Kendini Affet

“Kendini affet” diyebilmek için uzun zamandır beklediğimi itiraf edeyim. Narsistik sosyopattan ayrılamadığın dönemlerde de, ayrıldıktan sonra da kendine yapılmasına izin verdiklerin için suçladın kendini; ama uyanış travmasının getirdiği suçluluk hissi hiçbir şeye benzemiyordu. En kötü yanı, yaptığın hatanın en çok canının parçasını etkileyeceğini bilmekti. Öykünü kenarından köşesinden de olsa bilen herkesin ilk kurduğu cümlelerdendi oysa: Kendini affet. Bunca zaman diyememiş olsam da zor geçen aylar sonunda terapinin seni getirdiği bu noktada nihayet ben de söyleyebiliyorum: Kendini affet!

Uyanışın ardından neler düşündüğünü hatırla. Bitmez tükenmez sorularla kendini sorgulayıp duruyordun:

Bende ne sorun var bu adama inandım? Mazoşist miyim?

Nasıl oldu da daha önce uyanamadım?

Bana zarar verdiğini gördüğüm halde neden yeniden yeniden sızmasına izin verdim?

Hamile olduğumu öğrendiğimde neden durup biraz düşünmeden hemen heyecanla ona koştum?

Hamileyken yaptığı eziyetlere rağmen neden onun evine taşınıp bana hayatımın en kötü günlerini yaşatmasına izin verdim?

Peki Can! Narsistin ona şimdiye kadar yaşattığı travmalar ve bundan sonra olacaklardaki sorumluluğum?

Bugünkü bilinç seviyenle ve berrak zihninle yanıtla şimdi bu soruları:

Bende ne sorun var bu adama inandım? Mazoşist miyim?

Aylardır kendini incelemekle meşgulsun. Kurbanın karakteristik özelliklerini taşıdığını, belki bazı kalıpların olduğunu fark ettin. Bu kalıpları yıktın ya da yıkmakla uğraşıyorsun. Tüm bu öz incelemelerde gördün ki, sende nasıl kalıplar olursa olsun, asıl sorun narkopatın kötü niyetli karakterinde.

Mazoşist değilsin. Sen acı cekmekten zevk almıyor, onun sende ve yavrunda yarattığı acılardan kurtulacağınız günleri arıyorsun. Kendine yüklenme.

Nasıl oldu da daha önce uyanamadım?

Narsistik bir sosyopatla ilişki içinde olmanın doğal döngüsünün ayrılıp barışmalardan ibaret olduğunu, sevgi bombardımanlarının ve diğer tüm manipülasyon yöntemlerinin seni ona bağımlı kılmak için oyunun birer parçası olduklarını biliyorsun artık. Hal böyleyken uyanıp ayrılabildiğin için şükürler olsun.

Bana zarar verdiğini gördüğüm halde neden yeniden yeniden sızmasına izin verdim?

Yeniden sızmasına izin vermen, yaptığın en büyük hatalardan biriydi gerçekten. Seni olumsuz etkilediğinin farkındaydın; ama her barışmada başlangıçta en fazla üç dört hafta süren o ayaklarının yerden kesilmesi zevki uğruna izin veriyordun girmesine. O ilk günlerin narsist için tipik bir göz boyama modu olduğunu ya da aranızda var olduğunu sandığın ortaklıkların aynalamadan ibaret olduğunu bilemezdin. Aranızda bağlayıcı bir unsur olmadığından sana kötü davranmaya başladığı anda bu çirkin durumdan sıyrılıp çıkma özgürlüğün olduğunu bilmenin verdiği bir güven vardı. Ayrılık sonrası kısa sürede kendini toparlayıp yüksek enerjili olumlu ruh haline tekrar ulaşabildiğini defalarca deneyimlemiştin.

Kısa sürede biteceğini bilsen de o “mutlu”(!!!) anların gerçek bir sevginin dışavurumu olduklarına yürekten inanıyordun. İçten içe bu sağlıksız ilişkinin yılda bir iki ay da olsa sürmesine izin vererek yanlış yaptığının farkındaydın. İçgüdülerin seni sürekli uyarıyorlardı uyarmasına da, ah o aşk!!! En büyük bahanen oydu. Bir dönem özellikle narkopatın ilişki döngüsünden kurtulmak uğruna karşına başka birinin çıkması için dualar ettiysen de hiç kimse narsistin yaşattığı heyecanın yanına bile yaklaşamıyordu. Belki çok uyumlu bir hayat arkadaşı olabilecek insanları bile daha baştan görmezden gelip uzaklaştırıyordun bu yüzden.

O “büyük aşk”‘ın gerçekte ne aşk ne sevgi ne de benzeri herhangi bir olumlu duyguyla ilgisi olmayan bir sahtelikten ibaret olduğunu, hayatın içinde herkes gibi yaşamını sürdürür görünen bir sosyopatın bu rolü oynayabileceğini bilemezdin.

Hamile olduğumu öğrendiğimde neden durup biraz düşünmeden hemen heyecanla ona koştum?

Çünkü doğanın kendiliğinden oluşturduğu bir canı hem de kendi canının parçasını yok etmek aklının ucundan geçmezdi. Üstelik, çevrendeki birçok kişinin çocuk sahibi olabilmek için geçirdikleri sıkıntılı süreçleri görüyorken o zaman adını bile bilmediğin yavrunun dünyaya gelmeye karar verişinin arkasında engellememen gereken güçlü bir irade görüyordun.

Çünkü, iflah olmaz yaşama sevincin, yepyeni ve başka herhangi bir şeyle kıyaslanamayacak kadar büyük bir deneyimin eşiğinde olmanın heyecanı içindeydi.

Çünkü her şeye rağmen ona güvenmek istiyordun. O güne kadar birlikteliğinizi sürdürmek için yeteri kadar önemli bir sebebiniz olmadığından, sorunları çözmeye dair beceriksizlikten ayrılıp durduğunuza inanıyor ve bebeğin bu motivasyonu sağlayacağını sanıyordun.

Çünkü narsistik sosyopatın o güne kadarki söylemlerinden, bu ihtimalin sözü edildiğinde dahi “aldırıp kurtulmak” dışında bir seçeneğe açık olmadığını ve seni bu doğrultuda zorlayacağını sanıyordun. Oysa, senin derinden gelen o müthiş heyecanını gördüğünde, daha sonra itiraf ettiği gibi “nihayet onu terk etmeyeceğinden emin olmak adına” hamileliğin devamını destekleyeceği aklına gelmemişti. Narkopat bir türlü elinde tutamadığı sömürü kaynağını öyle ya da böyle ömür boyu kendine bağlamanın bir yolunu bulmuştu! Onun zihninden geçen fikirlerin bu kadar şeytani olduğunu bilmene imkan yoktu!

Hamileliğinin devamına hızlıca karar vermiş olabilirsin; ama baksana kaç farklı açıdan değerlendirmişsin durumu! Bir başka açı daha vardı değerlendirdiğin ki burada hatalıydın: Narsistin hakimiyet çabası içinde olan, empati kuramayansorumluluk kaçkını, özgüven düşmanı yapısının iyi bir ebeveyn olmak için sorun teşkil ettiğinin bilincindeydin. Yavru büyürken pek fazla ortalarda olmayacağını ve kendi gezmelerinden vazgeçmeyeceğini biliyordun. Sorunun bununla sınırlı kalacağını sandığından yavruyla kısa süreli de olsa ilgilendiği zamanlarda birlikte eğleneceklerini ve bunun yavru için yeterli olabileceğini düşünüyordun. Anne babalık konusunda bilmediğin çok şey olması bir yana, onun (o zamanlar bildiğin kadarıyla bile) kişiliğinin yavruda yaratacağı etkileri hafife aldın. Seni anneliğe götüren bu karar noktasında risk aldın ve aldığın risk tahmin edemeyeceğin bir şiddetle yüreğinin orta yerinde patladı.

Hamileyken yaptığı eziyetlere rağmen neden onun evine taşınıp bana hayatımın en kötü günlerini yaşatmasına izin verdim?

Çünkü denemek zorundaydın. Can’a karşı sorumluluğun, anne babasıyla aynı evde büyüyebilmesi için elinden geleni yapmanı gerektiriyordu.

Peki Can! Narsistin ona şimdiye kadar yaşattığı travmalar ve bundan sonra olacaklardaki sorumluluğum?

İşte bu en can alıcı soru; çünkü diğer sorular gibi geçmişe değil geleceğe dair. Oğluna karşı hissettiğin bu suçluluk duygusu yüreğinin derinlerine köklerini iyice sarmadan ve Can’la olan ilişkini onulmaz olarak etkilemeden ayrıntılı bir şekilde ele almalısın.

Suçluluk psikolojisi

Ne zaman suçluluk duyduğumuzu düşünsene;

  • Yanlış ya da ilkelerimize aykırı olduğunu düşündüğümüz bir şey yaptığımızda,
  • Kendimizden beklentimiz gerçekleştirebildiğimizin üstünde olduğunda
  • Ve aslında bu iki durumla karşı karşıya kaldığımız zaman kendimizi bu sebeplerle yargıladığımızda.

Üstelik suçluluk kimi zaman yakın arkadaşı utançla birlikte gelir. Zira yargılarımız sonucu kendimizi yetersiz görmemiz ya da rezil olduğumuzu düşünmemiz gayet olasıdır. Utancın varlığı ise içe kapanma ve sessiz kalmayla sonuçlanır.

Farkında mısın suçluluk da utanç da istismarcı kişiliğin işine geliyor aslında! Böylece hem narsistik sosyopatın amaçladığı gibi kendinle bir hesaplaşmaya giriyorsun hem de sessiz kalarak onu ifşa etmemiş oluyorsun. Suçluluk duygusunun sende yer etmesini sağlamak için az uğraşmadı, hatırlasana!

Suçluluk duygusundan arınmak

Önce inceleme

Durum ne kadar ciddi?

Ciddiyeti doğru değerlendirmek adına genel geçer bazı sorular üzerinden gidelim:

– Beş yıl sonra bu deneyim ne kadar önemli olacak?

– Can’ın sağlığı ve mutluluğu söz konusu olduğunda babasının bir narkopat olduğu gerçeği beş yıl sonra da on beş yıl sonra da çok önemli olacak.

– Başkaları bu durumu senin kadar önemsiyorlar mı?

– Narsistik sosyopat bir ebeveyne ya da eşe sahip olan kişiler anlıyor, hak veriyor ve önemsiyorlar.

– Bu durumu senin yerine sevdiğin biri yaşasaydı ne kadar ciddi görürdün?

– Oldukça ciddi bulur, elimden geldiğince destek verirdim.

– Can’ı dünyaya getirmeye karar verdiğinde bu kararın bugünkü sonuca varacağını biliyor muydun?

– Hayır. Şu anda var olan sorunların ancak çok küçük bir kısmını görebiliyordum.

Bu durumda senin sorumluluk payın ne kadar?

Sorumluluk pastası yöntemini kullan. Duruma etkisi olan kişileri listele ve sorumlulukları ilgili kişilere paylaştır.

Sen ve narsist varsınız, bir de içinde yaşadığın toplum.

Toplum evet; sen büyürken sevgiyi ve ailenin önemini senin gözünde yüceltmek uğruna büyük fedakarlıklar yapmayı marifet gibi öğreten, bu fedakarlıkların karşılıklı olması gerekliliğinden bahsetmek yerine kadından hep daha fazlasını isteyen, sabredip sessiz kalmaya yönlendiren, ayrılık olasılığının bahsi geçtiği anda ezberlenmiş “çocuğunu düşün” repliklerini tekrarlayan, çocuğun istismar altında yaşamasını anne babanın ayrı olmasına yeğleyen, şiddeti kanıksamış ve içselleştirmiş toplum. Eğitimli, bilinçli ve ekonomik özgürlüğü olan bir kadın olsan da yer eden bu iç seslerin seni ne kadar etkilediğini düşünerek toplumun sorumluluğunu ver. (Ya eğitim hakkı elinden alınmış ve madden bağımlı kadınlar? Onların şiddete maruz kalmaya devam etmesindeki sorumluluğumuz?)

Narsistin sorumluluk payını da at üstünden. Onun karanlık ruhunun ürettiği kötü sonuçların suçlusu sen olamazsın.

Kendi payına bak şimdi. Gerçekçi değerlendirerek, olduğu kadarını üstüne alarak fazlasını ilgili kişilere teslim etmeyi bilerek bak kendi payına. Başından beri kendine yüklendiğinden daha az payın olduğunu görebiliyorsun değil mi?

Şimdi eylem

Suskunluğunu boz

Utancı bir kenara bırak. Yargılamalardan eleştirilerden çekinmeyi de. En güvendiklerinden en yakınlarından başlayarak sindire sindire paylaş yaşadıklarını. Ancak sesin çıktıkça toplumda ve tabi öncelikle senin çevrendeki üçüncü kişilerde bakış açısının değişme olasılığı oluşabilir. Utanılacak eylemleri yapan sen değilsin.

Zararı onar

Oluşan zarar düzeltilebilir mi? Ve bu durum için gelecekte oluşacak zararın önüne geçilebilir mi?

Evet!

Bu sorunun başka bir yanıtı yok çok şükür ve sen bu konuda uyanıştan beri elinden geleni yapıyorsun. Seni “bir zamanlar” kurban yapan karakteristik özelliklerin bugün bu çabanın süreceğinin en temel göstergesi. Yaşama sevincin ve oğluna olan sevgin ise gelecekte de elinden gelenin en iyisini yapacağına dair en büyük motivasyonun.

Af dileme

Ömür boyu seni ve oğlunu dibe çekmek için hayatının parçası olacak ciddi bir hata yaptın; çünkü diğer herkes gibi sen de mükemmel değilsin. Bir risk aldın, yaşamak istedin. Sana bu riski alma olanağı veren içgörün şimdi bu ciddi durumla başa çıkabilecek gücü de sağlıyor. Durumu açık seçik görebiliyor, bu hatanın olumsuz etkilerini en aza indirmek için imkanlarını sonuna kadar zorluyorsun.

Daha fazla çekişme, affet artık kendini!

Affettim

Affetmedim

Sorumluluğumun gerçek payını göz önünde bulundurarak özellikle bana yapılanlara dair çoğunlukla affettim kendimi; ama Can’ın başa çıkabildiğini, sağlıklı ve mutlu bir yetişkin olduğunu görmeden, en önemlisi o beni affetmeden huzura eremem. Bu da, bu istismarın hiç sağalmayacak bir yarası sanırım.

👇

İlişkili Yazı: Adım Adım Terapi

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir