Tuzağa Düşüş Süreci

Tuzağa düşüş süreci, iyileşme yolunda kendinle olan hesaplaşmanı ilerletebilmen için aşama aşama incelenmesi gereken bir olgu. Şimdiye kadar narsistin yaptıklarını irdeledin daha çok. Kendine ise çok kızdın, hala kızıyorsun. Zamanında bırakıp kurtulmak varken giderek artan onca baskıya nasıl göğüs gerebildiğine, nasıl olup da kalmayı tercih edebildiğine hayret ediyorsun. Kendini ve bebeğini koruyabilmekte yetersiz kaldığını, birey olarak sahip olduğunu sandığın sağlam altyapıyı savunmanız için kullanamadığını düşünüyorsun.

Yoksa altyapın düşündüğün kadar sağlam değil mi? 

İşte bu soruyu sana narsistik sapkının tohumlarını bizzat zihnine yerleştirip özgüven merkezinde filizlendirdiği kuşkular sorduruyor. Sen yine de gerçekçi olma olasılığına karşın soruyu tut bir kenarda; ama pek itibar etmeden mümkün olduğunca objektif sorgula ki narsistin oyununa gelmeyesin. Zira ben hala altyapının sağlam olduğuna inanıyorum.

Elinde, daha doğrusu kişiliğinde olanaklar olduğu halde savunmanın yetersiz kaldığı fikrine ise katılıyorum. Ancak nihayet biliyorum ki narsistin ilk hedefi senin savunma mekanizmanı işlevsiz hale getirmekti.

Bir narsistik sapkının kurbanı olmuş kişilerin ortak noktalarından biri kendilerini gerektiği gibi savunamamalarıdır; çünkü savunabilmek için öncelikle saldırının farkında olmak gerekir. Saldırı görülebilmelidir ki uygun savunmaya karar verilsin. Buradaki sorun saldırının açık olduğu kadar gizli de oluşudur.

Hatırla…

İlk sorular

İnce ince başlamıştı. Rahatsız olmuş; ama konduramamıştın. Rahatsızlığını dile getirecek olsan şakaya vurup, “Abartma canıım!” der geçiştirirdi. Eleştirileri seni sevdiği ve daha iyi, daha güzel, daha başarılı olmanı istediği içindi. Böyle hafif hafif, alıştıra alıştıra ilerledi.

Seni denemek için başkalarının önünde alay etmek, küçümsemek gibi daha belirgin bir saldırıda bulunur, sen savunmaya geçince hemen geri çekilir, sevgi gösterileri yapardı. İki ileri bir geri, iki saldırı bir sevgi gösterisi, zamanla üç dört saldırı bir sevgi gösterisi…

Bir şeylerin yanlış olduğunun farkındaydın; ama teşhis koyacağın noktada gelen bir sevgi bombardımanı geriye sarıyordu her şeyi.

Onun yerine bahaneler uydurma

Empatik bir kişiliksin ya, kötü tavırları için onun yerine gerekçeler bulurdun. Bilerek yapmadığını, bunalımda olduğu için gerginleştiğini ve böyle davrandığını düşünürdün; çünkü başlangıçta aşık olduğun adam bambaşka biriydi. Şu bunalımı bir atlatsa yine kendini bulacaktı.

Bunalımda olduğu düşüncesinden sıyrılınca bu kez yanlış bir ailede büyüdüğü için doğru iletişim kurmakta zorlandığını düşündün. Destek olmak, alttan almak, sevgi göstermek gerekiyordu ki, o da sevmeyi öğrenebilsin. Hasar boyutunu bilemez, şüphelenmiş olsan da o derin boşluktan emin olamazdın.

Bu savunmasızlık hali ilk saldırıların başarılı olduğunun göstergesiydi ne yazık ki. Şiddet ve cephe sayısını arttırarak devam edecekti.

Açıklamaya çalışma

Giyimin, saçın, işin, sosyal etkinliklerin, herhangi bir söylediğin ya da yaptığın seni eleştirmesi için kolayca kullanabildiği malzemeler oluyordu. Hedefi özgüvenini yıkmakken sen kendinden emin, seni tanımadığı için, doğru iletişim kuramadığınız için yanlış anlaşıldığını düşünüp açıklamaya çalışıyordun. Seni bir tanısa, bir doğru değerlendirebilse yine ilk günlerdeki gibi sevecekti. Sevgiden çok uzak bir ruh olduğu, iletişim ortamını bilerek sabote ettiği nereden aklına gelecekti ki!

Konuşarak iletişim kuramıyordunuz; çünkü ya kaçıyor ya konuyu saptırıyor ya da söylemediğin şeyleri söylediğini iddia ederek seni afallatıyordu.

Konuşma çabaları kolayca kavgaya dönüşüp çok sinirlendiği, kendine hakim olamayıp öfke patlamaları yaşadığı, sen de dayanamayıp ağlamaya başladığın için ikinizin de kendinizi daha sakin tutabileceğiniz düşüncesiyle ortam değişikliği yapmayı denedin. Sahilde yürürken, bir kafede otururken konuşmaya çalıştın. Bir şey değişmedi. Rezil olma korkusuyla geri adım attın.

Bir süre onun istediği gibi davranmayı denedin. Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın duygularını belli etmeden mutlu görünmeyi. Bunu senden nasıl isteyebildiğini anlayamıyor, insanın duygularını ifade etmeden yaşamaya çalışmasının sağlıksız olduğunu ona anlatamıyordun. Hissedemeyen bir sosyopat olduğunu ve duygular olmadan yaşadığını bilemezdin. Nitekim, bu oyun da kısa sürede onun cendereyi iyice kıstırmasıyla acı şekilde sona erdi. (Bkz: 30 Günlük Mutluluk)

Yazmayı denedin. Uzun uzun epostalar yazdın. Böylece ne söylediğin ve nasıl söylediğin çarpıtılamayacaktı olacaktı. Sen öyle sandın en azından. Bu kez ya cevap vermedi ya da yine saptırma ve aynalama yoluna giderek çıkmaza soktu.

Sıkıntılarını dile getirmeye çalışırken suçlanan insan oldukça kendini açıklama çabalarınla birlikte anlaşılamama hissin de giderek arttı. Tam burada, kendinden şüphe duymaya başladın işte. Çok güvendiğin iletişim becerilerin bir işe yaramıyordu. Yoksa kendini iyi ifade edemiyor muydun gerçekten? Kafan karışmaya başladı.

Meydan okuma

Bir noktada onunla doğru iletişim kurma girişimlerinin seni geliştirebileceğini bile düşündün. Bu zor adamla iletişim kurmayı başarabilirsen, yepyeni bir iletişim becerisi kazanmış olacaktın.

Tüm sömürücü ilişki boyunca mazoşizme en çok yaklaştığın nokta buydu. Mazoşist sayılabilmen için acı çekmekten zevk alman gerekirdi ve sen tartışma içindeki çatışmaları çözebilmek için yeni iletişim yöntemleri denemekten zevk alıyordun; ama mutsuz olduğunun farkındaydın. Neyse ki bu zevk alma hali çok kısa sürdü. İletişim kurma adına bir ilerleme kaydedemeyip başa sardığını, enerjini giderek tükettiğini gördükçe bu meydan okumadan vazgeçtin. İçten içe sana zarar verdiğinin farkındaydın da nedenini ve nasılını çözemiyordun.

İlişkiyi ve kendini sorgulama

İlişkide belirgin dengesizlikler vardı. Hep veren taraf olduğunu, ara ara gelen sevgi gösterileri hariç bir şey alamadığını hissediyordun. O sevgi anları da çok tuhaf değil miydi zaten? Onca kavga gürültünün arasında bir anda çıkıverip hemen de yok oluyor, yerini yeni kavgalara bırakıyorlardı.

Birlikte anlamlı bir şeyler yapmadığınızı, aslında hemen hiçbir şey paylaşmadığınızı görüyor, sorunları azaltacağını umarak bunun için çaba sarf ediyor, başlangıçta ortak nokta gibi görünen sosyal etkinlikler (Bkz: Narsistle Tanışma) için bile sürekli reddedilmek seni bezdiriyordu.

Seni değiştirip kendi istediği kalıba sokma çabasındaydı sürekli. Bitmek bilmeyen eleştirilerini böyle yorumluyordun. Direniyor, seni değiştirmene izin vermediğini sanıyordun. İletişim kuramayıp sorular ve sorunlar biriktikçe, yalnız bırakılıp kendi düşüncelerin içinde spekülasyonlara itildikçe mantık çerçevesinde başa çıkmakta zorlanır oldun.

İlişki bittikten çok sonraya kadar devam edecek bir moda girdin böylece. Bak, ilişkinin dinamiklerini sonunda çözdüğün halde hala kendini sorgulamaya devam ediyorsun.

Anormalin normalleşmesi

İlişkiyi ve kendini sorgulaman, ayrılıkla sonuçlandı; fakat onun sızma girişimlerine gerekli direnci gösteremedin. Başlangıçtaki göz boyama modunun seni çıkardığı yükseklere kimseler ulaşamıyordu. O özeldi sana göre ve yine aynı şekilde seni bir daha bir daha baştan çıkarabilmek için gayret sarf ediyordu.

O gayretlerin sevgiden kaynaklandığını sanıyordun. İçinden bir ses, sevginin bu olmadığını söylese de onun elinden gelenin bu olduğuna ikna etmiştin kendini ya da ikna edilmiştin. Her barışmadan sonra en fazla birkaç hafta süren balayı modunun ardından saldırılar ve haliyle kavgalar süregeliyordu. Artık çözmeye çalışmıyor, sessiz kalıp görmezden geliyor, alttan alıyor, fazlasıyla sömürüldüğünü hissettiğin zaman ayrılıyordun.

Asıl hata ise yeniden başlamalardı. Değişmeyeceğini bildiğin halde başka birilerine karşı benzer hisler yaşayamadığın için elindeki sevgi kırıntılarından faydalanmak istiyor gibiydin. Bir beklentin de yoktu zaten iyi vakit geçirmek dışında. Sızma girişimlerine bir süre direnebilsen de yanında biri olmasına ihtiyaç duyduğun zayıf anlar mutlaka denk geliyordu. Kapıyı açtıktan kısa süre sonra anlıyordun onun aslında yanında olmadığını; fakat iş işten geçmiş oluyordu bir kez daha.

Kendine bile açıklayamıyordun da ayrı olduğunuz dönemlerde bile onun etki alanı içinde olduğunu hissediyordun. Senin sevgi ya da aşk olduğunu sandığın, onu sana tekrar tekrar getiren şey, sapkının içindeki doymak bilmez sömürme arzusundan başka bir şey değildi. Kaldı ki sen de yüksek enerjilerle capcanlıyken başladığınız her seferin sonunda, kendini kuyuların dibindeki karanlıklara çekilmiş gibi hissederek kaçıyordun.

Büyük hata

Tüm bu süreç boyunca, narsistin senin kişiliğine olan olumsuz etkisini açıkça göremedin, hafife aldın. Bu ayrılıp barışma döngüsünün yılda en fazla iki üç ay düzenli görüşmenizi sağlayan sağlıksız ortamı zaman içinde normal olmayanı normalleştirir, yanlış iletişim kalıplarını senin algı merkezine yerleştirir oldu. Manipülasyonlar çeşitli açılardan ve çeşitli şekillerde geldikçe net göremez, sağlıklı değerlendirip doğru karar veremez oldun.

Etkisini hafife almanın en önemli sebebi görüşmediğiniz dönemlerde enerjini yeniden toplayabildiğini görmendi. Üstelik özgürdün. Seni ona bağlayan bir şey yoktu. Kopman gerektiğini bilsen de hasar boyutunu algılayamadığın için kesin eyleme geçmedin. Hem nasılsa yurtdışı projen gerçekleşince doğal olarak bitecekti. (Bkz: Gelgitler)

Bu rahatlığın, seni “kurban” koltuğuna prangalarla bağlayacak o hatayı yapmana yol açtı. Burada şiddetle vurgulamak zorundayım ki hata hamile kalmak, bu yavruyu dünyaya getirmek, ona annelik etmek değil; bu güzelliklerin arka planında ömür boyu narsistik sapkına bağlı olmana yol açacak bu kararı verirken yılların sisli algısı yüzünden yaşayabileceğin olumsuzlukları akıllıca düşünmemendi.

Böylesi bir cehennem azabının içinde hapsolacağını öngörememen normaldi belki o koşullar altında; yine de narsistik sapkın yıllarca başaramadığını bir tek hamleyle elde etmiş, bebeği kullanarak seni kendine bağlayabilmişti. Kurbana dönüştüğün, uzun zamandır kazılan tuzağa ne kadar derin ve karanlık olduğunu bilmeden kendi isteğinle atladığın an buydu.

👇

İlişkili Yazı: Adım Adım Terapi

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir