Narsiste Göre

Narsiste göre de yaşananları anlatmak gerektiğini düşündüm bugün. Elimden ne kadar gelir bilmiyorum, objektif olmaya çalışacağım ve onun cümlelerini kullanacağım:

“Yıllar önce bir dans ortamında tanıştık onunla. Güzeldi, zekiydi, sosyal ve güleryüzlü görünüyordu. Çok enerjikti. Etkilendim. Bir daha hiç aşık olamayacağımı düşünürdüm. Ona aşık oldum.

İlk zamanların ardından kıskançlıkları başladı. Sosyal hayatımı kısıtlamak istedi. O dönem zaten borç içindeydim. Para kazanmak için çok uğraşıyordum. Ortaklarımdan kazık yediğim zamanlar işte. Dışarı çıkıp insanlarla vakit geçirdiğim o sosyal ortamlar olmasa iyice bunalıma girecektim.

Surat asmaya başladı. Ne yaptıysam mutlu edemedim. Ayrılmak istedi. Kabul etmedim başta, yumuşatmaya çalıştım. Baktım olmuyor rahat bıraktım; ama sık sık arayıp soruyordum. Hatta işsiz ve bunalımda olduğu dönemde gelip evden çıkararak yemeğe götürdüm. Ayrıldığımız halde bile ilgileniyordum yani. O istemedi ama görüşmeyi. Bir süre koptuk.

Sonra nasıl olduysa bir daha görüşmek istedi. Ablamlara hediye almış da geldikleri zaman vermek istermiş falan. O görüşmeyle birlikte bir daha başladık. Hatta ablam sormuştu neden geri döndüğünü. “Hatasını anlamış herhalde” demiştim. Ancak, çok uzun sürmedi. Yine surat asmaya başladı. Ben ona ne kadar “gül” dediysem de dinlemedi. Halbuki biraz gülse ben ona koşarak giderdim. O surat astıkça ben uzaklaştım.

O zamandan sonra gelgitli bir ilişki başladı. Bir türlü kopamıyorduk, bir süre sonra yeniden başlıyorduk. Her barışmada biraz daha öğrenmiş oluyordu. Küçüktü ne de olsa, pek bir şey bilmiyordu. Giderek o değiştikçe ilişki devam etti. Ayrıla barışa çoğunlukla cinsellik üzerine bir şeyler yaşayarak yürüyorduk.

Bir ayrılık dönemi uzun sürmüştü. Tesadüfen bir yerde karşılaştık. İçim titredi görünce. Çok özlemişim. Gülmeyi bilmese de sevmeyi bilir çünkü. Aklımdan çıkmadı o günden sonra. Hatta onunla yeniden başlamayalım diye bir başkasıyla birlikte olmaya başladım; ama aynı şeyleri hissedemedim. Bir süre sonra da dayanamayıp aradım. Zorla da olsa oturup konuştuk. Çok inatçıdır. Tam keçi. Dinlemez kolay kolay; ama bu kez ikna ettim onu. Yeniden başladık.

O ara çalışmıyordu. Bizim işlere yardımcı olmasını istedim. Kabul etmedi. Daha önce de birkaç kez reddetmişti bana işlerde destek olmayı. Tamam maaş ödeyecek sigorta yapacak durumda değilim; ama kazanınca fazlasıyla hakkını veririm. O da biliyor. Yine de, yardım etmedi bana. Halbuki gelip el atsa kısa sürede ürün çıkacak, zengin olacağız. Kendi projeleri varmış. Kariyer hedefi varmış… Hani? O projelerden biteni görmedim ben hiç. “Göster yaptıklarıni, fikir vereyim” diyorum, “Çok eleştiriyorsun, çok hata buluyorsun, “olmamış, becerememişsin” dersin moralim bozulur” diyor. E deneyimli insanım, fikrimi söylemeyeyim mi?

Çok seviyordum. Hatta o sıralar bir gün sahilde yürürken bir güneş vurdu saçlarına. Gülüyordu çok güzel. “Bu kız hep gülmeli, mutlu olmalı” diye düşündüm; ama mutlu olmayı bilmez. Hiç yoktan sorun üretir durur. Bir de güçlü kadın olma derdinde. “Tek başıma her şeyi yapabilirim”, “özgürüm” havalarında. Söz dinlemez. Pek uzun sürmedi yine ayrıldık tabi.

Ayrıla barışa da sürdü gitti işte. Kopamadık bir türlü. Hamile kalınca bunun son şansımız olduğunu düşündüm. Yaşım malum, bu kızı da seviyorum dedim. İstemediğimi söylesem bir daha bakmazdı yüzüme. Bir de nasıl heyecanlanmıştı hamile olduğunu öğrenince. Gözleri dolu dolu sevgiyle söyledi. O anki duygusallığına kandım; ama iki şart koştum: “Bebeği istiyorsan ben de beraber gelirim” dedim. Bir de “Ne olursa olsun sinirlenmeyeceksin, bağırmayacaksın” dedim. Direndi; ama kabul etti ikincisini de.

Gel gör ki, bir türlü taşınmak istemedi benim evime. Başından beri beğenmezdi zaten evimi. Yok uzakmış, yok yakında bir market bile yokmuş, işten nasıl gelip gidecekmiş, yok karbon ayak izini hesaplıyormuş, burada oturursa araba kullanmak zorunda kalacakmış, sahile inmek için bir saat trafikte kalacakmış… Herkes böyle site içi evlerde yaşamak, çocuklar böyle bahçe içinde oynayabilsin ister. Beğendiremedim ben ona bu evi bir türlü. Daha önce evlenme teklif etmeyi düşündüğüm dönemde bu ev takıntısı yüzünden vazgeçmiştim. Hamilelik döneminde de yine sorun oldu. Gelmedi eve. Düğünden sonra benim yurtdışına gitmemi bahane etti. Yakından servisin geçmemesini bahane etti. Doğum iznine ayrılana kadar taşınmadı. Nasıl istiyordum, gelsin yanımda yatsın, sabahları karnındaki bebeği okşayarak uyanayım. Çok söyledim, dinletemedim.

Eve taşındığının ertesi günü “bak giderim” diye tehdit etti beni. Tamam, parke çizildi diye azarlamakla hata ettim; ama o da biliyor ben bu evi çok zor aldım. Yıllarca ne sıkıntılar çektim. Her yerini özene bezene yaptırdım. Parkeleri doğal olsun diye gerçek ahşaptan yaptırdım. Yaşıyor bu parkeler. Biraz dikkat etse ne olur?

Onun gelişiyle bozuldu zaten ev. Çok sevdiğim genç odamı ablamların evine götürdüm. Gitmiş çocuğa ikinci el kalitesiz bir takım almış, onları koyduk odaya. Mutfağı kafasına göre düzenlemiş, ablamın aldığı bir tencereyi atmış bana sormadan. “Dibi kararmıştı, kullanılmazdı” diyor bir de. Ben kullanıyordum onu severek.

Hamileliğine verdim. Hormonlardandır doğumdan sonra düzelir dedim. Bir de lohusalık varmış tabi; ama bitmedi lohusalık depresyonu. Bir tek gün güleryüzle karşılamadı beni şu evde. Çocukla ilgili de benim dediklerimi yapmadı. Kucağında uyutuyordu çocuğu, anne kokusuna ihtiyacı varmış. Çocuk meme emmeyi reddetti, emzirme inadı yüzünden biberon, mama vermedi, öldürüyordu çocuğu açlıktan. Yine de bir şey demedim.

Benim fikirlerime hiç saygı göstermedi. Ne önersem “Hayır” dedi. Aile terapistine bile gittim ben onun için. Hatalarını görsün de kendine gelsin diye. Terapist de söyledi ona “Bu çocuğun sadece senin çocuğun olmadığını anlaman lazım” diye. Dinlemedi. Hep dışladı beni.

Ara ara gelip sarıldım öptüm aramızı düzelteyim diye. Bir adım atmadı. Düğünden sonraki dönemde hiç hata yapmadım ben. Bağırdı, çağırdı; alttan aldım, sakinleştirmeye çalıştım. Dinlemedi beni.

Fiziksel olarak hırpalamışım diye “bana dokunma” dedi durdu. Kendini benim yerime koy, senin karın seni dinlemese sen aynısını yapmaz mısın? Kendine gelsin diye öyle yapmak zorunda kaldım ben. Hepimizin iyiliğini düşündüğüm için. Şiddet içindeki bir evde büyüdüm yoksa. Babam döverdi annemi ablalarımı. Ben yapabilir miyim böyle bir şey!

Bayram sabahı huzursuzluk çıktığında bile hiçbir şey olmamış gibi davrandım. Günümüz güzel geçsin, bozulmasın diye; bir güleryüz göstermedi bana. O akşam diğer odaya kapattım kendimi bütün akşam ağladım. Ben duygusal bir insanım, gelemiyorum böyle hareketlere, çok etkileniyorum. Ne olur gülsek, eğlensek, güzel vakit geçirsek, sorunlar olmasa; ama yok, hep sorunlar olmalı.

Böyle böyle ortada bir şey yokken terk etti beni. Ayrıldı gitti evden bebek daha birkaç aylıkken. Bizi ayırdı oğlumla. Nereye gidiyor, ne yapıyor hiç bilmiyorum. Soruyorum söylemiyor, özel hayatına karışamazmışım. Onu değil oğlumu merak ediyorum ben halbuki. Çocuk kimlerin kucağında dolaşıyor bilmiyorum. Sağlığı ile ilgili de bana bilgi vermiyor zaten. Yemek yerken üstü kirleniyor diye çıplak oturtuyordu yazın. Hasta etti çocuğu. Çocuk iki ayda iki kez soğuk algınlığı geçirdi.

O kadar az görüyorum ki oğluşumu! Nasıl özlüyorum anlatamam! Her gün birkaç kez açıp fotoğraflarına videolarına bakıyorum. Annesi görüşmemizi kısıtlamak için elinden geleni yapıyor. Onun ikimizin çocuğu olduğunu kabul edemiyor. Başından beri yalnız yapmak istiyordu zaten. Kendi başına ayakta durabiliyor ya, bekar anneliği de becerebileceğini kanıtlamaya çalışıyor kendine. Bu arada ben ve oğlum acı çekiyoruz. Baş başa özel zaman geçiremiyoruz oğluşumla. Bir çay kaşığı pasta yedirdim topu topu, çocuk hasta oldu diye evden almama izin vermez oldu. Bu çocuk bir yaşına geldi artık. Dışarıda her şeyi yiyecek. Böyle organik besleyeceğim diye daha hassas yapıyor çocuğu. Çocuğun vücudu da tepki veriyor haliyle normal bir şey yiyince.

Kaç gündür mesajlarıma yanıt vermiyor. Göremiyorum oğlumu. Bugün bir kez daha yazdım, yalvardım artık oğluşumu bana göstermesi için, yine cevap vermedi. Mahkemeden sonuç çıkmadan anlamayacak hatasını; ama o zaman iş işten geçecek. Mahkeme sabah 9:00 akşam 17:00 bana verince meme emiyor falan dinlemeyeceğim alacağım oğlumu doyasıya. Evimize gideceğiz, yemek yedireceğim ona, oyunlar oynayacağız, uykusunu uyuyacak mis gibi. Az kaldı…”

Nasıl? Yeterince inandırıcı olabildi mi diğer yazılardan sonra? Kendinizi onun yerine koyup üzüldünüz, haklı olabileceğini düşündünüz mü? Ben onun kadar tatlı dilli ikna edici anlatamıyorum tabi. Objektifliğim ve iyi halli ifadem ancak bu kadar olabiliyor. Bu kadar yazıdan sonra onun tarafını bir tek yazıda aktarmaya çalışmak adil değil kabul. Narsizme karşı açılan blogda narsist için adalet aramak da biraz yüksek beklenti olurdu sanırım. Kimbilir belki narsistle empati kurabileceğim günler de gelir?

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Narsiste Göre” için 10 yorum

  1. Ben de bir sorun olduğu konusunda emindim. Bu yazı gerçekten tüm bilgilerden daha aydınlatıcı olmuş; ama benim için çok geç.

    1. Artık daha iyi biliyorsunuz. Ne kadar çok öğrenirsek o kadar iyi anlıyoruz. O kadar kolay kurtuluyoruz.

  2. Ben daha yeni kurtuldum sosyopat sevgiliden. Kendimi toparlamaya çalışıyorum. 25 yaşındayım, o da 40 yaşında eşi tarafından terk edilerek boşanmış, çocuklu bir erkek.
    Benim sadece düzenimi değil aynı zamanda hayatımı mahvetti.

    1. Geçmiş olsun. Çıkışı olan bir noktadasınız. Şu anda ne kadar kızgın, üzgün, hatta belki umutsuz olsanız da hayatınızdan çıktığı için bundan sonrası giderek daha aydınlık olacaktır. İhtiyaç duyarsanız özelden yazmaktan çekinmeyin lütfen. Kolaylıklar dilerim.

  3. Merhaba,
    5 yıldır aradığım cevabı buldum, meğer bir narsistle yaşıyormuşum. O kadar doğru ki. Sayenizde çok şey öğrendim. Mesela ayrılık kararı almıştım. Şu an kesinlikle ayrılacağım. Bu narsistin cehenneminden kurtulmalıyız oğlum da bende. Teşekkürler, teşekkürler!

  4. Merhaba, ben de bir kaç aydır yazılarınızı okuyorum. Birlikte olduğum kişinin narsist olduğunu düşünüyorum. Kahvaltı ve yemeklerde ne yiyeceğime o karar veriyor. Cam açıksa ve bahçede isem yüksek sesle konuşmam yasak. Alışveriş merkezlerine gitmiyoruz para tuzağı olduğunu düşünüyor. Marketlere ise yoğunluğun en az olduğu saatlerde gidiyoruz. İnsanlardan kaçıyor. Benimle ilgili sürekli şaka yapıyor. Ben alınınca sadece şaka yaptım diyor. Eşyaların yerlerni değiştiriyor ve benim yaptığımı idaa ediyor. Çikolata almak istiyorum, sen çocuk musun?diyor. Ve çok çabuk sinirleniyor. Şu anda sürekli aynı evde yaşamıyoruz. Ama o evlenmek istiyor. Şu durumda çok emin değilim. Önceleri çok bu durumları çok önemsemiyordum. Yaşayacağımız evi bir ada olarak düşünüyor. Herkesten uzak ve sakin. Ve yurtdışında olacağız. Muhtemelen hiç arkadaş çevrem olmayacak. Cevabınızı çok merak ediyorum.

    1. Merhaba, Yazdıklarınız çok tipik özellikler ve siz araştırarak durumun farkına varmışsınız. Bahsettiğiniz herkesten uzak ortamda yaşamak yalnızlaştırmanın en önemli ayağı. (http://www.narsistleyuzlesme.com/narsisti-tanima/yalnizlastirma/)
      Buradaki soru şu: Karşınızdaki kişinin kimlik yapısını ayırt edebildiğinize göre hangi sebepler sizi hala evliliği düşünmeye itiyor? Kendi düşüncelerinize ve karar mekanizmanıza karşı olan güveninizi kaybetmiş olabilir misiniz? Ya da yaşadığınız şiddetin bir sonucu olarak yaşadığını kafa karışıklığı karar vermenize ve kendinizi kurtarmak üzere harekete geçmenize engel oluyor olabilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir