Çatışmadan Kaçınma

Çatışmadan kaçınma, günlük yaşantında etkisini nadiren hissettiğin için uğradığın sömürünün çoğu zaman atladığın bir kalıntısı. Bu kalıbın doğası gereği nadiren hissediyorsun, zira bu aralar iyileşebilmek için özellikle hayatında ek gerilim yaratabilecek durumlardan ya da kişilerden uzak duruyorsun.

Özellikle tuzağa düşüşünün, yani hamilelik dolayısıyla ciddi bir birliktelik kararı almanızın ardından başlamıştı bu kalıntının oluşumu. Seni bir şekilde rahatsız eden herhangi bir olaya verdiğin herhangi bir tepkinin sana en hafifinden suçlama, aşağılama ya da hakaret olarak geri dönmesinin doğal sonucu olarak çatışma yaratacak durumlardan kaçınmayı adet edindin. Doğaldı; çünkü daha fazlasını kaldıracak durumda olmadığın günler oluyordu.

Bir bakıma bir tür teslimiyet haliydi. Görmezden gelme yaşantısından farklı olarak durumun yanlışlığını görüyordun görmesine de ne tepki verirsen ver bir çözüme ulaşamayacağının da farkındaydın. Hiç olmazsa kavga gerginliği yaşamamak adına, bir kez daha hakarete uğramamak, değer verilmediğin gerçeğiyle tekrar yüzleşmemek adına susmayı tercih ediyordun. Bu tercih öyle bir yer etti ki, zaman içinde iletişimde olduğun fakat iletişim şeklinizin net olmadığını ve doğru anlaşılmadığını hissettiğin herhangi biriyle ufak da olsa bir fikir ayrılığına düştüğünde benzer davranışı sergiler oldun.

Olumsuz insanlarla bir anlamı ve sonucu olmayan tartışmalara girmeye tenezzül etmeme halinden bahsetmiyorum. Aksine zehirli diye tabir edebileceğimiz insanlardan uzak durmanın, empatiden yoksun benmerkezci bireylerin giderek arttığı bir çağda ruh sağlığını koruman için gerekli olduğunu düşünüyorum. Benim üzerinde durduğum davranış, gerek kendini savunma gerek yanlış tutumların yaratacağı başka herhangi bir zararı önleme olanağı varken ve her şeyden önce müdahale etmek gerekliyken susman.

Bu davranışının altında yatan sebepleri görebiliyorum. Konu basit de olsa, uzun süredir mantıklı bir tartışma ortamına hasret olan zihninin her an gelebilecek bir aynalama, gaslighting ve benzeri tacizlere karşı koruma içgüdüsüyle ayaklanıp bir olağanüstü hal durumuna geçmesi bile kaçınmak istediğin bir istismar yaşantısı. Acı deneyimlerin doğrultusunda kendini ifade edememekten veya öfkelenmekten, bunların sonucu olarak da yanlış değerlendirilmekten ve olumsuz yargılanmaktan endişe ediyorsun.

Onca olumsuz deneyimden sonra böyle bir koruma mekanizması oluşturmanı anlıyorum. Ancak, anlık basit bir çatışmadan kendini korumak için oluşturduğun bu refleksin kendini ifade etmediğin için uzun vadede daha olumsuz sonuçlar yarattığı ve yaratacağı aşikar.

Bu sebeple, sömürüden sana kalan diğer yara izleriyle birlikte bu yanlış davranış kalıbını da enine boyuna irdeleyip kökünü kurutma zamanı geldi. Buraya kadar yaşadıklarının üzerinden geçtin, narsistik sapkının karakterini tanıdın ve bunların sana olan etkilerini tanımladın. Bu etkilerden arınabilmek için çabalama vaktidir.

👇

İlişkili Yazılar

👇

Sömürünün Mirası

Adım Adım Terapi

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Çatışmadan Kaçınma” için 9 yorum

  1. Narsistler ustaca benlik yok ederler; çünkü onlarda benlik yoktur. Bilerek ve olmadığı için bilmeyerek. Narsistlerin benlikleri geçicidir. Önceki benliği şimdikini yakar. Şimdiki sonrakini yakacak. Narsistler acı çekerken acı çektirir. Ahlakları yoktur. Namussuz namusludurlar. İkili ilişkiye girdikleri herkesi kendilerine çevirirler, benliksizleştirirler. Kendileri öyle yaşamaya alışık olduklarından ötekini daima yenerler. Üzülme. Yalanları manipülasyonları boyunlarına dolanır. Gününü bekle. Görürsün süründüğünü.

    1. Siz de tanışmışsınız anlaşılan bir narsistle. Tespitleriniz çok doğru. Sürünmesini dilemem, sonuçta yavrumun babası; güvende olalım, artık bize zarar veremesin yeter.

  2. Azar azar zehirlerler bir bakış bir sessizlikle. Bir doğruluğu şüpheli tavırla, bir yalanla. Allah onlara sadece akıl vermiş kalp yoktur narsistlerde. Sevemezler. Her şeyleri miş gibidir. Kendileri de miş gibidir. Geç anlaşılır. Anlaşılmasın diye savaşırlar. Bunda bile kendilerini kandırırlar. Hayır ne savaşı, derler. Senden ya korkar ya da senden ne sömürdüklerine bakıp yollarına devam ederler. Sömürücüdür vampir gibi. Sömürdüğünden verir kendinden hiçbir şey vermez; onu da senden almıştır zaten, eğer verdiği bir şey varsa.

  3. Tükendiğimi bile görememiştim. 6 ay oldu. Travmaları ancak yenebildim. Yeni soluk alıyorum. Başkalarının konuştuğunu hissettim. A bu konuşuyor, dedim. İnanabiliyor musunuz? A ben nasılsın dedikten sonra sen nasılsın diyor bu. İnanamıyorum. Yaralı diye, öksüz diye, üvey anne ile birlikte diye. Şimdi geçer, yarın düzelir. Her şey yolunda ben vesvese yapıyorum…
    Çöp gibi ortada kaldım. Hem de hiç konuşamadan şüpheler içinde boğuldum kaldım. Hastalandım diye. İyileştim ve terk etti. Tekrar hastalandım. Travmalar, sayıklamalar, öfke nöbetleri, değersizlik duygusu.
    Ve her şeyden kaçtım. Başka bir şehre attım kendimi. Evimi, arabamı, anne, baba ve kardeşlerimi bıraktım. Onları da üzüyordum. Halime acıyorlardı. Hiçbir şey yapamıyordum. Özgüven kelimesini bile aklıma getiremeyecek kadar donmuştum. Antidepresan alıyor ve sadece narsist ilişki ile ilgili bir şeyler okuyorum. Şimdi evli. Dua ediyorum bazen öfkeden umarım ondan daha narsist birine denk gelmiştir. Yine de Allah ıslah etsin diyorum.

    1. Çok üzüldüm. En kısa zamanda tamamen iyileşebilmeniz ve bunları ders alınan kötü anılar olarak geride bırakabilmeniz temennisi ile…

    2. Böylesine “hasta” birinden, toksik bir ilişkiden kurtulduğunuz için halinize şükredin. İyi ki sizi bırakmış; çünkü bu manipülasyonlar ve ruhumuzu zehirleme halleri öyle sinsi ve ağır ağır oluyor ki anlayamıyoruz!!!! Sağlıksız bir ilişki içinde anormal olanı normalleştiriyor ve kanıksıyoruz!!! Bizi üzen şeyler yaptığında hep onun adına bahaneler buluyoruz ve yaşadığımız ilişkinin yetersizliği, tatminsizliği, mutsuzluğu buram buram ruhumuzda, kalbimizde hissedilse de, sırf ilk tanıştığımız günlerdeki mutluluğun hatırına, sırf o dönemde gerçek sandığımız o aşık, ilgili, iyi kalpli adamı tekrar bulmak uğruna ve arada bize sunulan “sevgi kırıntıları” hatırına kendimize böylesi “düşük profil” bir ilişkiyi layık görüyoruz!!!! 7 yılın sonunda ne yaşadığımı tahlil ettiğim vakit beni en çok dehşete düşüren şey kendime nasıl böylesi bir ilişkiyi layık gördüğümdü!!!! Naçizane önerim şudur böylesi bir ilişki yaşamış kişilere… Sizi bu ilişkiye çeken, ama daha önemlisi bu ilişkide tutan kendinize ait zayıf tarafları tespit edip, o tarafları güçlendirmeniz. Ben kendimle yüzleştim, beni hayatta mutsuz eden, zayıf düşüren taraflarımı tespit edip düzelttim. Büyüdüm, güçlendim; ama en önemlisi kendimi AFFETTİM!! Kendimi yeniden çok sevdim, kendime karşı sevgi ve şefkat doluyum yeniden. Herkesin hayatta bir sınavı vardır, herkesin hayatında yaşadığı zorluklar vardır, acıları vardır. Önemli olan derslerimizi alıp, önümüze bu dersler eşiğinde umut ve mutlulukla bakabilmek. 1 yıl oldu ayrılalı, hala çok öfkeliyim; ama öfkeden evvel tiksiniyorum. Şaşalı dış görünüşü, kariyerine tezat olarak ahlaksız, namuslu görünen namussuz, usta yalancı… aslında bir ZAVALLI.. Yaşamak için başka insanların varlığına, ilgisine, enerjisine muhtaç. Derinlerde kendinden nefret eden ve içinde kocaman simsiyah bir boşlukla yaşamak zorunda olan bir zavallı. Acıyın ona, çünkü hayatta asla sevemeyen ve mutlu olamayan biri. Siz öyle değilsiniz ama. Yaralarınız iyileşecek. Kalbinizde iyilik, sevgi, şefkat olduğu için, iyi bir insan olduğunuz, dürüst, onurlu, ahlaklı, vicdanlı olduğunuz için şükredin, kendinizi sevin ve iyi davranın. O ise asla mutlu bir hayat yaşayamayacak, işte bu da onun yaptıklarının bedeli olacak.

  4. İkili ilişkiye girdiklerini kendine benzetirler.
    Ne kadar doğru!
    Şimdi ben de ona karşı uyguluyorum.
    Umarım olmaz; ama başkalarına karşı da uygularım diye düşünüyorum.
    Ne kadar üzücü aslında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir