Her Zaman Haklı

Her zaman haklı olduğunu iddia eden birini tanıdınız mı hiç? Eşinizin, sevgilinizin, aile üyelerinizden birinin ya da yöneticinizin her tartışmayı sonunda kendini haklı çıkarana kadar sürdürdüğünü görmüş, hatta sonucun değişmeyeceğini kanıksadığınız için fazla uzatmadan alttan alıp kabullenmeye başlamış olabilirsiniz. Hemen narsist etiketi yapıştırmaya kalkmayalım da, bunu bir uyarı olarak görerek durup biraz didikleyelim.

Narsistin onay arayıcı yapısından daha önce bahsetmiştim. Onu narsistik bir sapkına dönüştüren değersizlik, aşağılanma, hatalı bulunma ve benzeri yaşantılar sebebiyle özündeki eksiklik ve suçluluk durumunu bastırmak için dış dünyaya karşı haklı bir duruş sergilemelidir. Belki erken çocukluğunda haksız yere o kadar çok suçlanmıştır ki en ufak bir hatasını kabul etmek ona kaldıramayacağı kadar yıkıcı gelmektedir.

Sonuçta karşımıza çıkan, haksızlığa uğramış o küçük çocuğun bilinçlenemeden yetişkin bir bedene hapsolmuş mızıkçı ve şımarık davranışlarından başka bir şey değildir aslında. Tek farkla, yetişkin görünümünde olduğu için bu sağlıksız tutumunun kapsamı çok daha geniş ve bedeli çok daha ağır olur. Bu tutuma sürekli maruz kalana ciddi zarar verir.

Eleştiriye tahammülü yoktur. Bir sorun oluştuğunda konuşup çözmek yerine kaçmayı tercih edişinin en belirgin sebeplerinden birisi, söz konusu sorunla ilgili suçlanacağını düşünmesi ve suçlanmaya katlanamamasıdır. En ufak bir yanlışının yüzüne söylenmesine dayanamaz. Fiziksel şiddete varan sonuçları olabilir.

Konuşmadan kaçamadığı bir durumda ise karşısındakinin sonuna kadar direndiği bir durumda diyalog kuvvetle muhtemel şu kalıba uygun şekilde ilerler:

– …

– Öyle bir şey olmadı. Sen yanlış hatırlıyorsun.

– …

– Olmuş olabilir; ama abartıyorsun. O kadar önemli bir şey değil. Aşırı tepki veriyorsun.

– …

– Diyelim ki önemli, o duruma gelmesi benim suçum değil ki! Bilerek yapmam herhalde öyle bir şeyi.

– …

– Evet bilerek yaptım, tamam; ama sen beni o duruma soktun. Bütün hata senin. Hak ettin öyle davranmamı.

– …

– Ben dünyanın en kötü insanıyım evet! Bütün sorunların sebebi benim! Ölsem de kurtulsa bu insanlık benden!

Bu noktaya gelebilmek için karşısındaki kişinin gerçekten inatçı ve dirayetli olması gerekir. Arada herhangi bir noktada kırılma olasılığı çok yüksektir.

Tartışma öyle saptırılmıştır ki, asıl konuya dönmek mümkün olmaz. Onun son cümleleri sarf edecek duruma gelmesi, haklılığını kabul ettiremediği için yoğun bir öfkeyi beraberinde getirmiştir. Aynı anda hem bağırıp hem duygu sömürüsü yapmaktadır. Kendine acıyan halini görünce üzülüp konuyu kapatmanız an meselesidir. Hatta duygu sömürüsünü ileri götürürse özür dilemeniz bile mümkündür.

İncinen, kırılan, haksızlığa uğrayan, aşağılanan taraf siz olduğunuz halde narsistik sapkınla yaptığınız tartışmaların sonunda özür dileyen yine siz olabilirsiniz. O asla incittiği için özür dilememiştir; ama siz onun tüm incitmelerinin ve üzerinizde kurduğu baskının sonucu olarak tepki verdiğiniz için defalarca özür dilemişsinizdir.

Özür dilememe durumunun tek istisnası narsistin göz boyama modunda olmasıdır. Beğenilme, takdir görme, onaylanma ihtiyaçları içinde karşısındaki kişiyi etkileme girişimindeyse “Şu konuda hatalı olabilirim.” benzeri yuvarlak bir cümle duyabilirsiniz ağzından; fakat o cümlenin hemen arkasından da aslında buna ters şekilde haklılığını savunan başka ifadeler gelir. Aslında bir hata kabullenme durumu yoktur ortada. 

Gerekiyorsa en tatlı haliyle hatasını anlamış özür dileyecekmiş gibi gelip kendi iyi yanlarını anlatarak, o şekilde davranmasının karşısındaki tarafından kabul görecek uydurma gerekçelerini sıralayarak hatalı olmadığına ikna etmeye çalışır. Bir bakmışsınız unutmuş güzel güzel sohbet ediyorsunuz. Ancak konuşma bitip onun hakimiyet kurduğu ortamdan çıktıktan sonra ayılırsınız ve özür dilemediğini fark edersiniz.

Haklılığını ispatlama amacıyla sözle doğruları savunurken bir yandan yanlışları yapması, kabul gören doğruları bildiğini gösterir bize. Hatalı tutumlarının bilmemezlikten ya da cahillikten değil, kasıtlı olduğu sırf buradan bile anlaşılabilir.

Övülme ve onay arama ihtiyacı bu tip sorunları üçüncü kişilerle de paylaşmasına sebep olur sıklıkla. Başkalarına karşı da haklı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu amaçla yalan söylemek, iftira atmak ya da gerçek dışı iddialarda bulunmak hem kendini haklı çıkarmaya hem de kurbanının güvenilirliliğini karalamaya yarar. İnandırıcıdır, zira çok pratik yapmıştır. Başkalarını suçlama ve karşısındakini okuyarak gözüne girme konusunda uzmandır.

Onunla uzun süre ilişki içinde kaldıysanız bir süre sonra olayları algı biçiminin kendi sorumluluğunu sıfıra indirecek şekilde olduğunu kavrarsınız. Yarattığı onlarca kafa karışıklığından biri de bu algı biçimi oluverir. “Söylediklerine inanıyor mu? Yoksa çok iyi bir yalancı mı?” diye düşünür durursunuz. Her ikisinin de doğru olma olasılığı ise çok yüksektir. İçine çöreklenmiş yoğun suçluluk ve yetersizlik hissinden kaçış için geliştirdiği taktiklerden sadece biridir bu. Hatayı başkası yapmış olmalıdır ki kendisi acı çekmesin.

Durumun ne kadar sağlıksız olduğu açıkça görülüyor mu? Kendinizi düşünün. Gerçekten hiç kötü niyetiniz olmadığı halde birinin incinmesine sebep olduysanız ve o kişi karşınızda ağlıyorsa ne hissedersiniz? Ne yaparsınız? Bilerek yapmadığınızı belirtip yine de üzülmesine sebep olduğunuz için özür dilemez misiniz? Özür dilemeyi gerektirecek bir durum yoksa bile karşınızdakini dinlemeye anlamaya çalışmaz mısınız? Israrla inkar etmek, karşıdakini kendinden şüpheye düşürecek şekilde suçlamak, hiçbiri işe yaramayınca duygu sömürüsü yapmak nasıl yanlış donanmış bir ruhun tepkileridir?

Peki o her zaman haklı ise karşısındakine ne düşer? Tüm hataları yüklenmek ve  tüm sorunların kaynağı konumuna yerleşmek… Bu durumda kalarak sürekli suçlanan bir insan da ya özgüvenini yitirir ya da isyankar sinirli bir ruh haline bürünür. Bir insana bunu yaşatmak kötüye kullanmak değildir de nedir?

👇

İlişkili Yazı: Narsisti Tanımak

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir