Öfke Sorunu

Öfke sorunu, içine düştüğün istismar kuyusunun sende yarattığı en sert etkilerden biriydi. Hiç olmadığın kadar hırçın, hiç olmadığın kadar gergindin.

Bildiğin bütün sağlıklı iletişim yöntemlerini tükettiğin halde en ufak bir uzlaşma sağlayamadığın gibi onunla bir bağlantı kurabilmeyi bile başaramıyordun. İletişim kurabilmekle ilgili umudunu yitirdiğin noktalarda çeşitli tepkiler verir oldun.

Kimi zaman sırf kavga çıkmasın diye ne kadar huzursuz olursan ol, alttan alıp susuyordun. Onun için bu da kabul edilemezdi; çünkü rahatsızlık duymadan onun egemenliğini kabul etmeni bekliyordu ve sen sustukça saldırmaya devam ediyordu. Yapmamasını söylemen hatta biraz rahat vermesi için yalvarman, bebeğin etkileneceğini dile getirmen onda ne yazık ki olmayan vicdan duygusuna dokunmak yerine ona bir şekilde tatmin sağlıyor ve üzerine gelmeye devam ediyordu. Hakaretlerinin boyutu dayanamayacağın noktaya geldiğinde artık bağırıyordun: “Rahat bırak beni!“, “Beni bu şekilde sorgulamaya ve denetlemeye hakkın yok, anla artık!“, “Özel hayatım, nerede ne yaptığım seni ilgilendirmez!“…

Sabır bir yere kadardı. Bir noktada patlıyor ve patladığın için hele yavru aynı odadaysa vicdan azabı duyuyordun. O ise keyifleniyor, bir anda saldırmayı bırakıp sakin olman için telkinlerde bulunmaya başlıyordu. Başa çıkamamanın yarattığı kızgınlığı dışa vurduğun için bir kez daha sen suçluydun, bu sonuca ulaşmak için bile bile damarına basan basan o ise bağırmanın yarattığı şiddetin kurbanı olmuş mağdur kişi.

Hal böyleyken ve sadece hamilelikle onun evinde kalış süresinde bile on ömre yetecek eleştiriye maruz kalmışken gergin olduğun zamanlarda başkalarından da olsa gelen en ufak bir eleştiriye tahammülün kalmamıştı. Ya hemen isyan bayrağını çekiyor ya da bezgin bir şekilde laf anlatmaya bile uğraşmayıp içine kapanıyordun. O bezginlik de, isyanın hırçınlığı da üçüncü kişilere karşı senin aleyhine yorumlanıyordu. Derdini anlatamadığını görmek seni fazlasıyla incitiyordu.

Yürüttüğu karalama kampanyası için de malzeme vermiş oluyordun. Kronik yalancı kimliği, olayları kesip kırpıp sadece senin öfkelendiğin anları amacına uygun bir çerçeve içinde ailen dahil herkese sunuyor, senin en ufak sinir halini görenler ona hak veriyorlardı. O ruh halinin, arasına sıkıştığın cendereden kaynaklandığını nasıl anlatacaktın ki?!

Ayrılık sonrası azalacağını sandığın tacizler farklı şekillerde ve bu kez en çok da yavrunun üzerinden devam etmiş. Özellikle kendi zevki için bebeğine zarar verebildiğini görmek ona karşı duyduğun korkuyu körüklemişti. Öfkenin ikinci sebebi ondan korktuğunu belli etmeden sertçe karşılık vererek püskürtme gayretiydi ki başarılı olmak şöyle dursun, onu daha da kışkırttı. Örneğin; bebeği görmeye geldiği zamanlarda özel hayatına saygı duyup yatak odana girmesine sınır getirmeye çalıştığında ve bu konuda kararlı olduğunu belli ettiğinde yaptığı, evinin anahtarını ele geçirip gizlice evine girmekti. Korkmakta haklıydın, haklısın. Bu korkunun öfke doğurması istenen sonuç olmasa da bu koşullar altında anlaşılabilir bir tepki değil mi sence de?

Evet öyle. Şimdi dönüp baktığında kızgınlığının doğal olduğunu görebiliyorsun nihayet. Yaşadığın öfke durumu sağlıksız da olsa maruz kaldığın sömürünün olağan etkisi. En önemlisi, tüm acılığıyla, bu iletişimsizliği seni kışkırtmak için özellikle yaptığını ve amaçladığı şeyi elde etmek uğruna bir sınırı olmadığını biliyorsun. Hoş bilgiler olmadığının farkındayım; ama kabul et bu nahoş bilgilere sahip olmadığın günlerden daha aydınlık bir zihnin var şimdi ve ancak o bilgiler senin arınmana bir temel sağlayabilir.

👇

İlişkili Yazılar

👇

Sömürünün Mirası

Adım Adım Terapi

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir