Eğitim ve Deneyim

Eğitim ve deneyim, psikolojik istismar yaşantısından kurtulmak ve arınmak için çırpınan kurbanın çok ihtiyaç duyduğu halde zor ve az bulduğu iki unsur. Sömürü kurbanı, kötüye kullanıldığına uyandığı andan itibaren destek arayışı çerçevesinde şiddete karşı duyarlı, eğitimli ve deneyimli kişilere ulaşmak uğruna maddi imkanları seferber etse de onları bulamıyor. Oysa, şiddet oranları göz önünde bulundurulduğunda ilk akla gelen eylemlerden biri, bu konuda eğitimli uzmanlar yetiştirmek ve onlara deneyim kazandırmak olmalı.

İstismar kurbanının geçirdiği aşamalarda karşısına çıkan, işi gereği destek vermekle yükümlü kişiler:

Aile içi şiddete maruz kalan bir kadının muhatap olduğu kişiler; avukat, hakim, polis, mahkemede görevli uzman psikolog, özel psikoterapi için başvurulan klinik psikolog ve/veya psikiyatrist…

Aile içi şiddete, bir yetişkinin ya da akranının zorbalığına maruz kalan bir çocuğun muhatap olduğu kişiler; yukarıda sıralananlara ek olarak öğretmen, rehberlik uzmanı, pedagog, sosyal hizmetler uzmanı, bakıcı…

İşyerinde psikolojik şiddete maruz kalan bir mağdurun muhatap olduğu kişiler; Yöneticisi, insan kaynakları uzmanı…

Toplu olarak bakınca her biri, görevleri gereği sıklıkla şiddet olaylarına tanıklık eden meslek grupları olduğu halde sizi temin ederim çoğunluğu psikolojik şiddet konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Bu yargım sadece kendi deneyimlerimin değil, aynı zamanda kendi uyanış sürecimin başından beri blog ve sosyal medya aracılığıyla iletişim kurduğum, deneyimlerini paylaşan yüzlerce istismar kurbanının verdikleri geribildirimlerin bir sonucu.

Şiddetin görünürlüğünün halihazırda toplumsal boyutta bir sorun olduğunu kolayca tahmin etseniz de, süreçlerde görevli bu kişilerin eğitimli ve deneyimli olmaları gerektiği beklentisine giriyorsunuz ve ne yazık ki her aşamada tekrar tekrar hayalkırıklığı yaşıyorsunuz. Kısa ve öz:

Bilmiyorlar, anlamıyorlar, önemsemiyorlar!

Her biri kendi alışkın olduğu bürokratik süreçler ve iş yapış şekilleri doğrultusunda ezbere hareket ediyor. Toplumun hissizliğinin ve tepkisizliğinin yansımasını bizzat bu sorunları çözmekle görevli kişilerde de görmek çaresizlik hissini pekiştiriyor. İstatistiklere baktığınızda avukatlar, sosyopati ölçeklerinde mesleki görülme oranlarına göre yapılan sıralamalarda CEO’lardan sonra ikinci sırada yer alıyorlar.

Bu meslek gruplarından özellikle resmi süreçlerde görevli olanların mesleki eğitimleri kapsamında psikolojik şiddet üzerine eğitimler olsa da teorik, ezbere çalışmaların ilerisine gidemedikleri, eğitim içeriğinin benimsenmediği ve uygulamada yetersiz kaldığı aşikar.

Özel psikolog ve psikiyatrlar, uzman psikoterapist oldukları durumda daha bilgi yoğun olmakla birlikte, aynı teoride kalma sorunu onlarda da görülüyor. Çoğunluğu, kitabi yönlendirmelerin ötesine geçemiyor, empati kuramıyor, takip ettikleri ekollerin öğretilerini standart olarak uygulamaktan fazlasını yapamıyorlar. Dolayısıyla, danışanın içsel çırpınışlarının çok dışında kalıyorlar. Her geçen gün bir başka okuyucumun travma sonrası stres yaşantısını anlayamayan, danışanın anlattıklarından psikolojik olarak istismar edildiğini kavrayamayan psikologlara dair şikayetlerini okuyorum. Benim gibi çocuk sahibi olanlar çocuların aldıkları hasarı anlatamamaktan bezmiş durumdalar. Hal böyle olunca, diplomalılarca anlaşılamamaktan muzdarip sömürü kurbanları alternatif çare arayışı içinde konu hakkında uzman olan sertifikalı/sertifikasız danışmanlara yöneliyorlar. Türkiye’de narsizm ve sosyopati konusundaki farkındalık henüz gelişmediği için bu şekilde çalışan danışman bilgisiyle karşılaşmadım; ancak yurtdışında başarılı örnekleri var.

Ruh sağlığını emanet edebilmekte temkinli davranıp diplomalıları önersem de söz konusu danışmanların tercih edilme sebeplerini çok iyi anlayabiliyorum. Nitekim ben de bir uzman klinik psikologla sürdürdüğüm terapim dışında internet üzerinden bazı danışmanları takip ettim ve çok faydasını gördüm. Sebep, bu kişilerin hem ayrılık ve terapi süreçleri hakkında hem de sonrasında istismarcıyla ilişki sürdürme zorunluluğu varsa bu döneme dair çok daha deneyimli olmaları ve somut çözüm önerileri sunabilmeleri. İhtiyaç doğrultusunda ortaya çıkmış bu yeni meslek kolunun ülkemizde de sağlıklı sınırlar içinde faydalı hizmetler verebilmesini umuyorum. Bu örneğin, var olan meslek kollarının yetersizliğini ortaya dökmekte yeterli olduğunu düşünüyorum.

Öte yandan, psikolojik destek söz konusu olduğunda ortaya çıkan bu alternatif seçenek, resmi kurumlardaki görevliler için söz konusu olmadığından yasal süreçler kurban için kabusa dönüşüyor.

Sözün özü belli

Adı geçen tüm bu meslek gruplarında psikolojik istismar konusunda bilgili, eğitimli ve deneyimli uzmanlar yetiştirilmeli. Eğitimler, teorik bilgiyi boca etmek şeklinde değil, sonrasında doğru uygulanıp uygulanmadığına dair denetimler yapılarak benimsetilmeli. Daha staj dönemlerinde istismar konusunda örnek vakalarda çalışma sağlanıp deneyim kazandırılmalı. Hatta şiddet ülkenin en önemli sorunlarından biri olduğuna göre belli sayıda vaka çözmüş olmak zorunlu hale getirilmeli ve/veya deneyimli uzmanların ayırt edilebilmeleri için bir tür mesleki puanlama sistemi oluşturulmalı.

Eğitim içeriği

Söz konusu zorunlu eğitimin içeriği ise temel birkaç adımdan ibaret:

  • Şiddetin tanımı, şiddet ve istismar türleri
  • İstismarcı kişilik bozukluklarının karakter yapıları
  • Şiddet ve istismarın ayırt edilebilmesi için ipuçları
  • Şiddetin kabul edilebilir olmadığının vurgulanması. Kısa ve uzun vadedeki zararları ve yıkıcı etkisi
  • Şiddet ve istismar vakalarında uygulanması gereken yaklaşımlar

“Eğitim şart” klişesi

Etkin sonuçlar sağlayan eğitimin ender bulunduğu bu toplumdaki sorunlu yapı değişene kadar, eğitimin şart olduğu klişesini tekrarlamaya mahkumuz.

Yaptıkları iş gereği istismar konusunda yetkin olması beklenen meslek gruplarının eğitilmesi ve onlara deneyim kazandırılması “şiddetli” yaşamımızın zorunlu hale getirdiği bir öneri olsa da, her birimizin şiddet toplumunda yaşadığımız gerçeğini yürekten hissetmemiz ve hislerimizi bastırmadan sağlıklı bir şekilde düzeltici eylemlere dökebilmemiz hayalin ta kendisi. Diğer yandan, yetişkinlere verilecek eğitimlerin sonu olmadığı için asıl hedef, yetişen yeni nesillerin körpe zihinlerine bebeklikten itibaren şiddetsiz yaşamın yerleştirilmesi, şiddetle başa çıkabilmek için kendini ifade becerilerinin geliştirilmesi ve duygusal olarak güçlendirilmeleridir. Eğitimle sağlanacak özdenetimin şiddetin önüne geçmekteki önemi göz ardı edilmemelidir.

👇

İlişkili Yazı: Tespitler ve Öneriler

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Eğitim ve Deneyim” için 3 yorum

  1. Selamlar
    Ben mert.sizinle bir iki sefer yazışmıştık.pek dilbilgisi
    kurallarına uyamıyorum
    mobildeyim

    şimdi çok daha iyiyim.son günlerde aklıma bir şey gelmişti emin olmamakla beraber yine de paylaşmak istedim.paylaşalım acılarımız azalsın değil mi?🐻
    yani kendi fikirlerimdir hata payı var.

    Narsisistik skalanın öteki ucundakiler psikopatlardır.”narsistik sapkın” denilen uzaydan gelme varlıkların psikopatlar olduğunu tahmin ediyorum.bu sebepten ikili ilişkilerde duygusal manipülasyon manevi taciz işte aşk Manipülatörleri falan bu kitaplarda geçen “narsistik sapkın” “narsistik sapık” ifadeleri psikopatinin ifadeleridir.ancak bu düşüncelerin teyide muhtaç olduğunu düşünüyorum.

    Saygılar sunarım.esen kalın.

    1. Genel kapsam olarak doğrudur. Narsistik kişilik bozukluğu ile antisosyal kişilik bozukluğu aynı başlık altında olup ayırıcı bazı özellikler olsa da çoğunlukla benzer özellikler göstereni sıklıkla birlikte görülen ve ayrımının yapılması kimi zaman zor olan iki bozukluktur. Bununla birlikte sadece narsistik olup antisosyal özellikler göstermeyen ya da tam tersi narsistik özellikler göstermeyen sosyopat bireyler de vardır tabi ki.

  2. Yani demem o ki ikili ilişkiler ve duygusal manipülasyon.ben bu kitabı bir sene önce okumuştum meğer antisosyal kişilik anlatılıyormuş diye duydum ve çok mutlu oldum🐶🐶🐶

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir