Tespitler ve Öneriler

Tespitler ve öneriler sunmak, sadece şikayet edip eyleme geçmek için kılını kıpırdatmamaya alışkın bir topluluğun sorunlarla başa çıkış şekline dokunabilmek adına zorunlu görünüyor bana. Tek başına köklü değişimler yapabilmek olanaksız görünse de hayal kurmak, bu hayalleri ayakları yere basar hale getirecek fikirsel çalışmalar yürütmek ve çabalamak şart. Bu çabalar, uzun vadede da olsa birinin psikolojik şiddete maruz kalmasının önüne geçecek ya da daha erken uyanıp kendini kurtarmasını sağlayacak bir olasılık doğurabilse yeter. Duyarlı dinleyicilere rastlayıp çabayı arttırabilirsek ne ala!

Tespitlerin özeti

Başından beri bireysel düzlemde yaptığım tespitlere topluluk düzeyinde tespitleri eklemiş oldum son birkaç yazıda. Hepsi birkaç cümleden ibaret aslında:

Şiddetin Varlığı ve Görünürlüğü

  • Şiddet ve istismar eğilimli kişiliklerin sayısı giderek artıyor.
  • Özellikle psikolojik şiddet ve duygusal istismar toplum tarafından görülmüyor. Verdiği hasarın boyutu bilinmiyor.
  • İstismarcı kişinin kötüye kullanmaya dayalı tutumları engellenemiyor. Güncel şartlar dahilinde bir uyarı mekanizması kurulamıyor.

Şiddete Karşı Hissizlik ve Tepkisizlik

  • Toplumca şiddeti görmezden gelen bir uyuşukluk içindeyiz.
  • Şiddete ve istismara tanıklık ettiğimizde doğru tanımlayamıyoruz ve nasıl işlevsel bir tepki verebileceğimizi bilmiyoruz.
  • Şiddete karşı tepkisiz ve sessiz kaldıkça şiddeti desteklemiş oluyor, sorunun bir parçası haline geliyoruz.

Destek ve Adalet

  • İstismar kurbanı nerede nasıl destek arayacağını bilmiyor.
  • Kurban destek bulmak için çırpınsa da yeterli psikolojik, hukuki, ekonomik destek olanağı yok.
  • Yasal süreçler doğal yapısı gereği kanıtlanması neredeyse imkansız olan psikolojik eziyete karşı bir yaptırım sağlamıyor, istismar kurbanını koruyamıyor.

Eğitim ve Deneyim

  • Gerek sömürü sürerken gerek sonrasındaki terapi ve hukuk süreçleri sırasında kurbanın muhatap olduğu avukat, polis, psikolog gibi meslek gruplarından kişiler kişilik bozuklukları, psikolojik şiddet ve duygusal istismar konusunda etkin rol oynayacak şekilde eğitimli ve deneyimli değiller.

Çok basit, naif ve herkesin aklına gelebilecek tespitler değil mi? Tespitleri ayrı ayrı açıkladığım yazılarda aynı basitlikte kısa kısa öneriler de var çözüme dair. Yine en kolay yanı hayal kurmak, fikir üretmek ve yazmak. Eksik olansa gerçekçi olarak projelendirmek ve uygulamak! Çünkü paradan önce emek ve zaman lazım! Her kesimden elini taşın altına sokacak olan yetkin insanlar lazım!

Bunların ötesinde, üretilecek türlü projede bilginin uçup kalabalıkların zihinlerine ulaşabilmesi ve zihinlerde birer ışık yakabilmesi için o kalabalıkların en yoğun iletişimde oldukları araçları etkin bir şekilde kullanabilmek lazım.

Sanat, televizyon ve sosyal medya

Sorunu gözler önüne serme yolunda sanatın katkısı yadsınamaz. Bugün Abidin Dino hayatta olsa ona soracağım ilk soru: “Duygusal sömürünün resmini yapabilir misin?” olurdu. Neden olmasın? Neden duygusal istismara dair filmler, tiyatro oyunları üretilmesin? Fotoğraf, resim, öykü yarışmaları düzenlenmesin?

Düzenlensin düzenlenmesine de, herkese ulaşabilmesi için bunlar yetmez. Televizyonda görmek, izlemek lazım her gün. Sadece haber programlarında değil, gündüz programlarında ve illa ki dizilerde çıkıversin insanların karşısına. Bugüne kadar yapılmış, şiddeti normalleştiren dizilerin yanında bir tane de şiddeti sorgulayan, duygusal şiddetin ayırt edilmesini sağlayan, kişilik bozukluklarını gözler önüne seren, şiddete uğrayan bir insanın yapabileceklerini anlatan bir dizi olsun. Olmaz mı? İzlenmez mi? Doğru bir imajla bence izlenir.

Hayal kuruyoruz ya, hadi biraz daha kuralım ilk aklımıza gelenlerle: Bir psikiyatri hastanesinde geçsin olaylar mesela. Temel roller: Psikiyatrlar, psikologlar, hastane çalışanları, hastalar ve hasta yakınları. Ne de olsa çok sevilir hastane dizileri. Hastane doktorlarından biri sosyopati üzerine araştırmalar yapsın. Her bölümde bir başka sosyopatla bir araya gelsin bu araştırmalar için. Hastane çalışanları arasında bir narsist şart, hatta bu kişi psikolog olan bir başka hastane çalışanıyla evli olsun da narsist şiddeti nasıl oluyormuş, terzi kendi söküğünü dikebiliyor muymuş onu görelim. Aşk ilişkileri, acı ve gözyaşı hem sabit karakterlerde hem de her bölüm değişen hasta öykülerinde kendini göstersin, tamamdır.

Dalga geçiyorum gibi görünse de ciddiyim. Televizyon dünyası şöyle dursun, televizyonun kendisine bile uzak bir insan olarak üretebildiğim çözüm klişe oldu kabul; ama işin uzmanları ele aldığında olmayacak iş değil. Bugün Osmanlı’yı sevdirmek için türlü türlü diziler türetiliyorsa ve izleniyorsa şiddeti bilinçlendirici şekilde ele alan; ama aynı zamanda hedef kitlenin özellikleri düşünülerek izleyici çekecek şekilde tasarlanan bir dizi üretmek de olasıdır. Şiddetin içgüdüsel olarak bu toplumun ilgisini çektiğini inkar edemeyiz.

Bir başka açıdan bakınca, günümüzde belki televizyondan daha etkili bir araç olan sosyal medya kesinlikle bu amaç uğruna kullanılmalıdır. Bireysel çabalar bir yana, daha fazla kişiye ulaşmak için “fenomenlerin” dikkatini çekip destekleri alınabilir. Televizyon konusunu çok dallandırdığım için sosyal medya üzerinde durmayacağım. Ana fikri verebildiğimi sanıyorum.

Günümüz toplumunda insanların en çok haşır neşir oldukları bu araçların dışında işyerleri, okullar ve kamu kuruluşları üyelerine ulaşabilmek adına yazılıdan ziyade sözlü, hatta eğlenceli etkinlikli farklı zihin açıcı yapılanmalar da kullanılabilir.

Projeler, projeler, projeler

Projeler, projeler, projeler dolaşıyor zihnimde. Aylardır bu konuya gece gündüz demeden o kadar kafa yordum, o kadar çok okudum, o kadar çok kurban ve onların narsist sosyopat deneyimleriyle içli dışlı oldum ki en beklenmedik bir anda bile aklıma yeni bir proje fikri geliyor. Akşam haberlerine ufak dokunuşlar, gündüz programlarına eklemeler, çocuklar için etkinlikler, imza kampanyaları, belediyelere özel uygulamalar, bakanlığa önerilebilecek projeler, tez çalışmaları, akademik araştırma projeleri…

Bunları sadece birer sosyal sorumluluk projesi olarak da görmüyorum. Uzun vadede verdikleri zararın büyüklüğü göz önünde bulundurulacak şekilde doğru ifade edilirse “sistemin” kendisi de bu projelere destek olacaktır. Örneğin: Mobbing yüzünden oluşacak verim düşüşünün, sorunu kökten çözecek bir bilinçlendirme ve şirket kültürü oluşturma çalışmasından daha maliyetli oluşu etkili bir sunumla “patronları” harekete geçirebilir.

Bunların hepsinin arkasında bir tek hayal var: Benim durumumdaki herhangi biri, gelecekte “Çocuğumun babası narsistik bir sosyopat.” dediğinde, “Ayrılmaya çalıştığım eşim/sevgilim bir narsistik sapkın” dediğinde karşısındaki kişi onun neden bahsettiğini, onları nasıl desteklemek gerektiğini ve çözüm sürecini bilsin istiyorum. Bir çözüm olsun yani! Narsistten kurtulmak için tek olasılık narsistin kendine yeni bir kurban bulması olmasın. Daha iyisi, insanlık bu kişilik yapılarının oluşmayacağı şekilde evrilemiyorsa da, zarar görmeden önce tanıyabilsin, teşhis ve tedavi edebilsin. Bunlara rağmen zarar görenlere de etkin destek sağlanabilsin.

Ben yaşamımı idame ettirebildiğim ve oğlumun gereksinimlerini karşilayabildiğim sürece emek ve zaman vermeye hazırım. Var mı bu doğrultuda projeler üretip bilfiil emek verecek olan?

 

👇

Paylaşım ve destek

Okuduklarınız size çok tanıdık geliyorsa, bu içeriğini oluşturmayı sağlayan bilgi ve deneyimden bireysel olarak faydalanmaya ve desteğe ihtiyacınız varsa paylaşım ve destek modeli konusundaki yazımı okuyabilir, iletişim kanallarımdan bana ulaşabilirsiniz.

Tespitler ve Öneriler” için 7 yorum

  1. Belki siz de denk geldiniz onun bloguna. Var böyle bir psikolog/psikiyatrist hanım. Hala atışıp duruyorlar eski eşi ile…

    1. Karşılaşmadım. İlginçmiş doğrusu. İçeriği bilemiyorum; ama danışanı olmayı tercih etmezdim.

    1. İletişim kuralım o halde. Aklınızdakileri e-posta adresime yazabilirsiniz. Neler yapabileceģimizi konuşalım.

  2. Merhaba,
    Yazılarınızı çok beğendim. Eşimin narsist olduğunu araştırarak buldum ve öğrendim. Bugün sizin yazınızı okuduğumda tam da aradığım; ama bulamadığım bilgiler olduğunu görünce sizi tebrik etmeden duramadım doğrusu. Çocuklarımı narsist babanın davranışlarından nasıl koruyabilirim? Ne yapmalıyım? diye çok araştırdım, sizin yazılarınızda buldum, çok sevindim. Çalışma ve tavsiyelerınıze, hassasiyetinize teşekkür eder, bu anlamda ben de bir şeyler yapmak isterim. Saygılarımla

    1. Merhaba,
      Çok teşekkür ederim öncelikle ve kötü günlerin geçmiş olmasını dilerim. Sosyal medya hesaplarından takipte kalırsanız birbirimizle iletişimi güçlendirdikçe ve sayımız arttıkça daha etkin işler yapabileceğimizi umuyorum. Sevgiler

  3. 33 yaşında akademik kariyerime başladığım günlerde bir kongre ortamında tanıştığım bir narsist ile evliliğim nedeniyle 10 yıl süren bir işkence döneminde, kariyeri bırakmak zorunda kalmam bir yana, önceden hiç bir sağlık sorunum olmadığı halde, astım, 8 adet boyun ve bel fıtığı, tedavilere yanıtsız migren atakları, bir beyin tümörü ve bir de çocuk sahibi oldum. Bir psikiyatr arkadaşımla sohbetim sırasında narsist olduğunu tesadüfen öğrendiğim o “sözde insan”dan, çocuğumla birlikte kaçarak kurtuldum. 9 yıldır hiç olmadığım kadar mutlu olduğumu hissediyorum. O zamanlar vazgeçtiğim akademik kariyerimi 2 hafta önce tamamladım. Çok şükür artık sağlıklıyım ve oğlumu da sağlıklı bir şekilde yetiştirmeye çalışıyorum.Tesadüfen gördüğüm bloğunuzu okurken o geçmişimi ürpererek hatırladım. Emeğinize sağlık. Narsistler ne yazık ki her yanımızı çevirmiş durumdalar. Benim de peşime takılan bazı narsistleri, önceki deneyimimin farkındalığı ile kendimden uzak tutabilmeyi şimdiye dek başarabildiğimi sanıyorum. Dost ve arkadaş çevrelerimde ben de deneyimlerimi paylaşarak, en azından bir kadın olarak ben çektim onlar çekmesin diyorum. Yazdıklarınızı okurken yaptığım empatiler duygu geçişlerine neden oldu. Tekrar teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir