Ev Meselesi

Ev meselesi, yıllardır aramızdaki en çetin kavgalarda başrol oynamıştı. Laf bir şekilde döner dolaşır benim onun evinde yaşamak istemememe gelirdi. Nasıl olurdu! Onun o muhteşem evini beğenmemem akıl alır gibi değildi. Bende bir sorun olmalıydı.

Halbuki konu evi beğenmemem değil, yaşam şeklimin o evle uyumsuzluğuydu. Öğrencilik yıllarındaki yurt deneyimini saymazsak hayatım boyunca merkezi yerlerde mahalle ortamında yaşamıştım. İhtiyaçlarımı birkaç dakikalık yürüme ile karşılıyor, ulaşımı yine yürüyerek ya da toplu taşımayla yapıyordum. En önemlisi bu şekilde devam etmek istiyordum. Zira karbon ayakizimi önemsiyorum. Üstelik trafikteki vakit kaybına tahammülüm olmadığından toplu taşımada da sürekli okuyan yazan bir insanım. Daha samimi geldiği ve tabi ki maddi imkanlarıma uygun olduğu için orta halli mahalleleri lüks semtlere tercih ettim hep. Bir de yaz kış uzun uzun yürümeyi çok sevdiğimden bu tip rotalara, yani sahile, koruya yürüme mesafesinde olmak şarttı benim gözümde.

Onun evi ise ilke olarak karşı olduğum birçok şeyi simgeliyordu. Uzak mahallede, en yakın merkeze en az yarım saatlik araç mesafesinde, gıda alışverişi için bile arabaya ihtiyaç duyulan, toplu taşımanın sıkıntılı olduğu lüks bir site içindeydi. Site lükstü lüks olmasına da kapıdan çıkınca biraz sanayi biraz gecekondu mahallesi bir ortamın içindeydi. Kapalı havuzundan, saunasına ve spor kompleksine kadar hiç kullanmadığı ve pis olduğundan sıklıkla şikayet ettiği site özellikleri için neredeyse bir kira kadar aidat ödüyordu. Bu tip sitelerin, kapitalist sistemin insanı bağımlı hale getirmesine en iyi örneklerden olduğunu düşünmüşümdür hep. Şimdi de beni bağımlı hale getirecekti; trafiğe, arabaya, AVM’lere, benzine, kocama… Her şeyi bir kenara bıraksam bile ihtiyaçlarımı karşılamam için araba kullanmam, trafikte bir yerlere ulaşmak için her gün saatler kaybetmeyi göze almam gerekiyordu.

Bir başkası olsa bu fırsatın üzerine atlardı ona göre. Kocam evi almış, içini de bir güzel döşemiş, benim gelip içinde salınmam yeterdi. Bir de araba alırdım. Param yoksa krediyle alırdım ne olacak! Evet evet neden kredi çekmiyordum ki! Doğum arefesi, iş konusu zaten riske girmişken borca girip ona daha bağımlı hale gelmeyi nasıl istemezdim ki!

Bu şekilde yaşayan ve hatta yaşamak isteyen çok insan olabilir; ama ben onlardan biri değildim ve önemli olan, birlikte yaşayacağımız evin ikimize de uygun olmasıydı. Ancak, bu konu tartışmaya açık bile değildi. Orta yolu bulabileceğimiz başka bir ev tutmak ya da almak söz konusu olamazdı. O evde yaşanacaktı. Çözüm için adım atmadığını söylediğim zaman evin fiyatını ortaya koyar, benim öyle bir param olmadığını bile bile “Sen de aynı miktar para koy, gidip merkezi lüks semtten bir ev alalım” derdi. Gerçek dışı olsa da bu ona göre çözüm çabasıydı. Ben bunun mümkün olmadığını anlatmaya çalıştığımda çözüm için adım atmamakla suçlardı.

Bu konuda zorda kaldığını hissettiğinde kullandığı ikinci sav, zor geçen çocukluğu dolayısıyla yine zar zor alabildiği bu evin onun için çok değerli oluşuydu. “Nihayet borcu bitmişken burada yaşamak istiyorum biraz” diyordu. Ben de anlayış gösteriyordum zaten. Hamilelik kendini belli ettiğinde kendim söylemiştim içinde bulunduğumuz koşullarda o evde yaşamanın daha doğru olacağını. Sonuçta en azından bir süre bebek dolayısıyla izinde olacak ve para kazanamayacakken başka ev masrafına girmeye gerek yoktu.

Ondan bu konuda tek beklediğim, orada yaşamanın hoşlanmadığım birçok şeyin içine girmek anlamına geleceğini yaşamın benim için zorlaşacağını anlayıp bana destek olacağını söylemesiydi sadece. Karşımda empati kurabilen biri olduğunu sanmak, rahatsızlıklarımı dile getirerek destek beklemek en büyük yanılgılarımdandı. Narsist benim rahatsızlıklarımı bam telime basmak istediği zaman aleyhime kullanıyordu. Bir insana bir durumdan ya da tutumdan rahatsız olduğunuzu söylediğinizde bir dahaki sefere dikkatli olmasını beklersiniz ya, karşınızdaki narsistse o bilgiyi sizi rahatsız etmek için kullanacağından emin olabilirsiniz.

Evin konumu dışındaki diğer bir sorun eşyalardan kullanım alanlarına kadar evin iç düzeniydi. Sık sık onunla yaşamamı istediğini söyleyerek ve benim yanaşmamamdan şikayet ederek açardı ev konusunu; ancak “birlikte yaşamak” değil, “onunla yaşamak”‘tı istediği. Onun kalesinde onun kurallarıyla olmalıydı ne olacaksa. Hiçbir şeyi değiştirmeden var olanın üstüne eklenmeliydim. Nitekim, taşınma gerçekleştiğinde evde oluşan en ufak değişiklikler bile onun için ayrı ayrı birer felaketti. 

Sözünü ettiğim çocuk odası dışında mobilya getirmeme izin vermemişti. Beyaz eşyalarım onunkilerden yeni ve büyük olmalarına rağmen kabul görmedi. Zaten az olan mutfak eşyalarımın önemli bir kısmını o istemediği için elden çıkardım. Toprakla uğraşmayı çok sevdiğim için tıklım tıklım dolu olan balkonumdan geriye sadece altı saksı kaldı. Halihazırda minimalist yaşamayı ilke edindiğimden kendime ait eşyaların azalmasını bu anlamda bir gelişme olarak bile yorumladım.

Tüm çabalarıma rağmen mobilyaları ve beyaz eşyayı taşınmadan ve doğumdan önce elden çıkaramadığımdan, doğumdan sonra ise zaten bebeğin telaşının yanında bambaşka sorunlar peyda olduğundan, taşındıktan sonra da eve kira ödemeye devam etmek zorunda kaldım. Bu aşamada evi boşaltmak konusundaki yardım isteklerimi hep geçiştirdi. Doğum iznine ayrıldığım için artık bir gelirim yoktu ve boşa kira ödemek çok canımı sıkıyordu. Ancak, ne doğumdan önce ne de sonra bana evi boşaltmak konusunda yardım etmediği halde, ben üzerimde kurduğu tüm baskıya rağmen bebekli düzenimi oturtmak için boğuşurken evin kapatılmamış olmasını gitme çabası olarak yorumlayarak beni suçlayan yine oydu.

Kendi istekleri için diretmek, sonuna kadar baskı kurmak, yalnız bırakmak ve her fırsatta eleştirip suçlamak onun genel kalıbının sadece bir parçasıydı. Bense bu koşullarda bu birikimle onun evine girmiştim. Hala göremiyor, çabalıyor ve umuyordum. Doğuma kadarki birkaç haftada birlikte yaşamayı öğrenebilmek için hiç olmazsa birkaç adım atabileceğimizi sanıyordum. Yanıldığımı anlamam uzun sürmedi.

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir