Özgüven Düşmanı

Özgüven düşmanı oluşu şaşılacak bir durum değildir. İçeride yoğun bir şekilde bastırılmış, suçlanmış, eksik hissettirilerek ezilmiş bir ruh varken dışarıda ne kadar gösterişli, büyüklenmeci ve kendinden emin görünürse görünsün bir tür aşağılık kompleksi olduğunun ayrımına varmak zor olmaz. Haliyle, kendisinde olmayana sahip kurbanını kendi seviyesine çekmesinin bir yolu da onun özgüvenini zedelemekten, mümkünse yok etmekten geçer.

Karşısındakinin kendisinden kuşkuya düşmesi, narsistin söz konusu ezilmişlik hissini bastırarak kendini daha üstün konumlandırmasına yardım ettiği gibi, kurbanını kendine bağımlı kılma çabasına da hizmet eder. Birinin üstüne basarak yükselme durumuna benzer. Ne var ki ortada gerçek bir yükselme olmamakla beraber, olan altta kalıp tüm yükü taşıyana olur. Yükselme yoktur; çünkü her şeyden önce narsistin tatmini anlık olmaktan öteye geçemez.  Bu sebeple de “üstüne basma” eylemleri sık sık yaşanır. Bu sıklıktır zaten etkiyi yıkıcı seviyeye ulaştıran.

Bu doğrultuda en büyük silahı eleştiridir. Yapıcı eleştirilerden bahsetmiyorum burada. Kendisi de amacı da açıkça yıkıcı, küçümseyici eleştirilerden bahsediyorum. İnce ince başlayan, dozaj arttıkça aşağılamaya ve hakarete dönüşen tacizlerden bahsediyorum. Tepki aldığında şaka yaptığını söyleyip bu kez fazla hassas ve alıngan olmakla suçlayarak yine okları karşısındakine çevirmelerden bahsediyorum.

Keyifli bir haftasonu, pazar kahvaltısı için bir heves sürpriz sofra hazırlarsınız. Ancak o da ne? Peynirler doğarken biraz parçalanmış mıdır yoksa? O sucuklar sizin kestiğinizin dörtte üçü kalınlığında olmazsa hiç yenmez ya, hadi bu seferlik idare edelim! Neşeli bir pazar sabahı için önemsizdir bu ufak iğnelemeler. “Bir dahaki sefere sen yap canım o zaman. Biz de mükemmel kesilmiş sucuklar peynirler yiyelim.” der geçersiniz. Olmaz. Peşini bırakmaz: “Yok yok sen yap da öğren. Öyle kaçmak yok!” Altı üstü bir doğrama işlemi, bundan sonra her kahvaltıda önünüze serilir. “Hadi bugün sen yap da görelim bakalım becerebilecek misin?” Şaka yapıp yapmadığını anlamaya çalışırsınız, zamanla ısrarla devam ettikçe anlaşılır ciddi olduğu. Beşyüzyirmialtıncı kez arkadaşlarınızın önünde bir sucuk kesmeyi bile beceremediğinizi söylediğinde olur da gerilirseniz arkadaşlarınızın gözünde sinirli ve aşırı tepki veren biri gibi görünmeniz işten bile değildir. 

Beğenisini ifade ediyormuş gibi göründüğü zamanlarda bile iğnesini sokmaya devam eder. Özel bir gece için özenle hazırlanıp karşısına çıktığınızda sarf ettiği “Vauww! Allı, dallı ve tam güllüsün!” sözü önceden defalarca allı dallı giysileri sevmediğini söylediğinden içinize oturur da bununla bitmez: “Bu ayakkabıyı mı giyeceksin altına? Hmm…

Olayların basitliği yüzünden dışarıdan bakıldığında anlamsızdır. Dışarıdakilere “Bunu mu takıyorsun kafaya?” dedirtir sıkça. Oysa bu yaşananları bir sömürüye dönüştüren her fırsatta tekrarlanmasıdır. Saç, baş, giyim, ev, arkadaşlar, iş, sosyal hayat, aklınıza gelebilecek ve düşünseniz bile gelmeyecek her şey eleştiri malzemesidir. Onunla tanışmadan önce yetenekli biri olduğunuzu düşünmeniz ve hatta kendisinin ilişkinizin başlarında sizi göklere çıkarırkenki övgüleri, “beceriksiz” ve benzeri sık sözcükleri sık kullanmasıyla geçmişe gömülür. Bir iş yaparken başınızda durup sürekli laf atarak germesi ve en ufak bir tökezlemenizde de nihayet aradığı fırsatı yakalamış olmanın keyfiyle dalga geçmesi ender rastlanan bir olay değildir.

Fikirleriniz “saçma”, “anlamsız”, canınızı sıkan sorunlar “önemsiz”‘dir. Hayallerinizi paylaşmanız “Yapamazsın!” yanıtını almanız için bir bahanedir. Böyle böyle paylaşmamaya başlarsınız. Zaten, odaklanma sorunu olduğundan bir de yoksayma moduna girerse siz anlatsanız da onun sizi dinlemeyip bambaşka şeylerle ilgilendiğini görürsünüz.

Fikrinizi sorduğu zamanlar olur; fakat söylediklerinizi asla uygulamaz. Verdiğiniz yanıt, sizin eksikliklerinize dair yeni bir veri vermiştir kendisine. Nurtopu gibi bir alay dökülür kucağınıza.

Özgüveni yüksek biriyseniz en iyi ihtimalle onun böyle biri olduğunu düşünüp önemsememeye çalışır ya da sizi yeterince tanımadığı için yanlış değerlendirdiğini düşünür aslında bu kadar eksik olmadığınızı ifade etmek için uğraşırsınız. Bu düşünce yapılarıyla özgüveniniz zarar görmez belki; fakat özellikle ikinci durumda ona anlatma çabası içine girdiyseniz oyuna gelmişsiniz demektir; çünkü sonu gelmez bir uğraşının içine atmışsınızdır kendinizi. Daha çok yorar, zamanla yıpratır; fakat asla ikna edilemez ve tatmin olamaz.

En acısı da en çok eleştirdiklerinin “en sevdikleri” olduğunu, bu davranışlarını bir sevgi ifadesi olarak göstermek için bastıra bastıra söyleyen birinin çocuğuna nasıl davranacağını sadece birkaç saniye düşünmek o çocuğun annesiyseniz cehennemi yaşatır size.

Geçmişten kalma ve artık yerinin dolması olanaksız olan eksiklikleri yamamaya çalışan bir karakter olarak seçtiği hedefin kendisinden kuşkulanması ve değersiz hissetmesi için sonsuza kadar bu tavırlara devam edebilir; sonsuza ya da kurbanını tüketene kadar. Kurbanını tükettiğinde de yeni bir kaynak bulmakta gecikmeyecektir.

👇

İlişkili Yazı: Narsisti Tanımak

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir