Kurbanla İletişim

Kurbanla iletişim halindeyken nasıl davranacağını bilmeyen üçüncü kişilere seslenmek ve biraz olsun empati kurmalarını sağlamak adına dikkat etmeleri gereken noktaları elden geldiğince vurgulamak şart oldu. Kendi deneyimlerim bana gösterdi ki bu durumlarda nasıl bir yaklaşım ya da duruşun faydalı olduğunu doğal olarak bilen insan ne yazık ki pek az. Burada kendime de not düşüyorum. Zira ben de hem blog hem de algıda seçicilik dolayısıyla bir başka kurban istismarcı ilişkisine bir şekilde şahit olarak üçüncü kişi konumuna girdiğimde davranışlarıma ve kullandığım sözcüklere her zamankinden fazla dikkat etmeye çalışıyorum.

Burada “uğraşamam“‘cılara, “benim derdim bana yeter“‘cilere, “bunalıyorum ben öyle şeylerden“‘cilere ve benzeri gerekçelerle uzak durmayı tercih eden kişilere seslenmiyorum. İyi niyetle bir nefes vermek isteyenler, görev bilinciyle değil içten bir ilgiyle katkıda bulunmak isteyenler bir bakıversin isterim.

Uğradığı sömürünün şiddet kurbanına miras bıraktığı olumsuzlukları daha önce yazmıştım. (Bkz: Sömürünün Mirası) Kişiden kişiye fark etmekle ve çeşitlenmekle birlikte kurbana dair tanık olacağınız ağırlıklı özellikler özgüven zedelenmesi, kendini suçlama, öfke ve kaygıdır. Dolayısıyla tutumunuzun öncelikle bu sıkıntıları tetiklememesine, tersine bunları azaltıcı etkide bulunabilmesine özen göstermeniz gerekir.

Önyargılarınızı bir kenara bırakın.

Şiddete uğramış birine destek olmak niyetindeyseniz öncelikle kişiyle ya da durumla ilgili önyargılı olmadığınızdan emin olun. Farkında olmadan istismarcının karalama kampanyasından nasibinizi almış ve kurbana karşı olumsuz düşünceler geliştirmiş olabilirsiniz. Kurbanı kendi gözlem ve deneyimlerinizle değerlendirin, başkasının anlatımıyla değil.

Orada Olun

Bedenen yanında olmanız gerekmiyor. Bir mesajla, bir telefonla ihtiyacı olduğunda orada olduğunuzu, yalnız olmadığını bilmesini sağlayın.

Dinleyin

Kurbanın içindeki zehri bir şekilde akıtmaya ihtiyacı var. Size uzak da gelse, ne diyeceğinizi nasıl davranacağınızı bilemeseniz de orada durun ve dinleyin. Anlatmaya, içini dökmeye teşvik edecek şekilde duruşunuzla, bakışınızla, ses tonunuzla, kısacası tüm beden dilinizle açık olun. Sadece anlatabilmesini sağlamak bile onun zihninde bir şeyleri oturtmasına yardımcı olabilir.

Anlamaya çalışın; ama asla anladığınızı iddia etmeyin.

İki üç cümlelik girizgahın ardından “anladım” dediğinizde karşınızdaki kişinin nasıl buz keseceğini algılayabiliyor musunuz? Hayır anlamadınız. Birkaç dakikalık bir konuşma olsa olsa önyargılarınızı harekete geçirir. Anlamış olamazsınız. Saatlerce günlerce konuşsanız da anlayamazsınız. Bunu kabul edin. Benzer bir yaşantıyı deneyimlememişseniz duygusal olarak tecavüze uğramanın neye benzediğini tahmin edemezsiniz. Kaldı ki unutmayın, siz de bir sömürü mağduru olsanız dahi her kişinin farklı yaşadığı gerçeği değişmez.

Şaka malzemesi yapmayın. Konuyu değiştirmeyin.

Empati kuramadığınızı veya önemsemediğinizi belirtmenin en iyi iki göstergesi çünkü bunlar. Bir kadına tecavüzcüsü hakkında şaka yapmanın ne kadar acımasız olduğunu düşünebiliyor musunuz? Eskiden bu insanı sevmiş olmak, uzun süren bir birliktelik ya da evlilik bile olsa size olağan bir ilişkinin parçası gibi gelen her yaşantı ve sapkına dair her şey kurban için fazlasıyla acı verici birer anıdan, kandırılmışlığının yok edemeyeceği kanıtlarından ibaret. Karamsar havayı dağıtmak için de olsa bunları şaka malzemesi yapmak sadece onu anlamaktan ne kadar uzak olduğunuzu gösterir.

Benzer şekilde yardım amaçlı olarak kurbanın zihnini biraz olsun dinlendirmek için bile olsa konuyu değiştirmeyin. Bırakın sakinleştirsin zihnindeki karmaşayı biraz. Fazlasıyla empatik birinden bahsediyoruz. Sizi bunaltmamak için mutlaka bir noktada kendisi konuyu değiştirecektir zaten. Sabırlı olun.

Sorgulamayın

Araştırmak, sırf merakınızdan onu dinlediğinizi ya da anlattıklarından kuşkulandığınızı düşündürtür ve ikisi de bir sömürü kurbanı için ağır gelebilecek durumlar. Meraktan dinliyorsanız kendi eğlenceniz için oradasınız demektir. Anlattıklarından kuşkulandığınızı hissetmesi de uzun süredir kendisinden şüpheye düşmesi için kasıtlı olarak çaba sarf edilmiş birisine destek beklediği birinden gelecek en kötü tepkilerden biridir.

Aklı başında bir kimse, şiddete maruz kalan kişilerin bu tutumu hak ettiğini düşünenlerin bol olduğu bir toplumda şiddete uğradığını iddia etmez. Hele istismarcısının bazı kişilik bozukluklarına sahip olduğunu söyleyebilmek yine bu toplumda “ayrıldığı sevgiliye çamur atmak” olarak yorumlanacağından bolca cesaret gerektirir. Ufacık bir desteğe bile muhtaç hale gelmiş biri iftira atmakla uğraşacak durumda değildir.

Kurbanın (ya da kuşkucu biri için kurban olduğunu iddia eden birinin) ruh halinin iyi olmadığını gözlemlediğiniz için söylediklerinden şüpheye düşüyorsanız size bir sorum var: Ruhu, sevdiği ve güvendiği biri tarafından sömürülmüş birinin nasıl olmasını bekliyorsunuz?

O iyi değil ve tam da bu sebeple oradasınız. Siz masumane bir niyetle sorsanız da onun algıları sorgulanmayı kaldıracak durumda olmayabilir. “Kişilik bozukluğu olduğunu nereden biliyorsun?” sorusunun altında “Sen mi uyduruyorsun?“, “Ne yaptı ki sana?” sorusunun altında “En kötü ne yapmış olabilir ki?“, “Psikologun ne diyor?” sorusunun altında “Aklın başında mı?” sorgularının yattığını hissedecek kadar hassaslaşmış biri var karşınızda. Öncelik, sizin kendi yargılarınızı oluşturmanız için çabalamanızda değil, karşınızdakine biraz olsun ferahlık verebilmenizde olmalı.

Eleştirmeyin, yargılamayın, suçlamayın.

Nasıl anlamadın bugüne kadar?“, “Peki neden daha önce ayrılmadın?“, “Yıllardır tanışıyordunuz, nasıl değişir ki bir adam birdenbire böyle!“… ve türevi soru ve yorumların hepsini aklınıza geldiği anda çöpe atın. Hatta aklınıza böyle düşünceler geliyorsa kurbandan uzak durun.

Deneyimlediği duygusal sömürünün doğası gereği sapkın tarafından ömür boyu yetecek kadar eleştirildi, yargılandı, suçlandı. Üstelik, neyle karşı karşıya olduğuna uyandığından beri kendi kendini acımasızca suçluyor zaten. Daha fazlası, özgüvenine planlı saldırılar düzenlenmiş birine olsa olsa zarar verir.

Bastırmaya, unutturmaya çalışmayın.

Zihni çok dolu. Belki neler yaşadığını belki neden bunları yaşadığını tekrar tekrar düşünüp duruyor. Geri dönüşlere bir süre ihtiyacı var ki istismar yaşantısını sebepleri ve sonuçlarıyla değerlendirip tartabilsin. Korkmayın, bu konuda düşünmesi ya da konuşması aklını kaybetmesine sebep olmaz.

Çok yoğun duygular içinde olabilir. Öfkeliyse öfkesini yaşamasına belki bağırıp çağırmasına, ağlamak istiyorsa ağlamasına izin verin. Duygularını bastırıp onu çözümsüz bırakmak yerine kendini ifade etmesini sağlamış olacaksınız.

Unutmayın, bir istismar kurbanını susturmak da istismarı devam ettirmektir.

Öneriler sunarken ve tavsiye verirken çok dikkatli olun.

Aslında en iyisi kurbanın içini döküp rahatladığını gördüğünüzden ve durumu kavradığınızdan emin olana kadar çözüm önerisi sunmamak ve tavsiye vermemek. Teselli cümlelerinin ise içleri çoğunlukla boştur ve konuyu kapatma eğiliminizi gösterir.

Geçmişi bırak önüne bak” diyorsunuz diye kurban bir anda yaşadıklarını düşünmeyi bırakacak değildir. İnanın bu işkencenin bitmesini ve kötü bir anı olarak geride kalmasını ondan çok isteyen yoktur. “Cezasını bulacak, merak etme” demek kurbanı rahatlatmaz. Zira istismar kurbanı sağlıklı biri intikamı ya da sapkının başına ne gelmesi gerektiğini değil, sadece kendini ve varsa çocuklarını kurtarmayı düşünür. Yaşadıklarının bir son bulduğunu bilmek ve güvende hissetmek ister.

Çözüm önerileri, ancak kafa kafaya verip birlikte düşunebilecek, tartışabilecek bilgi ve iletişim seviyesine kavuştuysanız yardımcı olur.

Şiddetsiz iletişim

Farkındaysanız çoğunlukla ne yapılmaması gerektiği üzerine bir yazı oldu; çünkü ne yazık ki “eğitimli” bir çevrede yaşadığım halde deneyimlerim bu yönde ve biliyorum ki kötü niyetli değil bu insanlar. Toplumsal olarak dilimizde bile şiddeti ne kadar kanıksadığımızın bir göstergesi olarak görüyorum ben bu durumu. Yardım etmek isterken sağlıklı iletişimi bizzat engelliyor, fayda yerine zarar veriyoruz. Oysa bu kadar çetrefilli düşünce ve davranışlara gireceğimize sadece insani içgüdülerimizi dinleyip samimi bir sevgi, saygı ve anlayış içinde kurbanın yanında olabilsek onun kararmış yüreğinde bir umut ve güven ışığı çakmasına katkıda bulunabiliriz.

Üçüncü kişilerle olan iletişimi ve onların etkilerini de taradıktan sonra içsel terapime dönmek ve kurbanı iyileştirmek için eylemleri hızlandırmaya odaklanmak peşindeyim.

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir