Şiddet Eğilimi

Şiddet eğilimi söz konusu olunca bir saniye durup narsistin kurbanına uyguladığı zorbalıkların tamamının başka bir yönelim eklenmese de başlı başına psikolojik şiddet olduğu konusunda hemfikir olalım. Geriye kalıyor fiziksel, ekonomik, cinsel ve yeni moda dijital şiddet. 

Her ne kadar kurbanını her yönden kuşatmaya alan bir hakimiyet kurma zihniyetinin tutumunu adlandırmak için “şiddet”‘ten daha uygun bir sözcük bulmakta zorlansam da, biliyorum ki yaşarken ve hatta bittikten sonra bile “şiddet”‘e maruz kaldığını görebilmek ve kabullenebilmek fazlasıyla zor. Narsistin genel tavrı da öyle haklı ki bizi her yönden afallatan bu “şey”‘in ne olduğunu anlayabilmek kayda değer bir başarı halini alıyor.

Fiziksel şiddet deyince sadece dayak atma benzeri sahneler göz önüne geliyor olabilir. Bu genel kanı narsiste de yansımış olmalı ki, bu tarz fiziksel şiddeti çoğunlukla tercih etmez. Bu “tercih”‘in başlıca üç sebebi vardır:

  • Kendine yakıştıramaz. Zira, o üstün yaradılışlıdır. Bir kadına dayak atacak kadar küçülemez. Öte yandan, güç gösterisi yapma fırsatı yaratmak adına bir erkeği nasıl dövdüğünü övünerek anlatabilir.
  • Açıkça herkes tarafından izleri görülebilecek bir saldırı o melek kılıfının inandırıcılığını zedeleyecek, inkar etmeyi zorlaştıracaktır. Gerçi narsist bu durumda bile kurbanını karalayıp fiziksel şiddet uygulayışını haklı çıkarmak için sonuna kadar direnecektir. Ancak, maskelerinin sağlamlığını korumak onun için hayati önem taşır.
  • Uyguladığı ileri manipülasyon yöntemleri istediğini alması için çoğu zaman fazlasıyla yeterlidir. Farklı bir kola gereksinim duymaz.

Durum bu olunca, dayak yemeyen, fiziksel olarak hırpalanmayan, bedeni morarmayan, ezilmeyen, yaralanmayan kurban, genel toplumsal kanının da etkisiyle, fiziksel şiddete maruz kaldığının ayırdına varamayabilir ya da yaşadıklarını önemsiz görebilir.

Yalnız, narsist tercih etmese de nefret moduna girdiğinde öfkeden kontrolünü kaybedebileceği ve hiç beklenmedik, istenmeyecek sonuçlara yol açacak çok ağır fiziksel saldırıların da söz konusu olabileceği aklımızın bir köşesinde durmalıdır. Kasıtlı olarak tercih edebileceği durumları ise düşünmek bile istemiyorum.

Genel yapısı dolayısıyla dayak benzeri fiziksel şiddete başvurmayan bir narsistle karşı karşıya olsak bile farkındalığımız olması adına şiddetin tanımına ihtiyacımız var. 

En temel anlamda şiddet, bir anlaşmazlık halinde ortaya çıkan saldırganlık durumudur. Bir iletişim çatışması yaşadığınız durumda karşınızdaki kişinin ne şekilde olursa olsun size saldırdığını hissediyorsanız şiddete maruz kalıyorsunuz demektir. Burada bahsettiğim çatışmanın oluşması için sizin herhangi bir şey yapmış olmanıza gerek yok. Durup durduk yere karşı tarafın o anki algısı ya da ruh hali çatışmayı ve arkasından şiddeti üretebilir.

Bu tanımı fiziksel şiddet boyutunda açarsak;

  • Bedeninize istemediğiniz bir şekilde dokunulması ya da bedeninizin mesela bileğinizin sıkıca kavranması,
  • Temel fiziksel ihtiyaçlarınızı karşılamanıza izin verilmemesi; örneğin, uyumanıza engel olması, eşin cinsel ilişkiden mahrum bırakması,
  • Beden bütünlüğünüzü ya da sağlığınızı tehdit edici şekilde davranılması; örneğin, riskli araba kullanması, alerjik olduğunuz maddelere maruz bırakması

gibi basit görünen müdahaleler de şiddettir.

Tıpkı cinsel şiddet görmüş olmak için tecavüze uğramanız gerekmemesi, istemediğiniz herhangi bir cinsel davranışın reddettiğiniz halde ısrarla ve zorla gerçekleştirilmeye çalışılmasının tek başına şiddeti oluşturmaya yetmesi gibi.

Ekonomik şiddetin ortaya çıkması için ise maddi açıdan bir şekilde mağdur edilmeniz yeterli. İşten ayrılmanız ve ekonomik olarak kendisine bağımlı hale gelmeniz için her türlü çabayı gösteren narsistin bu anlamda uyguladıkları ekonomik şiddetin ta kendisidir.

Tahmin edebileceğiniz üzere dijital şiddet de elektronik kanallar üzerinden internetten, sosyal medyadan, telefondan size yapılan saldırılardır. Rahatsız edici şekilde ısrarla aramak, mesaj atmak başka bir ek tutuma gerek olmadan şiddetin ta kendisidir. Yüzünüze karşı en ağır hakaretleri savuran narsistin, dışarıya karşı melek görünümünü korumak adına son derece kibar mesajlar atması beyninizi kemiren bir tür şiddet değildir de nedir?

Cep telefonunuza yaklaşmak istemiyorsanız, her bildirim sesi sizi korkutuyorsa, hatta bu korkuyu yaşamamak için bildirim seslerini ve ışığını tamamen kapatıyorsanız, ondan gelen herhangi bir paylaşımı görmemek için sosyal medyaya girmekten çekiniyorsanız dijital şiddet mağdurusunuz demektir. İnanın bana, bu tarz saldırılar narsistin özel ilgi alanına girer.

Temel ilgi alanının kurbanına işkence etmek olduğunu düşünürsek, hedefinin kişiliğine ve verdiği tepkilere göre şiddetlerden şiddet beğenir ve çekinmeden uygular. Önemli olan eylemin sonucunda istediğini alabilmesidir.

“O günü unutamıyorum. Bir gün önce Can’ı doktor kontrolüne götürmüştük ve doktor D vitamini takviyesi verme önerisini yinelemişti. Kendi deneyimlerimde takviyelerden hep zarar görmüş, doğru beslenme ve yaşam tarzıyla sağlığını düzeltmiş olan ben, artık kış geldiği için Can’ın D vitaminine ihtiyacı olabileceğini düşünmeye başlamıştım. Ancak narsistin tavrı her zamanki gibi iletişim kurmaya olanak tanımıyordu. Doktor dönüşü bu konuda konuşmayı reddetmiş ve yine emretme yoluna gitmişti: “O ilaç çocuğa verilecek! O kadar!” Konuşmak için sakinleşmesini beklemeye karar vermişken o sabah tuvalete girdiğim sırada benden gizli olarak çocuğa vitamin verme girişiminde bulunmuştu.

Yavru ağzını açmayıp ağlamaya başlayınca ben sesini duyup koştum. Bebekle ilgili birlikte karar vermemiz gereken bir konuda benim arkamdan eyleme geçmişti ve bunu ilk kez açıkça görüyordum. Güven sarsıcıydı. Çok yanlış bir şey yaptığını söyleyip, konuşma isteğimi tekrarladım; ama beni yoksayıp bildiğini yapacağını gösterme çabası içindeydi. Bebeğin üzerine eğilmiş durumdaydı, başını kaldırıp bana bakmıyordu. Nihayet yavrunun ağzını zorla açık tutup vitamini damlatabildiği noktada artık ona güvenemediğimi söyledim.

Bir zamandır, konuşurken eliyle ağzımı kapatma, üzerime yürüme, bileğimi sıkıca kavrama gibi fiziksel müdahalelerde bulunmaya başladığı için ondan uzak duruyor, özellikle sinirli olduğunda aynı odada bile bulunmamaya özen gösteriyordum. Ancak, o anda halihazırda nefret moduna girmiş olduğunu ve şiddet seviyesinin çok yüksek olduğunu fark edememiştim. Başını kaldırıp inanılmaz nefret dolu gözlerle bağırarak üzerime yürüdü. Bebeğin korkup ağlamaya başlamasıyla onu kucağıma almak istedim. Aramıza girip onu almama engel olduğu gibi beni iki kolumdan tutup hızlıca sarsmaya başladı. Bir yandan da deli gibi bağırmaya devam ediyordu.

Bebeğim ağlıyordu, yanına gidemiyordum. Narsist burnumun dibinde beni ele almış sarsıyor ve tüm gücüyle bağırıyordu. Bense ne söylediğini duymuyordum. Yüzüne takılmıştım. Saldırıya geçmiş bir köpeğin dişleri çekilir ya hani, işte öyle gerilmişti ağzı. Gözleri kıpkırmızıydı. Deli bir nefretten başka bir şey yoktu bakışlarında.

“Ne yaşıyorum ben şu anda?” diye düşünüyordum. Kendini kaybettiği aşikardı. Nereye kadar vardıracaktı bu şiddeti? Can’a ulaşmama neden engel oluyordu? Ne yapmalıydım?

O anda çıkarabildiğim en soğuk sesle “Bırak beni” dedim. Duymadı. Tekrarladım. Öyle kendini kaybetmişçesine bağırıyordu ki beni duyması mümkün değildi. Bu kez bağırarak beni bırakmasını istedim ve kendimi ondan kurtarmaya çalıştım. İçinde bulunduğu moddan ayılır gibi bir an bakışlarının değiştiğini gördüm ve beni bıraktı.

Hemen Can’ı alıp diğer odaya geçtim. Duştan çıktığında sakinleşmişti. Can yanımda uyuyor, ben de uzanıyordum. Gülümsediğini görünce başımı diğer yana çevirdim. Can’a bakıyordu. “Ne yaptığının farkında mısın?” dedim. “Millet neler yaşıyor! Seninki ne ki!” diyerek celallenecek oldu, hemen arkasından da “Ben ne yapıyorsam sizin iyiliğiniz için yapıyorum.” cümlesiyle son noktayı koydu. Kendimi çekmeme rağmen beni yanağımdan öptü ve çıkıp gitti.

O güne kadar olduğu gibi o günden sonra da modlarını iyi takip ederek şiddet eşiğini geçmesine sebep olmayacak şekilde davranmaya çalıştım. Bir farkla, artık ondan korkuyordum.

Öfke patlaması yaşadığında neden kendini odalara kapattığını yeni anlamıştım. Tehlikeli olduğunu biliyordu. Belki de babasına benzemek istemiyordu.

Şimdiyse ben oğlumun babasına benzememesi ve onun tarafından zarar görmemesi için kelimenin tam anlamıyla kıvranıyorum.”

 

👇

İlişkili Yazı: Narsisti Tanımak

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Şiddet Eğilimi” için bir yorum

  1. Öyle güzel ifade edilmiş ki, insanlar çevrelerinde olan kişilerin kişilik bozukluğu olduğunu bilmeden uzunca bir süre geçirebiliyor, özellikle narsist birisini anlayabileceğiniz en garanti yol öfke patlamaları, sürekli kendini öven cümleler kurması, kendi mantıklı veya mantıksız fikirlerine karşı söylenen fikirlere karşı yoğun öfkeli bağırmaları, sanki sürekli kendini kanıtlıyormuş gibidir.Tabi öfkelenmesi için bunlara bile gerek olmayabilir sebepsiz yere de aşırı öfke gösterebilir, sanki nefret kusuyormuş gibi bir hali olur. Kendi istediğinin olması için asla karşısındakinin uygunluğunu düşünmez, düşünüyor gibi olsa da düşünmez. Özellikle ilişkide olduğu insanların sınırlarını çizmesi ve oyun hamuru gibi eline düşmemesi çok önemlidir, özellikle sevgili, kardeş, akraba, iş arkadaşı olanların narsist birini kişisel alanlarına sokarken dikkatli ve farkında olmaları gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir