Uyanış Travması

Uyanış travması şu anda yaşadığın. Yıllardır adını koyamadığın tüm o “rahatsız edici şeylerin” adının “istismar” olduğunu, sevdiğini sandığın kişinin bir narsistik sapkın olduğunu nihayet görebiliyorsun.

Şimdiye kadar yaşadıkların travma değil miydi? Öyleydi belki. Nefret moduna, cinnet moduna girip öfkesine hakim olamadığı, seni yoksayıp değersizleştirdiği, aklınla oynadığı, sana tüm yaptıklarına rağmen bir şekilde üste çıkıp seni ağır şekilde suçladığı her olayda kendini tehdit altında hissettin, ufak ufak travmalar yaşadın. Ufak diyorum evet, küçümsediğimden değil, şu anda uyanırken yaşadığının yanında gerçekten ufak oldukları için. 

Olayları tekrar tekrar yaşayıp duruyordun zihninde. Rahat bir uyku uyuyamıyordun. Farkında olarak ya da olmayarak çözmen gereken karanlık noktaları aydınlatmaya çalışıyordun. Şimdi ise teker teker olaylar aklına geldikçe artık soru işaretleri yerine yanıtlar buluyorsun ve bu yanıtlar yaşadığın işkenceyi görmeni sağlıyor sonunda. İçindeyken anlayamayıp bir anda hepsine uyanmak nasıl da karmaşık!

Ruhsal olarak kaldıramadığın için bilinç dışına iterek unutmayı tercih ettiğin tehditler, hakaretler, aşağılamalar tekrar gün yüzüne çıktı, çıkıyor, belki çıkmaya devam edecek. Canına kastı olduğunu itiraf etmişti evet ve sen bir anlık sinire vermiştin. Olayları inkar edişleri aklınla oynamak içindi, anlayamamıştın. Doğumdan sonra sana “Doğumla birlikte senin işin bitti” demişti, gerçekten bitirmek için çabaladığını bilemezdin…

Bugün uyandığına göre ne kadar yoğun bir stres altında olduğunu bir daha fark ediyorsun. Bu farkındalık büyük bir darbe gibi indi üstüne. Dehşete düştün, iyiden iyiye sarsıldın. Kendin ve çocuğun için kaygılıydın; ama ayrılığı kabullenince saldırıların en aza ineceğini umuyordun. Oysa şu an biliyorsun ki narsist vazgeçmeyecek. Kaygıların katlanarak bir anda tırmandılar. Kapana kısılmış, kafeslenmiş gibi çaresiz hissediyorsun.

Hala kendinden şüpheleniyorsun. Koyduğun teşhisin ortaya döktüğü vahim tabloyla başa çıkmaya çalışmaktansa onun narsist bir sapkın olmamasını diliyorsun. Araştırıyorsun, farklı kaynaklara bakıyorsun. Okudukça, konuştukça daha da emin oluyorsun.

Tuzağa düşürüldün, aldatıldın. Utanıyorsun. Kendini suçluyorsun. “Bende nasıl bir sorun var ki bu raddeye gelene kadar fark etmedim?” sorusu bozuk plak gibi dönüp duruyor zihninde.

Her şeyden ve hepsinden önemlisi oğlunun narsistin saldırılarına daha fazla maruz kalmasını nasıl engelleyeceğini bilemiyorsun.

Oğlun evet. Bir bak gözlerine. Dünyanın en masum en sevecen canlarından biri. İyi bak ona. O tuttu seni ayakta çünkü. En kötü gününde bile onun ihtiyaçlarını karşılaman gerektiğinin farkındaydın. Emzirmek için sağlıklı beslenmen, onunla koşturabilmek için uyuman, gülmesi için gülmen, oyunlar oynaman, kısacası yaşamaya devam etmen gerekiyordu. Sen de ona göre davrandın. Ağır bir depresyona girmeni engelledi bu annelik telaşı. Devam ettin, ilerledin, öğrendin, ayılıyorsun. Çok şükür!

Sen ki hep yaşama isteği yüksek bir insan oldun, bugün sana ihtiyacı olan bir yavru varken mi depresyona girecektin! Hayır. Bu travmayı atlatacaksın.

Kendini savunmaktan hiç vazgeçmemiş olman, savunma mekanizmanın hala önemli oranda çalışıyor olması en dipte olmadığını gösteriyor. Sevin!

Çok kötü şeyler yaşadın, yaşamaya devam ediyorsun. Üzülmen, hatta yıkık hissetmen çok normal. Hafife alma; ama abartma da. Unutmaya, bastırmaya çalışma. Yaşa, acını hisset. Görmezden gelme daha fazla. Başka türlü iyileşemezsin.

Kendine de çevrendekilere de kızabilirsin. “Unut gitsin” diyenlere kulak asma, “Gereksiz kafaya takıyorsun” diyenlere de. Orada seni rahatsız eden bir şey var ki hala düşünüyor, üzülüyor, acı çekiyorsun. Onu bulman, tanımlaman ve çözmen gerek ki arınasın.

Kendi başına altından kalkamayacağını düşünüyorsan bir uzmandan destek al. Profesyonel biri olsun.

Bugün nihayet uzun yıllardır bir anlam veremediğin tüm o tavırların neden kaynaklandığını ve neyi amaçladığını, neden işin içinden çıkamadığını, kopamadığını ama birlikte de yapamadığını biliyorsun. Bilgi güçtür ve sen hayatının bundan sonrasını yoluna koyabilmek için çok değerli bir bilgiye sahipsin artık. Rahatla!

Bilincin uyandı. İyileşmenin geri dönülmez başlangıcındasın ve daha çok işimiz var…

👇

İlişkili Yazı: Adım Adım Terapi

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Uyanış Travması” için 11 yorum

  1. Merhaba, aslında bu yazılarınızı duyarlı hukuçular ile paylaşabilmeniz ne güzel olur, sisteme rağmen,
    Sevgiler

    1. Ne yazık ki henüz “duyarlı” bir hukukçuyla karşılaşamadım. Yazılardan birinde bahsetmiştim mesleki kirlenme meselesinden. Daha baştan işlerin yoğunluğundan, ne çok dosya olduğundan, hakimin uğraşmayacağından bahisle açıyorlar konuları. Söz konusu kişinin ne kadar tehlikeli olduğu göz önünde bulundurulmuyor. Sadece benim karşı karşıya olduğum kişi değil, bu tip ileri seviye kişilik bozukluğu sahibi kişilerin yasal olarak tehdit sayılabilmesi için hukuki zeminde çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum; ama her zamanki gibi ütopik kaçıyor içinde bulunduğumuz sistem koşullarında. O duyarlı insanlar çıkıverseler ortaya, mucizevi olurdu herhalde!

  2. Evet çıkacaktır, çıkmak zorunda. Ben sistemin değişmeye başladığını ve artık boyalarının döküleceğine inanıyorum. Ama en önemlisi, kendi ailemden biliyorum, babanız da olsa ne yapıp ne edip bağlantıyı keseceksiniz. Orta da çocuk olunca çok daha zor eminim. Çokk kolaylıklar diliyorum size.

  3. Bazen uyanırsın; ama yorgan tutar, yastık bırakmaz kalkamazsın. Aklından “şunu giyeyim, bunu hazırlayayım” diye düşünmeye başlarsın ki kalkamasan da bir yandan dişe dokunur düşünceler ile güne başladın sayarsın. Aslında ne uyanmış ne kalkmışsındır. Uyandın sandın; ama uyanmamıştın. Yatağı arkanda bırakmadığın sürece de uyanmış olmayacaksın!
    Karabasan değilse de o uyuşukluk hali uyanış da değil. Uyanmak emek isteyecek, çaba gerektirecek! Çok kötü bir gecenin sabahına uyanırken haklı bir şekilde hiç de dinç değilsin belki… Belki kimsenin yok; ama senin hakkın var yastık uyuşukluğuna.
    Yine de bazı şeylerin farkına varmak, duyup okuyup öğrendiklerin ile bazı şeylerin normal olmadığını anlamak, “sabah oldu, gün doğuyor, güneş doğacak ve güzel bir gün olacak“ demek olsa da uyanmak da uyanış da demek degil; olsa olsa uyanış travmasi belki… Bu kara geceden uyanmak diğerleri gibi de değil! Birdenbire olmayacak! Çaba gerekecek, zaman alacak yastıktan kafayı kaldırmak, ayağa kalkmak… Hiç kalkamayacak kadar yorgunsun; ama kalkmazsan yorgunluk daha bir çökecek üstüne.
    Uyanış sanki bir anlık birşey anlamı getiriyor belki yanında ama daha uzun soluklu birşey galiba.

    1. Katman katman bir aydınlanış bu. Tuzağa düşüş süreci kadar yavaş değil çok şükür; fakat o kadar aşamalı. Her aşamada onun kimliğinin, sana yaşattıklarının ve en önemlisi kendinin biraz daha farkına varabiliyorsan uyanış travmasıyla başa çıkabiliyorsun.
      Yastık uyuşukluğuna hakkın var; ama bu farkındalıklar izin vermez uyuşuk kalmana artık. Bir anda olmasa da sanki en iyisi kalkman gerektiğini kabullenip uyanış sürecini kendine işkence haline getirmeden tamamlamak…

  4. Dik oturdum, gözlerine baktım. Nötrdüm. Ne öfke ne üzüntü… Günlerdir de aynıyım aslında. Terapistin korku, öfke, endişe duygularına götürüp o duyguları şaşırtarak bilinçaltı temizliği yapışı birkaç gün öncesi. Boşanmak istediğimi dile getirdim. Suçlamadım. Yetişme şekillerimiz farklı algılar göstermemize neden oluyordu. Bunun üzerine birkaç cümle kurdum, yeri geldikce o da. Çayım bitti, doldurmaya gitmedim. Şaşırtmaları peşine konuyu değiştirmedim. İlgisini çekti bu durum. Yeni sorularla ve onu suçlamaya çalıştığıma durumu getirmeye çalışıyordu hem de hiçbir asıl olmaksızın. Öfkelenmeye bir şey aradı; ama benden bu duyguyu çıkaramadı. Afalladı. Düşündü, saldıramadı. Çay doldurmaya kalktı. Sigara içmeye döndü. Saldırı yapacak bir şey bulamadı sanki. Herşeye hiç düşünmeden korkmadan sesini cılızlaştırmadan kendinden emin bu kadınla ilk kez karşılaşıyordu. Sonunda onu duymazdan gelmeyi tercih edip kendi kendine konuşmaya başladı. Tekrar deneyeceğini söyledi. Bana değil! Öylesine alışmış ki her defasında hırpalayabilecegi bir kadın olduğuna ve o kadının yerinden oynamayacağına. Kendi kendine konuşmaya başlayınca biraz daha bekledim. Sanırım ben kalktığımda hala kendine birşeyler söylüyordu. Konuyu geçiştirmenin başka bir yoluydu belki bu delilik taktiği de…

    1. Bu karar ve bu konuşma yeni bir dönemin başlangıcı sizin için. Öncelikle hayırlı olsun.
      Her terk edilme olasılığında olduğu gibi sakin, akıllı ve mantıklı davranma, ilgili ve sevgi dolu davranma, acındırma tavırlarına girme modları arasında gidip gelecektir. Dengesini kaybettiğinde ise şiddet eğilimi ve öfke nöbetleri kendini gösterebilir. Umarım bu süreci çok zorlanmadan atlatırsınız.

  5. Ben ilişkinin içerisindeyken karşımda bir narsist olduğundan habersizdim. İlk zamanlarda hayatımın aşkını bulduğumu zannettim. Bir mucizeyi yaşıyor gibiydim. Ta ki git gel duygu durumları yaşanmaya başlayana kadar. Yaşanan her kavganın sorumlusu olarak beni suçladı sürekli. Ortada elle tutulur bir sebep olmamasına rağmen bir anda tartışma başlatır, öfkelenir ki bu öfke sıradan birinin öfkesiyle kıyaslanamaz. Hak etmediğin halde o kadar ağır hakaretlere maruz kalırsın ki.. Merhametsiz, vicdansız hallerine. O öfkesini, içindeki kini kusana kadar üzerine gelir, sakinleştirmeye çalışırsın ( çünkü normal insanların ilişkilerinde süreç bunu gerektirir diye düşünürsün)  o istediği zaman sakinleşir. Hemen sonrasında hiçbir şey olmamış gibi seninle eski haline dönmeye çalışır. Sonra durumu tahlil eder “bak ne hale getirdin beni. Seni ne kadar çok sevdiğimi hala anlamıyorsun. Nasıl biri haline geldim. Senin bu hatalarını benden başka kimse kabul etmez. Çok bencilsin. Düşünmeden konuşuyorsun. Beni hiç düşünmüyorsun” gibi manipülasyonlarla suçu yine sana yıkar. Ben ne yaptım dersin. Yine benim hatam. Ben suçluyum. Bir türlü ona layık olamıyorum ben.
    Ben bu süreçleri tekrar tekrar ve her seferinde daha ağır şekliyle yaşarken karşımda psikolojik olarak rahatsız birinin olduğunun farkındaydım artık ama narsizm aklımın ucuna bile gelmedi. Gelmemesinde de yine onun etkisi var ben bipolar bozukluk yaşamasından şüpheleniyordum. Okumaya araştırmaya başladıkça çok fazla bağdaşmadığını gördüm.
    Dört ay kadar sürdü. Son üç ayı artık kendimi hatırlamıyordum. Arkadaşlarım, ailem sen eski sen değilsin. Neredesin? Diye sorguladıklarında geçiştirmeye çalıştım. Ruhsal zehirlenmenin farkında değildim. İlişkinin dinamiği bu diye kabullenmiştim artık.
    Benim tanrım haline gelmeye çalışıyordu tabiri caizse. Geçmişim, bugünüm, yarınım her şey onun elinde olmalıydı. Geçmişimle ilgili pek bahsetmezdim. Bu da onu çılgına çevirmişti. Bildiği psikolojik teknikleri uygulayarak en sonunda ağzımdan laf almayı başardı. Ve bu korkuyu benim içime saldıktan sonra artık sonu gelmedi. En ufak bir şey söylemediğimde hem vicdani rahatsızlık duyardım hem de korku.
    Yine de aşıktım. Her şeyi düzeltebiliriz diye devam ediyordum. Benim bitirmemin sebebi farklıydı. O bitiremezdi çünkü. Beni bırakamazdı. Yani öyle söylerdi. Ben bu hareketlerini sevgisinin yoğunluğuna yorardım. Değilmiş 😂. Neyse terk edeli çok olmadı. Ama peşime de düşmedi. Benim bir şekilde ona döneceğimi onsuz yapamayacağımı düşünüyor. Öyleydi ta ki karşımda bir narsist olduğunu anlayana kadar.
    Duygularım, emeklerim, savaşlarım heba olmuş boşa gitmiş gibi hissediyorum. Ama bunun içinden de çok güçlü bir kadın olarak çıkacağıma eminim.
    Bu yaşadıklarımız kolay değil hiç değil. Yaşamayan birine bunları anlattığımızda bizi ne kadar anlayabilir? Bence damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar. Bir narsist mağduru olarak bu savaşın içinden sapasağlam çıkan bütün kadınları takdir ediyorum. Siz muhteşemsiniz. Daha da muhteşem olacaksınız. Güzel yarınlara!

    1. Değerli paylaşımınız için çok teşekkürler.
      Henüz geridönüş çabası içine girmediyse belirttiğiniz gibi onsuz yapamayacağınıza güvenmesindendir. Bir süre sonra girisimler başlayabilir, hazırlıklı olun.
      Uyanışınız berrak olmuş. Sizden alıntı yaparak yazıyorum: Siz de muhteşemsiniz. Unutmayın.
      Sevgiler

  6. Merhabalar
    Cok uzun soluklu bir iliskiydi bizimkisi bana gore bulunmaz essiz bir askti. Uyanisim cok ama cok uzun surdu narsistlik diye birsey bilmiyordum. Sonu gelmez yalanlar surekli suclamalar ve daha bircok kotu sey .. artik biliyorum ki bir narsistle yillarimi gecirmisim. Tum yazilanlari arastirip okudum.nasilda uyusuyordu yasadiklarimla. Ayrildigimda beni suclayarak hakaret ederek iliskiyi surdurmek istedi. Artik ugrasmiyor. Ama ben hic varolmayan birini delice ozluyorum. En kotusu de bu sanirim .ozledigin kisinin aslinda hic olmadigi yere goge sigdiramadigin askin aslinda hic olmadigi. Icimdeki bosluk ve anlamsizlik o kadar derin ki. Zamana ihtiyac var biliyorum . Aglama ataklari geciriyorum. Artik benim o kisiyle isim olmaz .ancak kendimle basa cikamiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir