Travma Sonrası Stres

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), daha önceki yazılarda bahsi geçtiği halde (Bkz: Uyanış Travması, Kaygı Hali, Ayrılık Sonrası Dönüşüm Süreci…) tam olarak açıklamadığım bir istismar sonucudur. Bireysel güvenliğin tehlikeye girdiği ve kişinin kaldırmakta zorlandığı her olay bir travma olarak tanımlanırsa, narsistik istismarın travmatik etkiler yaratacağı kuşku götürmez. Nitekim, travmaya yol açan olaylar sıralandığında savaş, doğal afet, terör saldırısı gibi ölüm ya da ölüm tehdidi içeren olaylarla birlikte aile içi şiddet ve fiziksel, duygusal, cinsel… istismar da yer alır.

Travma

Tehlikenin fark edildiği anda vücudun kendini korumaya almak için salgıladığı hormonlar (başta kortizol) “savaş ya da kaç” tepkilerinden birini üretmemiz için bizi uyarmaktan sorumludurlar. Bununla birlikte, travmaya sebep olan olayın sonrasında da söz konusu stres hormonları bir süre yüksek kalır. Normal kabul edilen durumda travmanın büyüklüğüne ve kişi üzerindeki etkisine göre en çok birkaç hafta içinde yavaş yavaş azalarak eski durumuna döner. Travma sonrası stres bozukluğunda ise aylarca (üç aydan fazla sürüyorsa kronik) vücuttaki stres hormonu seviyesi yüksek kalır. Hatta pek de nadir olmayan örneklerde olaydan aylar sonra ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.

Her birey kendine özel olduğundan aynı olayı yaşayan her insan aynı tepkiyi vermeyeceği gibi hepsi travma sonrası stres bozukluğu geliştirmez. Öte yandan, yıllarca benzer olaylara maruz kaldığınız halde bu olayların sizin için ciddi bir tehdit oluşturduğunu yeni keşfettiyseniz travmayı yeni yaşıyor olabilirsiniz.

Bireysel geçmişiniz ve bugününüz travmatik olayın/olayların etki şiddetini fazlasıyla etkiler.

  • Geçmişte aldığınız iyileşmemiş psikolojik yaralar,
  • Stres hormonlarının fazla salgılanmasına ya da normal kabul edilen sınırlara inememesine sebep olan fiziksel ve hormonal özellikleriniz,
  • Duygusal desteğinizin olmaması,
  • Maruziyet süresinin ve olayın tekrarlama sıklığının fazla olması,
  • Ölüm, yaralanma gibi ciddi fiziksel tehditler içermesi,
  • Sizde çaresizlik, kapana kısılmışlık, suçluluk hissettirmesi,
  • Güvende hissetmeniz gereken koşullarda, yani beklemediğiniz bir zamanda ya da beklemediğiniz bir kişiden gelmesi

travmanın şiddetini arttıran ciddi etmenlerdir.

Belirtileri 

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayıp yaşamadığınızı değerlendirmeniz için size birkaç maddelik bir çalışma hazırladım. (Bu çalışmanın oluşmasında kendi deneyimlerim ve okuduklarım kadar, bana danışan ve kendi durumlarını paylaşan derttaşların da katkısı vardır. Buradan teşekkür ederim.) Bu çalışmanın bir teşhis koyabileceğini düşünmeyin. Ancak kendinizi tartıp fikir edinmeniz ve varsa destek aldığınız kişi ya da kişilere danışırken elinizde bulunması adına anlamlı bir kaynak olacağını umuyorum. Burada belirttiğim durumlar başınıza hiç gelmeyebileceği gibi çok sık ya da her zaman yaşadığınız belirtileri gösterebilir. Belirtilerin çoğunu en az orta sıklıkta yaşıyorsanız destek almaktan çekinmeyin. Gelelim travma sonrası stres bozukluğunun belirtilerine:

  • Uykuya dalmakta güçlük çekiyor, kabuslar görüyor ya da gecenin bir yarısı uyanıp tekrar uykuya dönemiyorsunuz.
  • Travmaya dair kötü anılarınız sık sık aklınıza geliyor, aynı olayları zihninizde tekrar tekrar yaşıyorsunuz. Kendinizi ilişki hakkındaki çözümsüz konuları yine yeniden düşünürken buluyorsunuz. Bu sırada fiziksel olarak da stres seviyeniz artıyor, geriliyorsunuz.
  • Bilinç üstü hafızanızda hiç yer etmemiş, yaşadığınızın farkında olmadığınız, bilinçaltına attığınız travmatik anıları fark ediyor ya da hatırlıyorsunuz.
  • Çok basit bir olay ya da durum, gerçek bir tehdit barındırmasa da söz konusu travmayla ilgili olarak yaşadıklarınızı hatırlatıp travma anında verebileceğiniz kadar yüksek şiddette tepkiler vermenize yol açabiliyor.
  • Tetiklenme sonrası yaşadıklarınızın şiddeti çok fazlaysa sosyal olarak aynı şeyleri tekrar yaşamamak için kendinizi yalnızlaştırıyorsunuz. Başka insanlara güvenemeyeceğinizi hissediyorsunuz.
  • Travmayı hatırlatabilecek ortamlara girmekten, durumlarda bulunmaktan, yerlere gitmekten, kişilerle görüşmekten kaçınıyorsunuz. Bu olasılığa karşı aşırı tedbirli davranıyorsunuz. (Size zarar veren kişileri ya da onların aracılarını hayatınızdan çıkarmak değil buradaki kasıt. Yeniden aynı kötü şeyleri yaşayabilme ihtimalinden korktuğunuz için örneğin narsist evde olmadığı halde şiddetin yaşandığı eve girmekten kaçınıyor olabilirsiniz.)
  • Kendinizi sürekli tetikte ve diken üstünde hissediyorsunuz. Örneğin; artık ayrılmış olsanız bile her an yeniden saldırabileceği olasılığına karşı uyanık olmak zorunda olduğunuzu hissediyorsunuz.
  • Kolay irkiliyor, çabuk sinirleniyorsunuz.
  • Travmatik olayla ilgili korku ve öfke hissediyorsunuz.
  • Utanıyor, kendiniz hakkında öfke, suçluluk gibi olumsuz duygular besliyorsunuz.
  • Günlük rutin işlere bile odaklanmakta zorlanıyor ya da otomatik pilotta bu işleri yürütüyorsunuz. Bu sebeple evde ya da trafikte kazalar yaşıyorsunuz.
  • İnsanlarla bir araya gelmek ya da sosyal etkinliklere katılmak istemiyorsunuz. Yabancılaşma hissediyor, kimse tarafından anlaşılmadığınızı düşünüyorsunuz.
  • Duygusal olarak boş hissediyorsunuz. Ağlayamıyorsunuz.
  • Travmatik olaylar devam ettikçe dikkat dağınıklığı unutkanlık gibi durumları daha sık yaşıyorsunuz. Benzeri olayların kesildiği dönemlerde ise uyandığınızı hissediyorsunuz.
  • Yaşadağınız kronik stres fiziksel olarak belirtiler gösteriyor:
    • Bitkin hissediyorsunuz.
    • Çok fazla kilo aldınız ya da verdiniz.
    • Daha kolay hasta oluyorsunuz. Bağışıklık sisteminizin zayıfladığını hissediyorsunuz.
    • Kronik bir hastalık teşhisi kondu.
    • Kaslarınızın gergin olduğunu hissediyor, tekrarlayan başağrıları ya da migren atakları yaşıyorsunuz.
    • Göğsünüzde sıkışıklık hissediyorsunuz. Nefes alışlarınız düzensizleşiyor ya da sığlaşıyor.

Tedavi

Travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin önemli bir kısmını sıklıkla ya da yüksek şiddette deneyimliyorsanız bunlardan nasıl kurtulacağınızı da merak ediyorsunuzdur.

Fiziksel açıdan baktığımızda unutkanlıklar, anıları bilinç dışına atma, odaklanamama gibi deneyimler kortizol hormonunun fazla salgılanmasından kaynaklanan belirtilerdir. Öte yandan, çok basit olayların ya da durumların, daha önce yaşanmış travmatik bir olayı zihnimizde tetiklenmesi, biz o anda bizim bu kadar büyük tepki vermemize sebep olan şeyin ne olduğunun farkında olmasak da yine dolaylı olarak kortizolün marifetidir. Zira, kortizol algıladığımız tehdit seviyesine göre salgılanır. Örneğin; bize daha önce istismarda bulunmuş birisiyle aynı ortama girmek zorunda kaldığımızda, bu ortam mahkeme gibi gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı bir yer bile olsa, o kişiyle aynı ortama girmek benzer bir tehditin gerçekleşebileceği korkusuna sahip isek yüksek seviyelerde kortizol salgılamamıza sebep olur. Dışarıdan aşırı görünen tepkinin sebebi budur.

Bu açıdan baktığımızda gerekiyorsa fiziksel olarak yani ilaç tedavisi ile; ama çoğunlukla psikolojik olarak yani psikolojik destek ve terapi ile travma sonrası stres bozukluğunun üzerine gidilmelidir. Tedavi sonrası iyileştiği düşünülen kişilerde belki yıllar sonra benzer bir travmatik olay deneyimlendiğinde benzer sıkıntılar yaşanması sık görülen bir durum olup, kişinin bireysel çabası ve yüzleşme cesareti tedavinin etkin olmasında çok önemlidir.

  • Her tedavide olduğu gibi öncelikli adım travmaya yol açan etkenlerden (yani bizim durumumuzda narsistlerden, sosyopatlardan ve onların aracılarından) uzak durmaktır.
  • Bedensel etkinliklerle beden terapisinden faydalanılmalıdır.
  • Depresyonla birlikte görülüyorsa ya da fiziksel hormon seviyelerinden kaynaklanan bir durum varsa ilaç tedavisi de uygulanır.
  • Psikoterapide güncel olarak uygulanan yöntemler Bilişsel Davranışçı Terapi’nin kolları olan maruziyet terapisi ve bilişsel yeniden yapılandırma terapisidir. Mod Terapisi de ek olarak destek verebilir. Her iki ekolden de Kalıpları Yık yazısında kısacık bahsetmiştim.

Engelleri Aşın

Bu noktada destek almayı engelleyen bazı durumlar var ki, ben de birebir görüşmelerimizde sıklıkla şahit olduğumuzdan belirtmeden edemeyeceğim: Olayları hatırlamaktan ya da kendinizle yüzleşmekten çekindiğiniz için, insanlara güveninizi kaybettiğiniz için, benzer şekilde terapistlere güvenmediğiniz için, yaşadıklarınızın bir rahatsızlık olduğunu bilmeyip kendi zayıflığınıza bağladığınız için ya da tedavi olabileceğinizi bilmediğiniz için… destek alma olanaklarından faydalanmıyor olabilirsiniz. Travma sonrası stres yaşayan birçok kişi sizin durumunuzda. Ancak, kaçmak ya da ertelemek sadece sorunları daha fazla ve bazen daha ağır yaşamamıza sebep oluyor. Bu yazı sebep olsun umarım. Bir kez daha düşünün ve kendinizi tedavi etmeye önce siz zihninizde başlayın.

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Travma Sonrası Stres” için 4 yorum

  1. Bu blogtaki tüm yazıları okudum ve okumaya devam edeceğim. Öyle tesadüfen karşıma çıktınız ki, belki de bir hayat kurtardınız. Altı yıl boyunca türlü entrikalara maruz kalmış her anlamda kullanılmış tüketilmiş bir insanım. Bunlar yaşanırken çok sevildiğimi sanıyordum. Borçların dibine vurduğumda, kendimi yalnız ve çaresiz hissettiğimde hala herşey düzelecek diye bitmeyen bir umudun içindeyken terkedildim. Giderken bana söylenen sihirli kelime çok acı vericiydi:Manüpülasyon!
    Sizinle karşılaşma sebebimdir bu kelime. Narsist şahıs artık senin manüpülasyonlarını dinlemeyeceğim demişti ve ben o gün yaşadığım şoka rağmen hayatımda ilk kez duyduğum bu kelimeyi araştırmaya başladım. Manipülasyon derken narsisti ve sizi gördüm. Ölmeyi planlarken karşıma çıktınız ve ben yazılarınızı defalarca okuyarak bir şekilde bugünlere kadar geldim.
    Herhangi bir destek almadım buna müsait durumum yok çünkü; ama size sonsuz teşekkür ederim ki bana anlayamadığım şeylerin aslını göstermiş oldunuz. Hırs yaptım ve güçlü olmaya çalışıyorum artık sayenizde. Çok ama çok teşekkür ederim.

    1. Rica ederim ve tüm üzüntülerin geride kalmasını dilerim. Bu yorumlar paylaşmanın değerini gösteriyor bana. Sevgiler

  2. Size çok teşekkür ediyorum.
    Malum, kurbanlar için destek kanalları o kadar az ki! O sıkışmışlık, çaresizlik insanı intihara kadar götürebilir, inanın bu ben olabilirdim. Adeta hayata tutunmak için çabalıyor durumda buluyor kendini insan, çaresizlikler içerisinde.
    Neden? Çünkü bir iletişim yaşamadık onunla birlikteyken. İletişim çift taraflıdır ve birbirini anlama kapasitesi olan insanlarla anlamlıdır. Bu şahıslarla yapılan iletişimde suçlu, günahkar, beceriksiz, kötü, aklınıza ne gelirse… o tabirler üzerimize yapışıyor adeta ve inanıyoruz, inanmak zorunda kalıyoruz. Ta ki bu insanların kronik hasta olduklarını öğreninceye kadar. Hala anksiyete bozukluğu, TSSB, sosyal fobi tedavisi alıyorum. Bu hastalıkların narsiste maruz kalmamızdan oluştuğunu yazmıştınız. Bu cümle bile insanı ne kadar rahatlatıyor. Size çok teşekkür ediyorum.
    Bunu öğrendiğimde bayağı rahatlamıştım. Yine de iyileşmek için yeni insanlarla tanışmaya ve bunun için zamana ihtiyacımız var gibi görünüyor. Bir de birisi yukarıda saydığım belirtileri gösteriyorsa mutlaka ailesinde mutlaka bir sosyopat veya bir narsist olma ihtimali vardır diye düşünmekteyim.
    Umarım bütün yaralılar ruhu incinenler yani bu tacize maruz kalanlar en kısa zamanda yaralarını sarabilirler ve sarabiliriz.
    Saygılarımla

    1. Ben de paylaşımınız, geribildirimleriniz için çok teşekkür ederim. İyi dileklerimiz ortak. Bahsettiğiniz rahatsızlıklar narsist ya da sosyopat karakterlere maruz kalanlar dışında herhangi bir şekilde bir istismara uğramış ya da travma yaşamış kişilerde görülebilir.
      Farkına varabilmek, çaba göstermek ve vazgeçmemek en önemlisi.
      Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir