Kaçınma Eğilimi

Kaçınma eğilimi, kimi psikoterapi uzmanlarına göre tüm psikolojik ve dolayısıyla psikosomatik rahatsızlıkların ve dengesizliklerin temel sebebidir. Bulunduğum noktada bu görüşü savunan uzmanlara hak vermemem elde değil. Bu siteye “Narsistle Yüzleşme” adını verirken aklımdaki hedef narsist karakteri tanıyıp onunla yüzleşmekle birlikte, narsistin bende yarattığı etkilerle, kendi tepkilerimle derinlemesine yüzleşmekti. Ancak yüzleşirsem iyileşebileceğimi biliyordum. Bunca zaman sonra dönüp baktığımda yanılmadığımı görüyorum. Şükürler olsun!

Bununla birlikte bu yüzleşme ve devamında gelen paylaşımlardan edindiğim bakış açısı, bana kaçınma eğiliminin her yerde olduğunu gösterdi. Psikolojik şiddetin her yerde olması ve buna rağmen görünmemesi gibi toplumca şiddete karşı duyduğumuz hissizlik de ortak kaçınma eğilimimizin bir göstergesi bana göre. Haliyle, iyileşmeye başlamak için ilk kurtulmamız gereken kötü alışkanlık.

Nitekim, ben kendi yüzleşmemi gerçekleştirirken kendimde gördüğüm hatalı davranış kalıplarından ikisi çatışmadan kaçınma ve olumsuz yaşantıları görmezden gelmeydi. Psikolojik istismarın yarattığı algı bulutu bir yana, duygusal şiddeti normal sayan çevresel etkilerin de yönlendirmesiyle ilişkiyi bitirmek için “yeterli” veriyi henüz toplamadığımı düşünerek kendimi kandırıyor, son sözü söylemeyi erteliyor ve nihai ayrılığı geciktiriyordum. Oysa gören sağlıklı bir çift göz için her şey gayet açıktı. Nihayet o gözlere yeniden kavuştum!

Narsistin kaçınması

Terapi sürecimde kendi kaçınma eğilimim yanında ister istemez narsistinkiler de zihnimde beliriyordu. Zamanla tüm o sahteliğin ve patolojik durumun sürekli kaçınmalardan kaynaklandığını gördüm. Düşünsenize;

Saymakla bitmeyecek daha bir sürü kaçınma davranışını görebilirsiniz onları incelediğinizde. Kaçınma yoğunluğunun kişilik bozukluğunun patolojisiyle doğru orantılı olduğunu görebiliyor musunuz? Basitçe gerçekle yüzleşemedikleri için tüm bu hengame! Üstelik kim bilir zamanında gerçekle yüzleşebilseler belki kendilerini kabul edebilecek, bir zamanlar ailelerinin yapmadığı gibi kendilerini sevebilecek ve hatta yıkıcı davranışlarına bir son verebilecekler!

Tamam son ifadenin sapkın seviyedeki bir kişilik bozukluğu için biraz ütopik olduğunun farkındayım; ama narsistik, sosyopatik karakterlerin çözülebilmeleri ve davranışlarının verdikleri hasarı biraz olsun görebilmeleri için ne kadar imkansız görünse de yüzleşebilmelerini diliyorum. Söz konusu son ifadeyi narsistle kalmak için kendisine bahane olarak ya da umut olarak yorumlayan varsa; bu yorumun, kaçınmanın ta kendisi olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Peki siz?

Bu düşünce de beni bu sayfanın en yoğun okuyucu kitlesini oluşturan narsizm mağdurlarına getiriyor ve soruyorum:

Siz nelerden kaçıyorsunuz?

  • Onun bir istismarcı bir kişilik bozukluğuna sahip olduğunu ve değişmeyeceğini kabul etmekten?
  • Kendinizde yüzleşmeniz gereken bazı hatalı davranış ya da düşünüş kalıpları olduğunu kabul etmekten?
  • Bu kalıpları çözmeye çalışınca yaşayacağınız acıdan?
  • Geçmişinize dönüp sizi bugünlere getiren etmenlere bakmaktan?
  • Yüzleşmenin ve ilişkiyi bitirmenin getireceği değişimden?
  • Başka?

Size birkaç kaçınma ifadesi örneği vereyim:

“Her şeyin eskisi gibi olmasını istiyorum.”: Üzgünüm; ama olmayacak. Asla geriye dönüş olmayacağını kabullenmek terapinin ilk aşamalarından biri. Terapiyle birlikte bambaşka bir siz çıkacak içinizden ve belki de bu değişim ürkütüyor sizi. Bu korku, kurtulmanız gereken kalıplarınıza daha çok tutunmanıza da sebep olabilir. Sizi çözümsüzlükte bırakan kalıbı karakterinizin önemli ve vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor olabilirsiniz.

“Şimdi ayrılamam, çocuğum çok küçük/zor bir dönem geçiriyor/sınava girecek…”: Bu ilişkinin size olduğu kadar çocuğunuza da hatta en çok ona zarar verdiğini biliyorsunuz. Ayrılık sürecini onun için doğru yönetmek elinizde. Üstelik sürekli psikolojik şiddet altında bir narsistin gölgesinde yaşamaktan kurtulmasını sağlayacaksınız ayrılmakla. (Velayeti almak koşuluyla)

“Ayrılırsam evlilik konusunda başarısız olmuş olacağım.”: İstismarcı bir karakteri hayatından çıkararak özgür olmak “başarısızlık” ise evli kalmayı ve sürekli şiddet altında yaşamayı tercih etmek nedir?

“Şu an idare edebiliyorum. Dayanamayacağım bir noktaya gelene kadar çocuklarım için kalabilirim.”: İstismarın psikolojisi “dayanamayacağınız noktayı” algılamanızı engeller. Kurbağa örneğinde olduğu gibi kaçmanız gereken noktayı ıskalarsınız, zira çoktan kaçıp kendinizi ve çocuklarınızı kurtarmanız gerekirdi.

“İlişkiden vazgeçen taraf olmak istemiyorum.”: İstismar içeren bir ilişkiyi bitirmek sizi kolay pes eden biri yapmaz. Şiddet yaşantısının sağlıksızlığından kurtulup mutlu olmak isteyen biri yapar.

Bunlar gibi çok daha fazla bahane sayabilirim aslında gerçeklerle yüzleşmekten kaçındığınızı gösteren. Üstelik, sizi bu kaçınma eğiliminizden ötürü yargılamak için yazmıyorum bunları. Yazıyorum; çünkü ben de aynı bahanelerle olmasa bile o sularda gezindim ve o ruh halinin insanı nasıl bir çıkmaza sürükleyebildiğini ve giderek daha da içinden çıkılmaz hale geldiğini biliyorum.

Affetme baskısı

Bu gibi durumlarda kimi psikoloji ekolleri, kimi felsefeler ve hatta kimi dinler istismarcıyı affetmenin çözümün önemli bir parçası olduğunu öne sürerler. Oysa akademik anlamda baktığınızda karşındakinin yaptıklarını “unutmaya çalışarak affetmenin” iyileştirici bir etkisi bulunmamıştır. (Bu konuda kaynak olarak Alice Miller’ın yazılarını inceleyebilirsiniz.) Zira, olanları unutarak affetmek, hisleri gereğince yaşamadan, sorunun kaynağını çözmeden ya da karşı tarafın sorunun ne olduğunu anlamaktan bile uzak olduğunu bilerek temiz bir sayfa açmak kendini kandırmak, baskılamak ve doğal olarak kaçınmaktır.

Aynı görüş kendini affetmek için de geçerlidir. Nedenlerinizi, nasıllarınızı incelemeden, sorunlarınızı tespit edip çözümlemeden, kalıplarınızı yıkmadan kendinizi affedip önünüze bakamazsınız. Olsa olsa kendinizi affettiğinize dair kendinizi kandırırsınız. Bu sebeple terapi süreçlerinde kendini affetmek en sonra gelmelidir ve baskı uygulanmadan zamana bırakılmalıdır.

(Nitekim ben kendi sürecimde de kendimi affetmek ile ilgili çözümlemeleri en sona bırakmıştım. Fırsat bulduğu anda kötücül eylemlerine hız kesmeden devam eden narsistik sosyopatı affetmeye çalışmak ise hiçbir zaman söz konusu olmadı.)

Bir kuple yüzleşme

Neden? Neden erteliyorsunuz, görmezden geliyorsunuz, bastırıyorsunuz? Bahanelerinizi değil, altta yatan gerçek sebepleri soruyorum. O sebeplere ulaşabiliyor musunuz? Sağlıklı bireysel sınırınız ihlal edileli çok uzun zaman olmuşken sizi “dayanamayacağınızı düşündüğünüz noktaya” kadar bekleten nedir? Yumurta kapıya dayanınca eyleme geçiren? Acilen içinden çıkmazsanız boğulacağınız hissini yaşatana kadar orada tutan?

İlişkinin başında bir lokma tattırılıp devamı için vaat edilmiş bir haz mı? Üstelik o hazzı çok uzun zamandır yaşamıyorsunuz. Hazzın hayaliyle avunuyor, yenilenmesini bekliyorsunuz. Sadece bekliyor, bu esnada yaşatılan acılara da o beklentiyle göğüs geriyorsunuz. İçinizdeki o umut ki, sizi elde tutmak için bilinçli olarak narsist tarafından yeşertiliyor, aslında sadece daha fazla acı çekmenize yol açıyor.

Ayrılık sonrası terapiden kaçınma da benzer bir eğilimdir; çünkü yüzleşmek cesaret ister. “Ayrıldık bitti, zamanla geçecek.” bir başka kaçınma ifadesidir. İster kendi kendinize yaptığınız araştırmalar, analizler ve çözümlemelerle, ister bir dış destek eşliğinde terapiye başlamak ve devam etmek bile sağlıklı ve güçlü bir parçanız olduğunun göstergesidir. Hadi kabul edelim, uzmanlara güvenmiyorsunuz (ki doğru kişiyi bulmanın zorluğunu çok iyi biliyorum); ayrıca kendi başınıza da yüzleşmenin acısına katlanamayacağınıza inanıyorsunuz.

Peki sorunların üzerine gitmek için harcayacağınız enerjinin kaçınmak için kullandığınız enerjiden çok daha az olacağını olacağını söylesem?

Kaçınma eğilimi ve korku

Korku, eyleme geçmenizin önündeki en büyük engel. Bu sebeple de narsistler ve sosyopatlar tarafından çeşitli şekillerde beslenir. Bir bakmışsınız çevrenizin vereceği tepkilerden, narsistin yapacaklarından, değişimden, yüzleşmenin doğası gereği acı çekmekten yani aslında kendinizden korkuyorsunuz. Eliniz kolunuz bağlanmış, savruluyorsunuz.

Oysa korkuyu biraz aralayıp ardına bakabilsek kendimize karşı daha sorumlu olmaz mıyız? Sorumlu evet! Sorumluluktan kaçmayı hep narsistle bütünleştirdik bugüne dek. Şimdi kendimize bakalım. Ona ihtiyacı olan ama hiçbir zaman onu tatmin etmeye yetmeyecek olan sevgiyi, şefkati, anlayışı verelim derken kendimize karşı olan sorumluluğumuzu yerine getirdik mi? En büyük sorumluluğumuz kendimize değil mi bu hayatta?

Özkabul

O halde “kendinizden korkma” halini biraz açalım: Yüzleşmeye girişmek kendimizi araştırmak demek. Araştırma sonucunda bulacağımızı bildiğimiz yoğun duygulardan ve bunların yaşatacağı acıdan korkuyorsak, davranışlarımız bilinçli olarak ya da olmayarak kaçınma eğilimine girer. Halbuki, duygularımızın farkına varmak, onları iyisiyle kötüsüyle kabullenmek ve sonuna kadar yaşamak bizi rahatlatır, huzur ve barış getirir. Dolayısıyla, iyileşme yolunda adım atabilmemizi sağlar.

Şimdi sorun kendinize:

Duyguları bastırmak ve inkar etmek neden?

Çocukluğunuzda her türlü duygunuz ebeveynleriniz tarafından kabul edilmediği için mi bu kendinizden kaçınma?

Onlar sizi olduğunuz gibi kabul etmedikleri için siz de kendinizi inkar ediyor olabilir misiniz?

Zamanında sizin ihtiyaçlarınız yok sayıldığı için mi siz şimdi kendi ihtiyaçlarınızı yok sayıyorsunuz?

Ancak baskı durumundayken eyleme geçebiliyorsanız bu durum, çocukluğunuzdan beri baskı altında bir şeyler yapmaya zorlanmanızın bir belirtisi olabilir mi?

Yaşamaya dair içsel motivasyonunuz ebeveynleriniz tarafından baskılanmış olabilir mi?

Kaçınma eğilimi hayatınızın bir parçası iken dolu dolu yaşamak için yeterince özgür müsünüz?

Son sorunun yanıtını ben vereyim: Özgürlük kendimizi iyi ve kötü, güçlü ve zayıf yanlarımızla, tüm duygularımızla olduğumuz gibi kabul etmekte gizlidir. Her şeyden ve herkesten önce kendimize karşı açık olabilmek bize özgürlük sağlar.

O halde kaçınma eğilimine son verip kendinizle yüzleşmeye ve özgürleşmeye hazır mısınız?

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Kaçınma Eğilimi” için 4 yorum

  1. Sizin yazılarınızı okuyana kadar bu hayatta tek başıma olduğumu sanıyordum. Bu tip bir insandan yeryüzünde başka olmadığını, olamayacağını düşünürdüm. Bana kimse inanmaz diye anlatamazdım. Nasıl adlandırabileceğimi bilmiyordum çünkü. Sorunu kendimde arıyordum. Çok şükür sayenizde aydınlandım. Teşekkürler

    1. 15 yıldır bir narsistle evliyim.Çocuğum nezle olsa evdeki toz yüzünden olduğunu söyleyen biri.Bu kadar yıl içinde beni ailemi arkadaşlarımı eve gelen misafirlerimizi bile ezdi,bunlara doğal ve kendince haklı nedenler bularak bizi inandırdı.Ondaki olumsuzlukları görüyor,arada toparlanıp düzelmelerine aldanarak yeniden inanıyordum.Ta ki bir profesyonel yardım almaya başlayana kadar.Her şey için kendimi suçluyor,kendimden ve çevremden uzaklaşıyordum.Artık değişim başlamalı..Oğlum bu yıl sınava girecek,onu şampiyon olması konusunda çok fazla yoruyor.Çocuğum babasının kendisi için en iyisini istediğini,ondan böyle davrandığını düşünüyor.Oysa her söylediği ondaki bu bozukluğu biraz daha besliyor.Hep yalnız ve asla gerçek bir arkadaşı yok.Herkesin onu kıskandığı düşüncesine sahip.İşini en iyi o yapar,başkalarının yaptıkları hep yanlıştır.Sözleriyle sizi öyle bir suçlu hissettirir ki,dünyanın en kötü insanı olduğunuza inanıp kalırsınız.Gerçekte sizi değil,hayalindeki bir kimseyi sevmektedir.Aile ilişkilerinde iniş çıkışlarla doludur.Bazen delice hayat dolu neşeli güleryüzlü,çoğu zaman da diplerdedir.Başkalarından takdir aldıkça beslenir,görmezden gelinmeye öfkelenir.Bir devlet işinde ya da trafikte asla bağırıp çağırmadan iş göremez.Haklı,güçlü,başarılı olduğunu,ne kadar iyi bir baba ve eş olduğunu sık sık yineler,bizden duymak ister.Görülmeyen varlıkların onu ziyaret ettiğini,onu korudukları düşüncesi vardır.Daha sayfalarca yazabilirim.Ama artık ezilmek ve bunun normal olduğu düşüncesine çoktan kapılmış çocuğumun ezilmesine izin vermek istemiyorum.Bu yolda kararlı olmalı kendimi ve çocuğumu bu durumda. uzak tutmalıyım.Zira asla düzelmeyecek bir ruhsal sorunla başbaşayız,bu da hayatımızı çok ağır bir travmayla etkiliyor.

      1. Çok tipik özellikleri sıralamışsınız. Durumun bilincinde oluşunuz ve aldığınız destek harekete geçmeniz için gerekli ön koşulları sağlamış. Umarım en kısa zamanda kendiniz ve çocuğunuz için en sağlıklı sonuca ulaşacak şekilde yolunuzu çizebilirsiniz. İhtiyaç duyarsanız buradayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir