Sapkınlığın Değerlendirmesi

Sapkınlığın değerlendirmesi kendinle yüzleşebilmen için ilk adım. Narsistik kişilikler birbirinin aynısı denebilecek özellikler gösterse, bir başka narsizm kurbanıyla iletişime girdiğinde hayrete düşecek kadar büyük benzerlikler görsen de, senin tanımak zorunda kaldığın narsistin sapkınlık seviyesi ve bu doğrultuda seçtiği yöntemler ile bizzat senin kişiliğin ve içinde bulunduğun koşullar dolayısıyla verdiğin tepkiler yaşantını özelleştirmeye yeter.

“Sen” başlı başına özel bir birey olarak neyin içinde olduğunu ve bununla nasıl başa çıkacağını çözebilmek için önce karşı karşıya kaldığın sapkınlığı değerlendirmelisin. Ve evet, “sizleri”, “bizleri” bırakıp “sen” diyorum artık. Bundan sonra bizzat kurbana sesleneceğim zira, herkesten önce içimdekine.

Yeni bir yola çıkıyoruz bu girişimle. Aslında narsistin narsist olduğunu fark ettiğinden beri yaptığın tüm araştırmalar, okumalar ve geri dönüşler seni bu yolda umarım daha kendinden emin ve daha seri hareket edebilmen için hazırladı. 

Şimdiyse ilk sorularla hareket vakti geliyor:

Narsistik sapkın kimliğini özetle anlatman gerekse nasıl cümleler kurardın?

Sende bu kadar derin yaralar açılmasına, ruhunun paramparça olmasına sebep olan eylemleri nasıl tarif ederdin?

Karşındaki insanların yakınların bile olsa, seni yaşadıklarını anlayabilecek bir algıyla dinleyebilmeleri halihazırda olanaksıza yakınken bir de gergin, sinirli ya da kafası karışık, bitkin halinin etkisiyle daha dinlemeden bir yargıya varmaları gayet olası değil mi?

Ayrıldığı sevgilisi, eşi, anlaşamadığı patronu ya da annesi, babası hakkında atıp tutan herhangi birisisin çoğunun gözünde. Gerginsen suçlu muhtemelen sensindir, bitkinsen de psikolojik sorunların vardır. Bu kadar basit!

Hele karşında avukat, polis gibi boşanmalarda insanların ne kadar pisleştiklerini görmeye alışkın ve ne yazık ki mesleki kirlenmeye uğrama olasılığı yüksek olan kişiler varsa, seni anlamalarını ve sana inanmalarını sağlaman deveye hendek atlatmak gibi bir şey.

Ha inandırmak zorunda mısın?

Hayır. Kimseyi inandırmak zorunda değilsin. Arkadaşlar ve hatta aile bile anlamayı ve destek olmayı başaramayabilir bu konuda. Toparlanmak için bunca emek sarf ederken bir de insanlara laf anlatmaya çalışmak gereksiz görülüp gözden çıkarılabilir. Ancak haklarını öğrenmek, kendini ve çocuğunu korumak, elinden gelen hukuki eylemleri gerçekleştirebilmek için en azından avukatına ve yasal süreçte muhatap olacağın diğer kişilere kendini hem de sıkılmadan dinleyebilecekleri kadar özet bir şekilde anlatabilmen gerekir.

Açıp narsistik istismar konusunda bir kitap okumayı bırak, internette bir iki yazı incelemek bile zahmetlidir onlar için. Gerek görülmez, vakit ayırılmaz. Sonuçta teşhisi koyan sensin. Objektif olma olasılığın düşünülmez. Objektif olman da gerekmez aslında. Zira bu gibi durumlarda ancak benzer deneyime sahip olanlar ya da konunun uzmanı kişiler bilirler yaşadıklarının yıkıcı etkisini.

Üstelik yıllarca kendini savunabilmeni engellemek adına algı sisteminle türlü oyunlar oynanmışken zihninde dumandan göz gözü görmüyor olabilir. Özetlemek bir hayli zor olsa da denemen gerek. “Gerektiği zaman, gerekli kişilere karşı” kendini doğru ifade edebilecek sözcükleri oltayla cımbızla da olsa bulup toplamalısın ki daha fazla yalnız kalmayalım, destek bulalım.

Farz et ki, bir narsistik sapkının istismarına maruz kaldığından ve narsizmin ne olduğundan habersiz olan, bunlar bir yana bizzat senin maruz kaldığın narsisti de “tanıyan” bir arkadaşınla dertleşiyorsun. “Tanıyan” dediysem, narsistin üst katman maskelerine maruz kaldığı halde tanıdığını ve arkadaş olduğunu sanan birini kastediyorum. Onun sadece medeni, iyi eğitimli, neşeli iyi hal duruşunu görmüş bir arkadaşın sana soruyor: “Sana yaptığı en kötü şey neydi?

Bu sorunun altında, “Bu medeni adam en kötü ne yapmış olabilir ki!” yargısı da olabilir, kendi algısıyla değerlendirebilmek için anlamak adına da soruyor olabilir.

Narsisti bilmeyen ve seni anlamasını istediğin birinin bu sorusuna yanıt vermek için nereden başlamayı tercih ederdin?

Örnek istiyor senden. Oysa biliyorsun ki vereceğin bir iki örnek anlamlı olmayacak. Üçüncüden sonra yarım kulak dinlemeye başlayacak. “Narsist” desen hakaret ediyorsun, etiketliyorsun sanacak, “kişilik bozukluğu” desen başka, “sapkın” desen başka yargılayıcı gözlerle bakacak, inanmayacak.

Teşhisin adı önemli değil öte yandan, “amaç anlaşılmak”. Önemsemediklerin bir yana, o anda karşında olan kişinin gerçeklerden ne kadar uzak olsa da olabildiği kadarıyla seni anlayabilmesine ihtiyacın var. Konu onun anlamasından ziyade senin kendini doğru ve iyi ifade edebilmen.

Akıl sağlığından kuşkulanmanı sağlamak için yaptıkları mı? Özgüvenini yerle bir etmek için gece gündüz demeden eleştirmesi, aşağılaması, hakaret etmesi mi? Arkadaşlarınla hatta ailenle arana fesat sokup seni görmezden gelip yapayalnız bırakması mı? Sana işkence edip acı çekmeni izlerken keyif alması mı? Yoksa sana yaptığı eziyetleri sen ona yapmışsın gibi ters çevirerek başkalarına anlatması mı?

Bunlar ve niceleri ayrı ayrı yeterince yıpratıcı olmakla birlikte hepsi bir araya geldiğinde ruhunu lime lime etti yıllar içinde biliyorsun. Derleyip toplayıp aktarabilmelisin.

Narsisti didiklemiyorsun artık. Haksızlığa uğramış küçük bir çocuk gibi bir arkadaşının sana yaptığı zorbalığı öğretmenine şikayet etmiyorsun. Ağlamaklı, dudakları bükülmüş o incinmiş çocuğu bir kenara bırak ve neyle başa çıkmaya çalıştığını bilen sağlam duruşlu bir yetişkin olarak anlat: 

Sahi sana yaptığı en kötü şey neydi?

👇

İlişkili Yazı: Adım Adım Terapi

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Sapkınlığın Değerlendirmesi” için 14 yorum

    1. Çözüm bulma derdine düşünce, hele bir de yavru olunca ortada, hatmetmek farz oldu. İşe yarasa keşke.

  1. Yıllar önce aramızdaki anlaşmazlıkların ve iletişim bozukluklarının ve bunun sonucu olduğuna kendimi inandırdığım tüm fırtınalı kavgaların sona ermesi ümidiyle gittiğim psikoloğun “ o bir narsist;hiçbir zaman değişmez düzelmez, sen de borderlinesın, terapiye devam edersen sen ilerde onu kendi isteğinle bırakacaksın” demesiyle aramızı düzeltmek yerine bizi ayırmayı düşündüğünü sanıp bir daha gitmemiştim seansa. Üzerinden 4 yıl geçti sanırım ve ben hala 14 yıllık kabus mu bilmece mi dipsiz bir kuyu mu aşk mı sevgi mi nefret mi yalan mı gerçek mi ne olduğunu çözemediğim , tıpkı sizin gibi anlamlandıramadığım tüm acı, gözyaşı,sinir krizleriyle dolmuş taşmış maziyi derinlemesine sorgulamaya,bu yaşadığım şeyin ne olduğunu araştırmaya başlamışken aklıma psikoloğun o günkü bahsettiği ama benim aldırış etmediğim “o bir narsist “ sözü geldi. Videolar, makaleler derken bu bloğa takıldım. Çıkış noktası arıyorum, yıllardır bulamadım. Ne gidebildim doğru düzgün ne de kalabildim. Öyle duygusal inişler çıkışlar yaşadım ki ruhum da aklım da hayatım da allak bullak… O kadar çok şey var ki, ne yazmakla ne anlatmakla bitmez… Soru işaretleriyle yıllar geçti gitti, doğru cevabı bulabilseydim belki kurtulurdum bu kör kuyudan… Ama neyin doğru neyin yanlış olduğuna bile karar veremez, gerçeği ve yalanı anlayamaz hale geldim. Bir insan beyniyle bu kadar mı çok oynanır, kalp bu kadar mı hırpalanır, ruh bu kadar mı parçalanır…. En çok seni sevdim derken, dünyanın en berbat insanı muamelesi aynı kişiye nasıl yapılır… örneklemelere ve detaylara girilmeyince dışardan anlaşılması zor görünen o ki..

    1. “En çok seni sevdim derken, dünyanın en berbat insanı muamelesi aynı kişiye nasıl yapılır” demişsiniz ya, yıllarca aynı soruyu sormuştum ben de kendime! Nihayet neyin içinde olduğumu anlamak bu sebeple aydınlatmıştı beni.
      Peki blog size yardımcı olabildi mi? Onun bir narsist olup olmadığını söyleyebiliyor musunuz?

    2. Benim de “Ne oluyor ya? Bu yaşadıklarım hayatın olağan seyrine aykırı! Bu işte bir yanlışlık var” diyebilmem 20 yılımı aldı. “Çok saçma, insan eşini 20 yılda tanıyamaz mı?” diyor arkadaşlarım. Ben bile gün geçtikçe daralan o çemberin dışına çıktıktan sonra ne kadar aptal olduğuma hayret ettim bir süre.

      Benim aydınlanmam da “Seni dünyadaki herkesten çok seviyorum” derken, bana dünyadaki en değersiz insanmışım gibi davranmasını nihayet 20 yıl sonra sorgulamaya başlama cesaretini göstermemle başladı. Sonra her zamankilerden daha şiddetli kavgalar, çirkinlikler vs. Sonra bu bir hastalık olabilir mi diye araştırmaya başladım ve… Narsistik kişilik bozukluğu…

      Yıllarca yaşadığım fakat ne olduğunu, neden olduğunu kendime bile anlatamadığım onca saçmalık, benim kurmayı beceremediğim cümlelerle karşımdaydı. İnanın rahatladım; çünkü kendimi hep yanlış, suçlu, eksik, değersiz hissetmemin, asla kurtulamadığım depresyon ve mutsuzluğun benim suçum olmadığını anladım.

      Şu an boşanmaya çalışan iki çocuklu çalışmayan bir anneyim. Hâlâ benimle oynuyor, dalga geçiyor, aşağılıyor her türlü çirkinliği yapıyor; ama 18 yıldır yapmadığı babalığı 2 aydır çocuklarına aşırı bir ilgiyle yapıyor. Çünkü amacı onları manipüle edip beni tamamen yanlız bırakmak ve paramparça etmek. Çok zor ve yıkıcı günler geçiriyorum, gerçekten pes etmek istediğim anlar bile yaşıyorum. Kolay olmayacağını anladım; ama 20 yıldır kendimi bu kadar özgür ve huzurlu hissetmemiştim.

      Birkaç gün önce kızım bana dedi ki “Anne ben senin bu kadar neşeli biri olduğunu bilmiyordum, lütfen değişme. Babam boşanmak istemiyor ama sakın barışma. Bizim için olsa bile.. Ben bu yeni annemi kaybetmek istemiyorum. 18 yaşıma kadar ben zaten baba görmedim, bu yaşımdan sonra da onun kötü babalığına hiç ihtiyacım yok. Ama sana ve senin beni böyle güzel sevmene ihtiyacım var.”

      18 yaşındaki kızım bana hayat dersi verdi. İçimdeki şüpheler, acabalar ve o karanlık yok oldu. Artık herşeyin çok güzel olacağına inanıyorum. Bir umuda tutundum ve artık yanlız olmadığımı da biliyorum. Paylaşmanın iyileştirici gücüne inanıyorum. O yüzden yaşadıklarımı ve hissettiklerimi benimle aynı yaraları almış insanlarla paylaşmak istedim. Hepimiz için herşey çok güzel olsun inşallah…

      1. Artık sizin için de bu sıkıntıların geçmişte kalmasını, boşanma sürecini çocuklarınızın da verdiği güvenle kolaylıkla atlatmanızı dilerim. Paylaşımınız okuyan herkes için çok değerli. Teşekkürler
        Sevgiler

      2. Yazdıklarınız o kadar tanıdık ki; okurken kendimi gördüm adeta. Ben de bu süreci yaşayan bir kız çocuğu babasiyim ve boşanma süreci sancılı bir şekilde devam ediyor. Elinden gelen her türlü cirkinligi yapti/ yapmaya da devam ediyor. Ne kadar cirkinlesebilecegini tahmin bile edemiyorum artık. Blogda yazılanları okudukça bu kurbanlardan biri olduğumu, aynı şeyleri yaşamış insanların acılarını/hayal kırıklıklarını/özgüvenini yitirmelerini ve en yıpratıcı olanı da paramparça bir ruhun elinizde kalma duygusunu tek hisseden kişinin ben olmadığımı anladım. Herşeye rağmen o psikolojik şiddetten biraz uzaklaşmış olmanın verdiği huzuru hissetmek bile güzel. Elinize, yüreğinize sağlık.

        1. Teşekkürler. Sizin ve kızını için de artık sıkıntıların geçmişte kalmasını dilerim. Önümüz aydınlık olsun.

    3. Adeta benim yaşadıklarımı anlatmışsınız Tuba Hanım. Yalnız benim örneğimde 21 senelik bir harcanmışlık söz konusu. Ben de sizin gibi, “şu hayatta en çok seni sevdim” derken, bana yaşattığı değersizlik hissinin, yaşattığı kafa karışıklığının, itibarsızlığın izahını yapamadım uzun yıllar boyunca. Hep kendimi suçladım, defalarca özür diledim ne için özür dilediğimi bile bilmeden. Ne yapsam yetmedi. Yaşattığı yetersizlik hissi korkunçtu. Ancak 2 sene önce tesadüfi bir şekilde narsist olduğunu keşfettim; ama bu da ruhumu onarmaya yetmiyor.

      Sizin dediğiniz gibi hikaye çok uzun, bir kısır döngünün içindeyim ve çıkamıyorum. Aldatmalar, yalanlar, yansıtmalar, gaslighting, akıl oyunları, beni panik atak ve anksiyete hastası edene ve akıl sağlığımı neredeyse yitirmeme sebep olana kadar yaptığı çeşit çeşit numaralar var bu hikayede. Bir oğlum var engelli ve ben onun için bu cehennemden çıkamıyorum babasına olan düşkünlüğü ve ayrıca ekonomik bağımlılık yüzünden. Ha gayret iş bulmaya çalışıyorum ki bu döngüyü kırayım, maalesef bulamıyorum. Özgüvenim yerlerde. Kilo aldım, saçlarım kellik derecesinde döküldü, saçmasapan hastalıklar peşimi bırakmıyor. Ve maalesef panik ataklı bir insanın yalnız başına yaşaması o kadar imkansız ki, bazen sırf bu yüzden, özellikle atakların yoğunlaştığı günlerde, bana pislikmişim gibi davransa da yalnızlık korkum yüzünden kalıyorum yerimde. Bazen bir cesaret geliyor, yapabilirsin, yalnız kalıyor olsan da yapabilirsin, bu çarpıntılar gerçek değil, kalp değil, hem o yanındayken sana ne destek veriyor ki diyorum, bir yaz yağmur gibi gelip geçiyor çabucak bu cesaret.

      Yurtdışına taşımma sebebiyle yıllarca süren izolasyon sonunda o kadar edilgen olmuşum ki, adeta bağımlı hale getirmiş beni kendisine. Kavga çıkmasın çocuğumun yanında diye en ufak bir konuda fikrimi söyleyemiyorum. Onun her dediğini eksiksiz yapmalı ve itaat etmeliyim. Ama bu gece olduğu gibi bazen delirecek gibi hissediyorum. Ve çoğu gece de itiraf etmem gerekirse, kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Çünkü bu bir bataklık ve ben çıkamıyorum. Bu akşam güzel bir yemek hazırladım. Küçük küçük chery domatesleri de ekledim salatanın üzerine. O padişah gibi gelip oturdu sofraya her zamanki gibi elini hiçbir işe sürmeden. “Bu domatesleri kesmeden koyma salataya bir daha, domatesin tadını alamıyor insan” dedi eline sağlık yerine. Yetersizlik hissi beni öldürecek sonunda. Ne yapsam, ne etsem sıfır takdir. “Ama zaten çok küçük onlar, kesilmiyor, dağılıyor, hem zaten ağzımıza aldığımız anda parçalanıyor, ne gerek var ki kesmeye” demiş olsam en az 3-4 gün sürecek bir sessizlik/yok sayma cezası keser. Evde hayaletmişsiniz gibi hissedersiniz. Öyle bir surat asmadır ki bu en sonunda ne yapar eder, üstüne bir de özür dilettirir. O hep haklıdır çünkü. Şiddet uygular, benim yüzümden. Başka kadına gider, benim yüzümden… Velhasıl başıma gelecekleri bildiğim için “tamam keserim bir daha domatesleri” dedim. Bunun gibi saçmasapan sebeplerle defalarca cezalandırdı beni, onun lafının üstüne laf söyleme cesaretini gösterdiğim için; ama kesinlikle sevimsizce kızgın değildi tavrım mesela. “Ama ben o konuda öyle düşünmüyorum” demiş olmak bile yeter cezalandırılmak için. Haşa ben kim oluyorum da buna cüret ediyorum. “Bence sen haksızsın” demek için yürek yemiş olmak gerek.

      Dedigim gibi dert çok. Hikaye yüzlerce sayfa uzunluğunda…

      1. Merhaba,
        Geçmiş olsun. Durumunuzun ayrıntılarını bilmeden naçizane tavsiyem panikatak ve anksiyete için düzenli uzman desteğine başvurmanız. Bedeninizin verdiği tüm bu “tepkilere” sebep olan “etkinin” kendisinden kurtulmanız ciddi bir çözülme yaratacaktır.
        Etkiden kurtulmak derken “hadi ayrılın kurtulun” demiyorum. Durumun kapsamı buna izin vermese de siz karşınızdaki kişinin amacını, karakter yapısını, neyi neden yaptığını bildiğiniz için bunlardan etkilenmemek ve daha fazla zarar görmemek üzere kendinizi geliştirebilirsiniz. Sınırlarınızı korumayı öğrendikçe de giderek rahatlayacak ve daha net bir zihinle önünüzdeki adımları atabileceksiniz.
        Çok emek ve sabır gerektiriyor; ama imkansız değil.
        İstediğiniz zaman özelden bana yazabilirsiniz. Kolaylıklar dilerim.

  2. Size bir şey danışmak istiyorum:

    Bir kadın düşünün, evli bir adamla ilişkisi oluyor. Kendisi de evli. Normal şartlarda asla böyle bir ilişki içine girecek biri değil. İlk sevgilisiyle evlenmiş, hayatına başka biri daha önce girmemiş ve herhangi bir ihtiyaç da duymamış. Flörtöz bir tip değil yani ve kadının empati yeteneği çok yüksek çevresinde inanılmaz seviliyor. Neşeli, işinde başarılı ve fiziksel olarak da güzel bir kadın.

    Gizli narsist olma ihtimali olduğunu düşündüğümüz bir adam kıza resmen “love bombing” uyguluyor. Kız ilk başta reddediyor adamı, kavga ediyor, kaçıyor iletişim kurmamaya çalışıyor; fakat adam peşini bırakmıyor, aşkından ölüp bitiyor. Güya filmlerdeki romanlardaki aşklara benzetiyor aşkını. Şarkılar, şiirler, türlü türlü romantiklikler yapıyor. Kıza “Sen de bana aşıksın; fakat farkında değilsin.” falan diyor. “Şurada bana şöyle hayran hayran baktın, şurada şunu yaptın” vs diyor. Kızın ondan kaçması onu aşırı derecede sinirlendirmiş. Tavşan dağa küsüyor, dağın haberi olmuyor ve sonrasında kızı manipüle ediyor. O da bir süre sonra adama aşık olduğunu düşünüyor, ağına düşüyor.

    Adam üç yıl boyunca kızı takip etmiş, kıza dair her ayrıntıya sahip sosyal medyada fotoğraflarını beğenen erkeklerden tut da nerede ne giydiği ne söylediğine kadar. Aşırı kıskanç, giydiği ayakkabıdan elbiseden tut da insanlarla ilişkilerine kadar her şeye karışıyor. Sık sık kızı ve çocuğunu kaybetme korkusunu dile getiriyor. Kızı kaybetmekten korktuğunu, hayatının aşkı olduğunu söylerken gözleri doluyor kahroluyor adam. Kız da adamın ona aşkına hayran kalıyor hayatında kimsenin onu bu kadar sevmediğini düşünüyor.

    Adam eşini de ruh hastası olarak tanımlıyor. Çocuğu ona karşı kullandığını onu tahrik etmeden boşanmaya çalıştığını vs söylüyor. Kızı da kocasından boşanması noktasında yönlendiriyor. Boşanacaklar ve birlikte olacaklar. Kız zaten aşık olduğunu düşündüğü andan itibaren kocasıyla evlilik ilişkisini bitiriyor, aynı evi paylaşan iki ev arkadaşına dönüşüyorlar. Kocası sebebini merak etse de duyacağı cevaptan korktuğu için kıza birşey sormuyor, zamana bırakıyor. Kız kocasına durumu açıklamanın yollarını arıyor. Bir yandan da başka birine karşı bu duyguları hissettiği ve iletişime geçtiği için utanıyor sürekli erteliyor konuşmayı.

    İlişkinin ilerleyen zamanlarında kızın arkadaşlarını kıza kötülüyor. Onlardan uzaklaşmasına neden oluyor. Bir de çevresindeki bazı kadınların ona olan ilgisini vs anlatıyor.

    Bu şekilde ilerlerken karısı ilişkiyi öğreniyor ve rezalet çıkarıyor. Kızla iletişim kuruyor ve saldırgan bir tutum sergiliyor, kadında da öfke kontrol problemi var. Akabinde adamın daha önce de karısını aldattığı ve çalıştığı yerde başka kadınlara da flörtöz yaklaştığı öğreniliyor. Karısını daha önceki kadını ve bu kızı benzer yöntemlerle tavladığı ortaya çıkıyor. Kontrolcü aşırı kıskanç ve aşkından ölüyor görüntüsü…

    İnanılmaz derecede yalan söylüyor adam. Olay ortaya çıkınca adam buhar oluyor, kızı ne arıyor ne soruyor. Sonrasında kısa bir sürede karısını ikna ettiği ve barıştığı öğreniliyor. Adam arkadaşlarına da “karım ruh hastası, hayatımı mahvetti, çocuğun yüzünü bana göstermezdi, karımı sevmiyorum ama çocuk için mecburen devam etmek zorundayım” diyor. Kızı da onu terketmekle suçluyor “o beni bıraktı” diyor… Kızla hiçbir şekilde iletişim kurmuyor. Adamın arkadaşları da kıza adamın kişiliğinin oturmadığını çok yalan söylediğini karaktersiz olduğunu ve insanları kullandığını söylüyorlar. Kız koca bir rezaletin içinde buluyor kendini. Yerin dibi yani, hem sadakatsizliğinin altında eziliyor hem aşık olduğunu düşündüğü adam tarafından yarı yolda bırakılıyor, aynı zamanda itibar kaybı yaşıyor… Allah’tan çevresindeki insanlar iş arkadaşları ve eşi yanında duruyor, kızın ciddi bir manipülasyona maruz kaldığını söylüyorlar ve destek oluyorlar.

    Sorum şu: Bu kızın karşı karşıya kaldığı adamda narsizm olma ihtimali nedir? Kızın çevresindeki insanlar güçlü bir ihtimal olduğunu düşünüyorlar.

    (Bu arada adam zaman zaman kızın herhangi bir zamanda söylediği şeyleri öne sürerek ciddi kavgalar çıkartıyor ve kendini geri çekiyor, kızı aramıyor sormuyor, kızın kendisini suçlu hissetmesine neden oluyor. Adamda belirgin bir egoistlik ve saldırganlık büyüklenme gösterileri yok; ancak içine kapanık fazla arkadaşı olmayan çok sosyal olmayan bir tip. Çevresindeki insanların çoğunda hoşlanmadığı şeyler var muhakkak ve inanılmaz şüpheci.)

    1. Merhaba,
      Burada bahsettiğiniz durumlar ve olaylar narsistik kişilik özellikleriyle önemli oranda örtüşüyor. http://www.narsistleyuzlesme.com/narsisti-tanima/narsisti-tanimak/ yazısını ve o yazıda bağlantısı verilen ayrıntılı yazıları okursanız yaşananlarla başka ortaklıklar bulabilirsiniz ya da farklı bir karakterle karşı karşıya olduğunuz çıkarımına varabilirsiniz. Blogda yazmamış olsam da kıskanç tavırlar hakimiyet kurma hedefinin, sadakatsizlik de kendini tatmin çabasının bir parçası olarak narsistlerde sıklıkla görülür.

      Öte yandan ancak konunun eğitimli bir uzmanı, ilgili kişiyle ve onun yakınlarıyla kayda değer bir süre birlikte çalışırsa teşhis koyabilir ki, ileri manipülasyon yeteneği olan narsistlerin psikoterapistleri kandırdıkları da ender değildir. Dolayısıyla ben size net bir şey söyleyemem. Siz yaşananları bizzat deneyimleyen bir kişi olarak kendi kararınızı verebilirsiniz.

      Bunları bir kenara bırakırsak, bu kişinin narsist olup olmadığı ya da başka bir kişilik bozukluğu olup olmadığı son tahlilde önemli değildir. Önemli olan, ilişki içinde olduğu kişileri kötüye kullanan bir yapısı olduğunun kavranması, eş dost çevresi dışında profesyonel psikolojik destek alınması ve ilişkiyi tamamen kopararak uzak durulmasıdır.
      Dönüp yazdıklarınızı bir daha okuyun ve bambaşka birinin başına gelmiş gibi değerlendirin. Ne derdiniz? Ben özetle şöyle derdim: Adının ne olduğu önemli değil. Kaç, kurtul ve iyileştir kendini!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir