Sosyalleşme

Sosyalleşme kararı vermek, daha fazla kişiye ulaşabilme hedefi için gerekli olsa da özellikle sosyal medyanın devreye girmesiyle yönetilmesi çok daha zor bir ortam oluşturmak anlamına geliyor benim için. “Yönetmeye” meraklı olduğumdan değil, hayır; ortamı oluşturan kişi olma sorumluluğunu taşıdığımdan. Bu zamana kadar bana gelen, insanları bir araya getirme tekliflerini geri çevirişim hep bundandı. Yaralı insanları bir araya getirmenin yaratacağı büyük enerjinin toplam fayda açısından istenmeyen herhangi bir yere akması olasılığını yüksek görüyorum çünkü.

Buna rağmen de başladım, zira hem kendi deneyimiyle ilgili paylaşımda bulunmanın, hem başkalarının yaşantılarındaki ortaklıkları görmenin terapi sürecindeki önemini biliyorum. Gerek yalnızlaştırma oyunlarının bize destek kaybettirişi, gerek kurumsal ve uzman destek ve adalet mekanizmalarının yetersizliği, gerekse en yakınlarımızın bile deneyimleri ve farkındalıkları dışında kaldığı için yaşadığımız sıkışmışlık hissi itti beni bu şekilde eyleme geçmeye. Çünkü paylaşım ve sosyalleşme en önemli gereksinimlerimizden birisi. Çünkü bu gereksinimi karşılayabildiğimiz ücretsiz ortamlar en azından Türkiye’de, Türkçe olarak yok. En azından şimdiye kadar yoktu.

Paylaşım kalitesi

Bu ve benzeri paylaşım ve sosyalleşme ortamlarının varlığının devamı ise paylaşımların kalitesine ve paylaşımcıların katkılarına bağlı. Zira benim ürettiğim paylaşım içeriği ne olursa olsun, ancak burada oluşacak tartışmaların ve paylaşım kültürünün düzeyi yüksek olursa etkileşim faydalı yönde ilerleyebilir. Ancak bu şekilde, doğru insanların dikkatini çekebilir, ihtiyaç duyan daha fazla insana ulaşabilir. Bu sebeple, ortamın sağlıklı şekilde gelişebilmesi için her birimizin aynı bilinçle katılımda bulunması gerekir.

Sınırlar

Bu demek değil ki, dertleşmeyeceğiz. Hayır tabi ki, dertleşeceğiz sonuna kadar. Ancak dikkat edeceğiz. Narsistik istismar mağduru olacak kadar kişisel sınırları belirlemekte sorunları olmuş/olan kişiler olarak sınırlarımızı hep hatırlayacağız ve birbirimize hatırlatacağız. Ben üstten yönetilmeye değil, özdenetime inanan biriyim. O yüzden sosyal ortamlarda tek tek kişiler ya da yorumlarla ilgili polislik yapmayacağım. Sadece kendi sınırlarımı belirleyeceğim ve paylaşımlarımızın bu sınırları koruyamadığını ya da faydadan çok zarar verdiğini düşündüğüm noktada geri çekileceğim.

İki sınır çizgim var benim şu aşamada:

  1. Tartışmaların faydalı olması için daldan dala atlamak yerine paylaşım konusuna odaklı kalabilmek istiyorum: Böylece birlikte bir konuyu tartışıp, o konudaki sorularımıza yanıtlar bulma ya da yeni sorulara geçme olanağı doğurabiliriz.
  2. Şiddet ve/veya ayrımcılık içeren ya da kişileri kötüye kullanıma yönlendirebilecek hiçbir paylaşıma tahammülüm yok.

Hep şikayet ettiğimiz noktalardan biri, insanlara derdimizi anlatamamak ise doğru anlaşılabilmek ve sesimizi duyurabilmek için ucu bucağı olmayan bu sosyal ortamlarda sarf ettiğimiz cümlelerin nerelere gideceğini tartacağız.

Uyarı

Bu doğrultuda bir de önemli uyarı yapmam gerekiyor: Narsistik örüntüleri ayırt edebilecek zihin berraklığına henüz kavuşamadıysanız ya da en azından bu konuda kendinize güvemiyorsanız, bu gibi ortamlarda iletişim kurduğunuz kişilere ve iletişimin içeriğine karşı temkinli olmalısınız. Sosyal medyada tanımadığımız kişilerle iletişime girmenin yüksek risk taşıdığını biliyoruz. Çok az kişinin gerçek ismiyle yer aldığı bir ortamda özellikle de fazla empatik bir kurban olduğunuzu itiraf etmişken aklınızın bir köşesinde iletişimde bulunduğunuz kişinin kimliğine dair sorular olmalı mutlaka.

Bir düşünelim, kimler takip eder Narsistle Yüzleşme’yi ya da benzer ortamları?

Yanıt veriyorum:

  • Geçmişte narsistik istismara maruz kalmış kişiler
  • Şu an halen bir narsistle bir arada olan/ ilişkisini devam ettirmek zorunda olan kişiler
  • Yakınlarında narsistik istismara tanıklık etmiş üçüncü kişiler
  • Kişisel deneyimi olmayan ancak istismar konusuna duyarlı meraklılar
  • Kendi hizmetlerini pazarlamak isteyen terapistler, koçlar
  • Narsistler, sosyopatlar
  • Aklıma gelmeyen diğerleri

Böyle bir grup bir araya geldiğinde iletişim kurduğunuz kişinin nasıl yaraları olduğunu, hangi ruh durumunda bulunduğunu, nasıl bir karakter yapısına sahip olduğundan asla emin olamazsınız. Tam da bu nedenle benim önerim, ortamdaki açık paylaşımları birebir özel paylaşımlara mümkün olduğunca çevirmemek olacaktır.

Ayrıca, iyi niyetli olsa da karşı tarafın hassasiyet durumunu bilmediğimiz için iletişim kurarken Kurbanla İletişim‘de bahsettiğim ilkelere dikkat etmek fayda vermeye çalışırken zarar vermemizin önüne geçebilir.

Hayal

Hayallerim bitmiyor benim evet. Sosyalleşme ve sosyal ortam paylaşımları adına da hayalim, bu konuda kılı kırk yararak okumuş durmuş bireylerin bilgi ve deneyimlerini paylaşacakları verimli tartışmalar yapabilmek. Birlikte doğru yerlere dokunan çoğunluğa fayda sağlayan bir kaynak üretebilmek. Hayal bu ya!

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir