalarını, sevgilisini, çocuğunu. Ev ve eşyalar neyse de sevgilisi ve çocukları da ona ait nesneler gibidir.

Gösterebileceği bir sevgili seçer mesela. Koluna takıp ortamlara girdiği zaman herkesin hayran kalacağı güzel, zeki, eğitimli, şık biri olmalıdır mutlaka.

Çocuğunun da ne giydiği, hangi okula gittiği, nasıl sosyal ve akademik başarılar kazandığı hayati önem taşır. Her ebeveyn için önemli olan bu alanlar onun çocuğu için oldukça baskılayıcı bir hal alabilir.

Onaylanma ihtiyacı, önem verdiği bir yere giderken saatlerini ayna karşısında geçirmesine sebep olabilir. Yeni birkaç bin liralık takımıyla o marka gömleği giyse, şu marka ayakkabıyla tamamlasa… Olmadı… Diğer gömlek daha pahalı bir markanın, hem diğer şık kravatı da takabilir onunla; ama başka bir ceket seçmek lazım bu durumda… Görünüşünden tatmin olana kadar böyle sürer gider.

Ola ki, toplum standartlarında yakışıklı/güzel değilse estetik ameliyatlara başvurmak narsist için çok uzak bir ihtimal değildir. Elindekiyle yetinmesi gerekiyorsa, beğenmediği tüm fiziksel özellikleri onun için görmezden gelmesi gereken birer soruna dönüşür.

Narsistin çerçeveye bu kadar değer vermesinin içindeki boşluğu gizleme amacı taşıdığını görebilmek için dış güzelliğe önem vermemek gerektiğini çocuk yaşta anlayıp benimsemiş olmak gerekir.

 

Evine ilk gittiğimiz günü hatırlıyorum. Kapıdan girer girmez anlatmaya başlamıştın. Nasıl zor koşullarda o evi aldığını, hala borcunu ödediğini, her ayrıntısını ince ince düşünüp hiçbir masraftan kaçınmadığını… Mutfak tezgahının granitinde görünen yaldızlar altındı mesela. Özellikle öyle seçmiştin. Mutfak dolaplarını yatak odasındaki mini giyinme odası gibi sen tasarlamıştın. Rafları hangi ayrıntıları düşünerek nasıl tasarladığını uzun uzun anlatmıştın. Her şey yerli yerinde çok düzenli ve temiz görünüyordu. Salonda henüz eşya yoktu. Borçların biter bitmez orayı da zevkince döşeyecektin. Bir tarafta kolilerin yığılı olduğu salonda yine uzun uzun nereye ne yapmak istediğini dinlemiştim. Bir yandan da fikrimi alıyor, beğenip beğenmediğimi sorguluyordun. Evi için böylesi titizlenen tertipli bir erkekle birlikte olduğum için şanslı bulmuştum kendimi o anda. Titizlendiğin her bir ayrıntının kavga konusu olacağını, o evde yaşayacağım günler gelene kadar bilemezdim.

Daha sonraları ben oradayken eve ilk kez gelen her misafirde aynı ritueli yaşadık. Bir farkla… Ben de artık o eşyalardan biri olmuş gibi anlatılıyordum yeni tanıştıklarıma. Tanıtmak kaynaştırmak değildi amaç, göstermekti. İnceden hissediyor, kondurmuyordum.

Görünüşümdeki beğenmediğin şeyleri değiştirmek ve değiştirtmek için ciddi çaba sarf ediyordun. Saçlarım, makyajım, giydiklerim… Kullandığım telefon sence elime yakışmayacak kadar kaba olduğu için sevgili olmamızın üzerinden henüz çok kısa bir süre geçtiği halde ve borçlarına rağmen doğumgünümde pahalı bir telefon almıştın bana. Hediye seçme gerekçenden çok, hediyenin pahalılığı rahatsız etmişti beni. Rahatsızlığımı dile getirdiğimde pahalı hediyeler almaya alışmam gerektiğini söylemiştin gerinerek. Sonrasında da benim istemediğim, ihtiyaç duymadığım, senin bende görmeyi kurduğun imaja uygun hediyeler almaya devam ettin. Sevmediğimi bildiğin renklerde ve kullanmadığım tarzda takılar, giysiler gelmeye devam etti sonuna kadar. Sözde birlikte olduğumuz son doğumgünümde bile vaktini benim yanımda olmak yerine bana hiç giymeyeceğim giysiler alarak geçirdiğinden akşamın onuna doğru ancak eve gelebildin.

Peki ya bebeğimize karşı davranışların? İçinde rahat etmese de en şık bebek arabası, en pahalı araç koltuğu, kullanışsız olsa ve yüzde doksan beş ben kullansam da senin kıyafetlerine senin vücut yapına uygun bebek çantası… İçim daralıyor şu yavrunun asıl ihtiyaçlarını görmeyip onu kendi gösteriş merakının oyuncağı gibi kullandığını gördükçe. Yakın zamana kadar başkaları çocuklarıyla fotoğraflarını paylaştıklarında kınarken üstelik sosyal medyada bebeğimizin fotoğraflarını paylaşmamak konusunda sözde anlaşmışken onu beğeni malzemesi haline getirmeni kaldıramıyorum. İlerde onun ihtiyaçlarını umursamadan onu gösteriş için kullandığını kavrayınca yaşayacağı hezimeti önleyebilmek için elimden ne gelebileceğini düşünüp duruyorum.

Daha şimdiden yüzme kursları, dans dersleri gibi hırslı bir sürü hedefin var onun için. Bebeğe isim koyarken bile benim önerdiğim ismi, sırf o isimde başarılı kimse olmadığı iddiasıyla reddeden senin (bir Google araması yetmişti bu sonuca varman için) sevgini kazanmak uğruna yapmak istemediği şeylere zorlanmasından korkuyorum.

Anne olmak başlı başına büyük sorumlulukken bir narsistle sağlıklı ve mutlu bir çocuk yetiştirmeye çalışmak, yönetmeyi öğrenemediğim sürece bende büyük baskı oluşturmaya devam edecek gibi görünüyor.

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir